AYASOFYA ARTIK CAMİ

Bugünleri gösteren Rabbimize şükürler olsun!

 

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : EDEBİYAT / YAZI VE YAZMAK ÜZERİNE
Okunma Sayısı: 3297
Yazar: Yılmaz Yılmaz
YAZA YAZA YAZAR OLUNUR MU?

—Said Türkoğlu’nun Yazarlık Ağacı adlı kitabı üzerine düşünceler—

 Bir kral komşu ülkenin kralını ziyarete gider. Komşu ülkenin kralı onu çok iyi ağırlar; ama bizim kralın gözü bir şey görmüyormuş. Neden mi? Komşu ülkenin kralının öyle güzel bir sarayı varmış ki dillere destanmış. Kral en çok da bu sarayın göz kamaştıran güzellikteki tuğlalarına vurulmuş.

Ülkesine dönünce bütün mimarlara haber göndermiş. Komşu ülkenin sarayı gibi bir saray yapan mimarı altınlara boğacakmış; ancak yapamayanı da öldürecekmiş. Hiç kimse bu işe yanaşmazken kendi ustalığına çok güvenen bir mimar teklifi kabul etmiş. Kral önce göz kamaştıran kırmızı renkli tuğlayı yapmasını istemiş. Bizim mimar da yüklüce bir para ile bir ay süre istemiş.

Mimar tam bir ay uğraşmış ama o tuğlayı yapamamış. Son yaptığı tuğla da olmayınca; “Kral nasıl olsa beni öldürecek” diyerek, tuğla fırının kapağını açmış ve içine girmiş. Bir kaç saat sonra adamlarıyla gelen kral mimarı bulamamış. Tuğlayı aramaya başlamışlar. Fırının kapağını açınca bir de ne görsünler: Kan kırmızısı ışıltısıyla tuğlalar…

Yazar olmanın ilk adımı bu olsa gerek: O işe yani yazıya kanını-canını vermek… Yazının nasıl yazılacağını bilmek yeterli olmuyor demek ki... Sadece tuğla yapmayı bilmek nasıl ki yeterli değildir; sadece yazı yazmanın yöntemini bilmek de yeterli değildir. Özveride bulunmadan çalakalem hazırlanmış formüllerle de yazarlık yapılamaz ya da yazar olunamaz.

Yazar olmayı bir takım hazır formüllere dayalı bir süreç olarak görmek bu tür kitapların en büyük handikabı olsa gerek. Bu tür kitaplarda daha çok okuyucunun istemiş olduğu şey, yazarın kendisine yol gösterici olmasıdır. Evet, yazar yolu gösterir. Yazar olma isteklisi “öğrenci” de yoluna, aklına, dimağına düşen ışığın miktarınca yol alacaktır.

Yazı yazmak, bir sürü teorik uygulamanın ardından kendiliğinden dökülüverecek cümlelerden müteşekkil bir eylem değildir çoğu zaman. İşin kuramsal boyutunu hallettiği halde, yani bir romanın nasıl yazılacağını, yer ve zaman ögelerini nasıl kullanacağını, kişilerini nasıl tahlil ve tasvir edeceğini bilen nitelikli her okur nedense oturup bir roman yazamaz. Bunu elbette ki sadece roman için söylemiyoruz; hikâye, deneme, makale gibi diğer edebi türlerin teorisini bilen ve fakat oturup bu tür ürünler veremeyen okurlar da vardır şüphesiz.

Bizde çoğu yazarın başucu kitabı olarak kabul ettiği Yazın Kuramı adlı eseri derinlemesine tahliller yaparak ve önemli gördüğünüz yerleri çizerek hatta kendinizce notlar alarak okuyalım. Bu, artık bir roman ya da denemeyi kusursuz bir biçimde yazmaya hazır olduğunuz anlamına gelmez.

Evet, alanında zirve olan bu eseri okumak elbette ki size kuram adına, neyi nasıl kullanacağınız adına bir şey öğretecektir; ama salt bu öğrendiklerinizle de yazar olamayacağınız muhakkaktır. Yazarlık, formüllerle öğretilebilecek ya da öğrenilebilecek bir şey değildir. Nasıl ki sadece yazarak da yazar olunmuyor, sadece okuyarak da yazar olunmaz. Yazar olma aşamaları “biraz teknik, daha çok da düşünce ve duygu boyutuyla” ele alınması gerekilen bir uğraşıdır.

Yazarlık, nüve iken başlayan yani tohumun toprağa düşmesi ile başlayan bir süreçtir. Tohum nasıl mümbit olan, bereketli olan toprağa düştüğünde büyük bir kudretin onun için hazırladığı görevi yapmak için sabırla bekler toprağın altında… İşte bu “toprakaltı” süreç ( Said Türkoğlu) ne kadar iyi değerlendirilebilinirse filiz o kadar güçlü, kuvvetli olur. Burada dikkat etmemiz gereken nokta, tohumu toprağın bağrında çürümeye terk etmemek ya da çürümesi ihtimallerini bertaraf etmektir. Evet, örnek basit; ama konuya ışık düşürmesi açısından yerinde bir örnek veriyor, Said Türkoğlu kitabında.

Peki, nedir tohumun çürüme ihtimalleri? Tohum atıldıktan sonra dikkatle takip eder bir çiftçi emeğini. Ona gerekli zamanlarda suyunu verir, ilaçlama gerekiyorsa ilaçlar… İşte, yazarlık da tohumdan başlayan ve meyveye uzanan bir süreçse şayet; bir çiftçi hassasiyeti ile takip edilmelidir. Kitapta sözü edilen “altyapı ve beslenme” budur işte. Tohumu besleyen su, toprak, hava ve ışıksa okuru ya da yazar olmak isteyen okuru besleyen de kitaplar, düşünceler ve duygulardır… Dil zevkine erememiş bir yazarın eserleri elbette ki okunmaz. Dilinin inceliklerine, zarafetine vâkıf bir yazar okuyucu bulur kendine. Söyleyeceği çok şey olan ama söylemesini bilmeyenler, hep niçin anlaşılamıyorum diyerek hayıflanır dururlar. Bu bakımdan Türk ve dünya edebiyatında yer alan söyleyiş ustaları dikkatle okunmalı, derinlemesine tahlil edilmelidir. Türkoğlu, ilk elden yazar olacaklara bir öğüt olarak değil bir “gereklilik” olarak bunu söylemektedir. Yazmak, bardaktan suyun taşması gibidir. Dolacak, dolacak ve taşarak dökülecektir su. Tohum, toprağın altında bir ay, iki ay – bazen daha uzun bir süre bekleyecek ve kabuğunu çatlatarak başını topraktan çıkartacaktır.

Okumak sonunda düşünmeyi öğretecektir okura, diyor Said Türkoğlu kitabında. Okuduğumuz her kitap düşünce evrenimizi genişletecektir. Kitapta mezkûr “Socrates, Mevlana, İbn Rüşd, Konfüçyüs, İbn Haldun, Gazali, Eflatun, Beidüzzaman… gibi düşünürler her zaman takdir edilmişlerdir; çünkü tefekkür, insan beyninin en rafine meyvesidir.”

Yazar kitabı boyunca bize beslenme kaynaklarını da işaret etmektedir aslında: A. Turan Alkan, Peyami Safa, Salah Birsel, Sadık Yalsızuçanlar, Yahya Kemal, A. Hamdi Tanpınar, Cemil Meriç,Mehmet Kaplan, Necip Fazıl, Ahmet Haşim… bunlardan bazılarıdır.

Yazar, nitelikli ve kalıcı eser vermenin başka bir şartı olarak da sağlam inancı görmektedir. Bu konuyu ele aldığı yazısında özetle şunları söylemektedir: Bütün dünyadaki klasik eserleri incelediğimizde bunların evrensel değerlere yaslandığını rahatlıkla görebiliriz. Dante, Dostoyevski, Tolstoy, Mevlana, Şeyh Galip, Yunus Emre, Andre Gide, Fuzuli, Shakespeare, Montaigne, Victor Hugo, Goethe gibi sayısız sanatçı, düşünür bağlı oldukları toplumun inanç değerlerinden beslendikleri için insanlık denizinde soluklanacak birer ada olabilmişlerdir.

Toplam dört bölümden oluşan kitap, aralara serpiştirilmiş okuma metinleri ile de söylenilen düşünceleri destekler mahiyettedir. Bir yazının olgunlaşması babında ele alınan pasajlar gerçekten önemlidir. Yazar burada Peyami Safa’nın Sanat-Edebiyat Yazıları adlı kitabından bir alıntı yaparak yazının nasıl olgunlaştığını açıklar. Gustave Flaubert ’in Madam Bovary adlı dünya klasiğine ait bu pasajlar bizzat Flaubert tarafından tam beş kere değiştirilmiştir. Üstelik bu pasajlar sadece sekiz on cümleden oluşmaktadır. Bu da yazının en güzel ya da en olgun şeklini kazanırken nasıl bir imbikten geçirilmesini göstermesi açısından ilginçtir.

Genel olarak piyasada benzerleri bulunan kitaplar arasında farklı bir yerde durduğunu söyleyebiliriz Yazarlık Ağacı’nın. Said Türkoğlu’na göre; “yazar olmak, aklı başında bir okuma sürecine katlanmayı, durup uzun uzun kendi iç sesini dinlemeyi, bir fikir olgunluğu sergilemeyi, sabırlı olmayı, dünyanın gürültü patırtısından, eğlencesinden, her türlü bayağılından, ayaküstü ilgilerinden uzak durmayı ve bütün varlıklara karşı daha duyarlı davranmayı gerekli kılıyor.”

DİPNOTLAR:
1. Ali Çolak, Periyi Uyandırmak – Ötüken Neşriyat
2. R.Wellek-A.Warren, Türkçesi: Yurdanur Salman, Suat Karantay – Altın Kitaplar,1982
3. Said Türkoğlu, Yazarlık Ağacı – Sütun Yayınları, 2005
4. a.g.e, sayfa 15–16
5. a.g.e. sayfa 25–26
6. a.g.e. sayfa 125, Sağlam Bir İnanca Dayanmak
7. a.g.e sayfa 153-155, Yazma Denemeleri
8. Karşılaştırmak için bakınız: Kitap Postası, sayı 9,Aralık 2005- sayfa 45

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.


Yazar: Yılmaz Yılmaz
16-12-10
E mail: yağmurdergisi
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
YAZA YAZA YAZAR OLUNUR MU?
Online Kişi: 19
Bu Gün: 45 || Bu Ay: 5.562 || Toplam Ziyaretçi: 1.752.525 || Toplam Tıklanma: 43.897.208