ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 137
Yazar: Mustafa Çelik
Günahkâr olsun olmasın her Müslümana ihtiyacımız var

Günahkâr olsun olmasın her Müslümana ihtiyacımız varAllah’ın arzında dara girdiğinde, başı sıkıntıda olduğunda Müslümanın diğer Müslüman kardeşlerine ihtiyaç duyması, inancından, imanından kaynaklanan bir durumdur. Zaman, mekân ve nesiller değişse de Müslümanın Müslümana ihtiyacı değişmez. Müslümanların kendi topraklarında müstevli harbi ve mürtedlere yenik düşmelerinin sebebi, birbirlerinden uzak düşmeleridir. Müslümanların arasındaki ayrılık ve gayrılıklar, lâ dinileri güçlendiren sermayeden sayılırlar.

Müslümanın mezhebi, meşrebi, tarikatı kendikinden farklı olan Müslümana yardım etmeye engel teşkil etmez. Şayet engel teşkil ediyorsa, Müslümanın yapacağı iş, dinini ve imanını yeniden gözden geçirmesidir. Ebu Hureyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur. “Mümin, müminin aynasıdır. Mümin, müminin kardeşidir. Onun malını, mülkünü korur. Bulunmadığında da ona ait her şeyi korur.” (Sünen-i Ebu Davud, Edeb, 49) Dinimizin ve din kardeşlerimizin maslahatını şahsi ikballerden, meşrep, hizip ve grup menfaatinden öne almamız ve önde tutmamız, imanımızın bir gereğidir.

Dara girdiğinde, ihtiyaç hissettiğinde Müslüman kardeşlerinden yardım göremiyorsan; bil ki bunun üç sebebi olabilir. Birincisi geçmişte sen bu Müslüman kardeşlerini ötekileştirip hesaptan düşürmüş olabilirsin. İkincisi Müslüman kardeşlerin henüz senin Müslüman olduğuna kanaat getirmemiş olabilirler. Üçüncüsü Müslüman kardeşlerin Müslümanlarla yardımlaşmanın ve dayanışmanın önemini idrak etmemiş olabilirler. Dolayısıyla her üç durumda da bu Müslüman kardeşlerinle yeniden ilgilenmen zaruret arz etmektedir. Dün önemsemediğin, hesaptan düşürdüğün Müslüman kardeşlerini bugün yanında bulamıyorsan suçu onlarda değil kendinde ara. Müslümanları önemse ki, Müslümanların nezdinde önemden düşmeyesin. Bil ve inan ki; Müslümanları önemsiz görenler önemsiz kalırlar.

İnsanlık huzura aç. Dünya sadece bir zamanda değil bütün zamanlarda İslâm’a ve Müslümanların vahdetine muhtaç. Müslümana bir günah, suç, kabahat nisbeti söz konusu olduğunda, hüsnü zan ilkesiyle (aslı yoktur, yapmamıştır) hareket edilir. Müslümana nispet edilen günahın, kabahatin doğruluğu kesinlik kazandığında ise, ıslahı için dua edilir, ilişkilerde ihtiyat gözetilir, zorunlu olmadığı sürece konuşulmaz/anlatılmaz. Esas olan günahkâr Müslümanı ifşa etmek değil, nasihat edip ıslah etmektir.

Dava adamları, bütün zamanlarda ve mekânlarda uhuvvet ruhunu koruyan adamlardır. Onlar, dünya yıkılsa da asla dinlerinden, dinlerinin değerlerinden ve din kardeşlerinden vazgeçmezler. Tek ümmet olma ruhuyla hareket eden Müslümanları; yıllar önce bıraktığınız yerde, yıllar sonra saçlarına ve sakallarına düşen aklarla ve alınlarındaki çizgilerle, aynı yerde dururken, aynı şeyi söylerken, aynı değerleri korurken, aynı zulme kafa tutarken, aynı heyecanla ve aynı ruhla beklediklerini görebilirsiniz. Biliniz ki; seyyar kıbleli olanlardan dava olmaz.

Şimdi İslâm’ı ve Müslümanları öne çıkarma ve önemseme zamanıdır. İslâm ve Müslümanlar ihmale gelmezler. Müslümanları ve dinlerini öteleyenlerin ve iteleyenlerin Müslümanlarla ilişki ve alakaları kalmaz. Müslüman olarak Müslümanlardan daha ziyade münkir ve müşriklere, masonlara, farmasonlara, liberalistler, demokratlara ihtiyaç hissediyorsanız, oturun dininizi ve imanınızı yeniden gözden geçirin. Müslümanlara ihtiyaç duymama hissine kapılmışsanız, artık kendiniz Müslümanlardan saymayın.

Makamı, menfaati, üniforması, kariyeri uğruna İslâm’ı ve Müslümanları ilgisiz ve alakasız bırakmak, İslâm’ı ve Müslümanları mahkûm etmek için çalışan lâ dinilerin işlerini kolaylaştırmaktır. Bu dünyada kâfirleri, küfri düzenleri korkutan en büyük şey, İslâm’ı ferd, aile, cemiyet ve devlet seviyesinde iktidar yapmak amacıyla yol çıkmış Müslümanların birliktelikleridir. Günahkâr olsun veya olmasın, her Müslüman kendi başına bir değerdir. Müslümanlara karşı istiğna duygusuna kapılan tümden hederdir.

Müslüman Müslümana karşı müstağni olamaz. İslâm dininin prensipleri, esasları, maksadları buna müsaade etmezler. Uhuvvet şuuru, Asr-ı Saadeti oluşturan şuurdur. Modernizm bizi birbirimizinden habersiz kılarak bize uhuvvet şuurunu unutturmaya çalışıyor. Ferd olup, ferd kalıp cemaat olmaya yanaşmayan Müslümanlar, birbirlerine ihtiyaç olmaktan çıkmışlar demektir. Bu da modernizmin hedefine ulaşmasıdır. Modernizmin en önemli hedeflerinden birisi de, Müslümanları birbirlerine karşı müstağni kılmaktır.

Ekl-i küfür; küfür cephesinde İslâm ve Müslümanlar söz konusu olduğunda nasıl birleşiyorlarsa, Müslümanların da tek ümmet olarak küfür cephesi karşısında birleşmeleri kaçınılmazdır. Küfür cephesi karşısında birbirlerine ihtiyaç hissetmeyen Müslümanların din anlayışlarında bir problem var, imanları da yara almış demektir. Ehl-i küfürle, çıkar şebekeleriyle ilişki ve alaka kurmayı ihtiyaçtan sahip Müslümanlarla buluşmayı, bütünleşmeyi ihtiyaçtan saymayanlar, istikbal merdivenlerinde düşerlerken nedamet tokatlarını yiyeceklerdir. Şunu bilelim ki; meşrebi ve mezhebi bizimkinden farklı da olsa, günahkâr da olsa, âlim olmayıp abid de olsa her Müslüman bizim için bir nimettir. Birbirimize nimet olursak, birbirimize kıymet de oluruz.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Mustafa Çelik
13-03-24
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
Günahkâr olsun olmasın her Müslümana ihtiyacımız var
Online Kişi: 22
Bu Gün: 9 || Bu Ay: 6.521 || Toplam Ziyaretçi: 2.215.902 || Toplam Tıklanma: 52.122.149