
| Kategori : / PORTRELER | Okunma Says: 415 |
Çok üzgünüm. Alev Alatl’y kaybettik. Haberi aldm andan itibaren zihnim dald. Bu dalma hâline, otuz senelik bir dostluun, ibirliinin, abla-karde yaknlnn birikimini tayan saysz hatra, zihnimdeki kozalarndan çkarak, kelebeklenerek, uçuarak elik ediyor. Çok tuhaf; bunlarn çou normal zamanlarda belki de hatrlamakta zorlanacam hâdiseler.. Naslsa, tekmil teferruatlaryla hâfzamda birbiri ardna canlanyor. Dorusu bu hâlet-i ruhiye içinde insicaml bir yaz vadedemem. Onun için sürç-i kelam veyâ sürç-i kalem edersem, affola..
Hayâtn ak, hay huyu içinde çok defâ kimi nereye koyacamz bilemiyoruz. Ölümün hikmeti de bu olsa gerekir. Kalanlara salam bir muhasebe salyor. Yaanm ve biyolojik olarak sona ermi bir hayâtn salamas bu. Ölüm topyekûn bir yok olu deil. Bu dünyây bedenen terk etmiliimiz de bir ey ifâde etmiyor. Braktklar üzerinden varolmaya , yaamaya devâm ediyor herkes. Cenâzede bunu düündüm. Dostluunu, muhabbetini senelerce içimde tuttuum bir insan karma aldm ve kendime sordum: Sâhi, kimdi bu Alev Alatl? Ne brakt arkasnda? Bundan sonra, bu dünyadaki hayât nasl devâm edecek?
Aklma ilk gelen onun gözleri oldu. Evet, son derecede canl, zekâ yüklü, muzip; bir o kadar da sevecen baklar. Bakt kiileri gördüü yerlere bakmaya dâvet ederdi bu baklar. “Gördüklerimin turusunu kuracak deilim; onlar seninle paylamak istiyorum. Benim gördüklerimi sen de gör” derdi... Bu baklara muhatap olan herkes ne dediimi anlayacaktr. Alev Alatl asla fildii kule istemedi. çevurumlarn hep bir davuruma dönütürdü.
Sonra üslûbunu düündüm. Bu topraklarn kültürünün zannedildii kadar erkek egemen olmadn; tam aksine Demeter, Kibele’den balayarak derin bir anaerkilliin hüküm sürdüüne inanrd. Bu topraklarda, dünyâya bir kadn olarak gelmenin bir imtiyaz olduunu söylerdi. O sâdece cinsiyeti ile deil, ahsiyeti ile bir anne, abla idi. Alev abla için son derecede sindirilmi, hakk verilmi bir eydi bu. Sâdece bulduu, gördüü hakikâtleri ortaya koymak deil; onlar bir anne, abla diliyle anlatmak. Bunu mükemmel baarrd. Her gittii yerde, etrâfnda sevgi ve sayg yüklü “kolektifler” teekkül ederdi. Bu “kolektifler” geçici olmaz; bir ekilde Alev ablann gerek Türkiye’de gerek Türkiye dndaki network’ünü meydana getirirdi. Alev ablaya hayr demek çok zordu. “Hayr” ile balayp, “pekiyi, tamam" dediim o kadar çok i yaptrmtr ki bana. Bunu kendisine söylediimde bana cevap vermedi, sâdece muzip, muzip baktn hatrlarm. Hâsl müthi bir iknâ kaabiliyeti vard. Gönül kazanmay onun kadar iyi bilen azdr.
Bütün bunlar niye mi yapyordu? Bir asker kzyd. Ve kendisini adâlet kulesinin nöbet eri olarak görüyordu. Adâlet ve merhamet onun için merkezi deerlerdi. Hayât tekmil bir Türkiye nöbetiydi. Ve onun Türkiye nöbeti, aslnda bir dünyâ nöbetiydi. Türkçüydü. Ama onun Türkçülüü asla ideolojik bir katla smazd. Her merepten insana muhabbet sofrasn bütün samimiyeti ile açk tuttu. Tek derdi, gelen kiinin Türkiye endiesini duymasyd. Türkiye deyince “burnu szlayan” kim varsa gelsin, demekti bu.
Alev Alatl bu dünyadan bedenen ayrld. Ama arkasnda braktklaryla gönlümüzde yaamaya devâm ediyor. Doru ya, dünyâ nöbeti bitmez... Bu nöbeti ondan devralanlar çkacaktr...
Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Süleyman Seyfi Öðün |
05-02-24 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||