ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Kategori : DÜNYADA NELER OLUYOR / İSLÂM ÂLEMİ
Okunma Sayısı: 149
Yazar: Arif Umut
GAZZE KİMİN İÇİN SAVAŞIYOR?

GAZZE KİMİN İÇİN SAVAŞIYOR?

Gazze ile İsrail arasındaki süreç hakkında doğru bir adlandırma yapılamıyor. İki taraf arasında gerçekleşen bu durum bir savaş mıdır yoksa İsrail’in bir katliamından ya da soykırımından mı ibarettir?

Batılı ve Batıcı ülkeler, gerçekleşen bu durumun bir savaş olduğunu iddia ediyor ve üçüncü tarafların müdahalesine müsaade etmiyor. İslam ülkeleri ise olan şeyin bir katliam olduğunu hatta daha da ileri giderek bir soykırım gerçekleştirildiğini iler sürüyor.

Benim kanaatim odur ki bu sürecin mahiyeti “savaş” kavramıyla ifade edilebilir. Savaş, Gazze ordusu diyebileceğimiz Kassam Tugayları ile İsrail ordusu arasında gerçekleşiyor. Şu an itibariyle İsrail ordusu olağanüstü güçlü görünüyor ve savaşın bir orantısızlık içinde gerçekleştiği dile getiriliyor.

Burada iki husus üzerinde durulması gerekir:

Birincisi; görünen ile gerçek aynı mıdır? Yani, savaşta gelinen noktanın bir tek değerlendirme şeklinin İsrail’in mutlak bir orantısızlıkla katliam gerçekleştirdiği şeklinde mi olmalıdır?

İkincisi, Gazzeliler için duymamız gerek esas duygu acıma duygusu mu olmalıdır? Yoksa bir savaş halinde olan Müslüman millet için duada ve ruhi teyakkuzda mı bulunulmalıdır?

Öncelikle şunu ifade etmeliyiz ki Gazze halkı ve ordusu “ölmüyor”, “şehit oluyor”. Müslümanlar olarak şehidin bir sinek ısırığı kadar bile acı çekmeden ruhunu teslim ettiğine inanırız. Galiba bu gerçek çoğu zaman gözden kaçırılıyor. Böyle olunca da sosyal medyada ve diğer mecralarda Gazze’nin durumu acıma ve acıklı olan üzerinden ifade ediliyor. Gazze halkına “acınıyor” ve “acınmaya” teşvik ediliyor. “Öldükleri” ve “öldürüldükleri” için bir soykırıma uğradıklarından bahsediliyor.

Sokrates idam sehpasına giderken karısı ağlayarak “seni haksız yere öldürüyorlar” dediğinde Sokrates’in cevabı tarihe geçmiştir: “Haklı yere mi öldürselerdi.”

Gazze halkı bütün Müslümanlar adına savaşıyor ve bütün Müslümanlar için “ölüyorlar”. Dile getirilsin ya da getirilmesin yegâne gerçeğin bu olduğunu kabul etmek lazım. Bugün onlar “ölüyor” yarın da biz “öleceğiz”. Eninde sonunda bu acı gerçek hepimizin kapısını çalacak.

21.yüzyıl, zulmün sona ereceği ve Müslümanların söz sahibi olacağı bir yüzyıl olacaksa eğer (yani böyle olmasını istiyorsak) kabul etmemiz gereken ilk ve en önemli husus yüzlerce zafere imza atmak zorunda olduğumuz gerçeğidir. Küfür ile İslam’ın savaşı bitmez. Bu gerçek kapımıza dayandığında önümüzde iki seçenek olacak: Zafer ya da esaret.

Söz önceliği ve son karar, muzafferin hakkıdır. Mağlup ise ya öldürülecek ya da muzafferin ilkelerine tabi olacaktır. Üçüncü bir tercihi yoktur. Muzaffer, savaşmış, canını dişine takmış, ölümü göze almış ve sonunda zaferle mükafatlandırılmıştır. Muzaffer olmak için zafer kazanmak şarttır. Zafer ise ancak ölmeyi göze alanlar sayesinde gerçekleşir.

Gazze halkı Müslüman olarak ve Müslümanlar adına ölümü göze alarak küffarla savaşı tercih etmiştir. Olan budur. Bu bir savaştır ve acınacak hal Gazze halkına destek olamayanların halidir.

Bu savaş iki güç arasında gerçekleşiyor: İslam ve Küfür.

İsrail’in teknolojik üstünlüğüne ve arkasına aldığı uluslararası desteğe bakarak süren şeyin bir savaş değil de bir katliam ya da soykırım olduğunu söylemek Gazze halkını ve Kassam Tugaylarını küçümsemek anlamına da gelebilir. Oysa bu mücadele asla küçümsenecek bir mücadele değildir ve gerçek galibin Gazze halkı ve ordusu olduğu bir gün görülecektir.

İsrail’in görece üstünlüğünün gerçek bir üstünlük olmadığı, olamayacağı da bir gün anlaşılacaktır. İsrail bütün Gazze halkını şehit etse dahi asla muzaffer olamayacaktır. Zaferin en büyük hediyesi umut ve güven hissidir. İsrail ise halkı ve ordusu ile birlikte korku içinde yaşamaya devam edecektir. Daha önce de söylediğimiz gibi Yahudi’nin yegâne vatanı sermayesidir. Onlarca asırdır topraksız ve vatansız yaşamış bir avuç milletin bugün toprak ve vatan için savaştığını ve bir vatana sahip olabileceğini düşünmek abesle iştigaldir.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Arif Umut
05-11-23
E mail: sadeimge.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
GAZZE KİMİN İÇİN SAVAŞIYOR?
Online Kişi: 34
Bu Gün: 198 || Bu Ay: 2.866 || Toplam Ziyaretçi: 2.255.142 || Toplam Tıklanma: 52.880.225