İSTANBUL'A BİR MÜHÜR DAHA: TAKSİM CAMİİ

Allah emeği geçenlerden râzı olsun.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : / KADIN VE ÂİLE
Okunma Sayısı: 4796
Yazar: Sema Maraşlı
FEMİNİST KADIN, KAYBEDİLMİŞ KADINDIR!

Kocasıyla sorunlarını anlatan bir hanıma “Eşinizle çok inatlaşmışsınız, biraz alttan alsaydınız, tamam deyiverseydiniz duruma göre” demiştim de o da “Aaa biz cumhuriyetten beri bu kadar kadın hakkını erkeklerin karşısında susalım diye almadık.” demişti.  Şimdi boşandı, tek yaşıyor, kedi sesinden bile korkuyor. Pek kıymetli kadın hakları onu korumuyor!

Sahi, cumhuriyetten beri bu kadar “kadın haklarını” bize niye verdiler ki? Erkeklerle mücadele edelim diye mi? Ortalık haklarını bilen yalnız ve mutsuz kadınlarla dolu. Tabii bir de eşiyle hak mücadelesi  yapmaktan yorulmuş bezgin kadınlarla.

Haklar konusu konuşuldukça kışkırtıcı bir etki yapıyor. Hakkım var, o zaman almalıyım. Kimden ne alıyoruz? Sevgi ilişkisi olan yerde hak çetelesi tutulur mu? Hak davasının sonu ya mezarda biter ya da mahkemede.

Oğlum bir gün okuldan geldi “Anne bugün okulda çocuk haklarını anlattılar, çok hakkım varmış ona göre.” dedi.

Tam da hak konusunun konuşulduğu bu günlerde kadınların uğradığı şiddette kışkırtıcı medyanın ne kadar etkisi var, sosyologlar incelemeliler bence.

Cezaevlerinde yapılan bir araştırmaya göre mahkumlara suç işleme sebepleri sorulmuş. Pek çoğunun cevabı “Haksızlığa uğramıştım.” olmuş.

Hak davası güdülünce kadınlarda bir ezilme korkusu yaşanıyor. Bu yüzdendir ki “Muhabbet Olsun” kitabımda, ailede muhabbet için kadınların atması gereken ilk adım “Kadın Haklarını Unut” tur.

“Muhabbet Olsun” kitabımdan küçük bir bölüm: “Bunca zaman sonra gelinen sonuca bakalım. Kadınlar haklarını kullanınca mutlu oldular mı? Hayır. Kadın hakkını değil, aklını kullandığı zaman ancak mutlu olabilir. Kadınlar “Aman kocamız bizi ezmesin!” diye korkularından eşleriyle sürekli mücadele ediyorlar. Bunun sonucunda da kadınları, kocalarının ezmesine gerek kalmıyor, kadınlar kendi kendilerini gayet güzel eziyorlar.”

Allah kadına iletişimle donanımlı müthiş bir zeka vermiş. Kadın hakkını değil, aklını kullanarak gayet güzel mutlu olabilir.

Konuşulması gereken haklar değil, sorumluluklar ve vazifeler olmalı. Kadınların eşlerine karşı vazifeleri nedir? Erkeklerin eşlerine karşı vazifeleri nedir? Herkes kendi üzerine düşeni yapmak için gayret göstermeli.

Ve bir de sorunlar teşhis edilmeli. Hastalık belli olmadan tedavi yapılmaz.  Kadın erkek ilişkilerinde en büyük sorun bence kadınlar üzerinde oynanan oyunlar. Kadınlar hem saftır hem kurnazdır. Hem kolay kanarlar hem de kolay kandırırlar. Medyanın büyük bir bölümü kadınları kandırmaya uğraşmakta. Diziler, filmler, programlar…

Dizi ve filmlerin çoğu, gerçek hayatta aradıkları erkekleri bulamamış, yalnız kadınların bilgisayarında şekillenmiş, kamerayla canlanmış hayâli erkekler ve süper aşklarla gidiyor. Son dönemde ihanetler de ağırlıkta. Fakat her dizide genellikle bir mükemmel erkek var.

Bir mükemmel erkeğe karşı bolca da kötü erkek var. Başrollerdeki mükemmel erkek modeli, zihinde gerçekle karıştırılabiliyor. Bu da ailelerde ciddi sorunlara sebep oluyor. Artık psikologlara gidip “Kocam bana filanca dizideki adam gibi davranmıyor” diyen kadınlar var.

Türk dizileri Arap ülkelerinde yayınlanmaya başlayınca, boşanma oranlarının fazlasıyla arttığı görülmüş.  Bir hanım anlatmıştı. “Umre yapıyordum, bir Arap hanım kolumdan tuttu, durdum, bana:

‘Türk erkekleri, dizilerdeki gibi siz kadınları kucaklarında taşıyorlar mı?’ diye sordu” demişti.

O çok izlenen diziden dolayı mı türedi bilmiyorum ama hayatımıza "taşıma" kelimesi farklı bir kullanımla girdi.  Artık moda sözcük bu. Evlendirme programında ya da herhangi bir yerde her an duyabilirsiniz. “Beni taşıyacak bir erkek istiyorum.”

Geçenlerde bir genç kız anlattı, eş adayıyla görüşmeye gitmiş. Delikanlıya evlilikle alakalı epeyce bir soru sormuş.  Kabirdeki melekler bile topu topu beş soru soruyorlar, bu nedir yahu? En son delikanlı “Kusura bakmayın ben sizi taşıyamam” demiş.

Velhasıl bir "taşıma" mevzu var. Bu kadar eşitlikten bahsediliyor fakat yine taşıma görevi erkeklerin üzerinde kalıyor. Kadınlar erkekleri taşısın, desen suç oluyor, erkekler kadınları taşımalı, deyince modernlik oluyor.  Bir hamal arayışıdır gidiyor.

Oysa yâr olup, bâr olmamak gerekmez mi? Yâr olmak ama sevdiğine yük olmamak en doğrusu değil mi?

Kadınların ellerine “kadın hakları” verip “kadın olma hakkı” nı aldılar. Kadın olmayı unutturdular. Hak hukuk davasına düşen kadın, erkekle mücadeleye girdi. Feminizmin eşitlik davası da alttan alta gaz verince işler iyice çığırından çıktı. Eşit olmak için benzemek gerekir. Eşit yapıda olmayanları eşitlemeye çalışmak en büyük eşitsizliktir.

Feminizm, duyguda kadın, davranışta erkek yeni bir tip ortaya çıkardı. Bu yüzden feminist kadın farkında olmadan hem kendiyle hem erkekle mücadele halindedir. Bir türlü sukuna kavuşamaz.

Sevgili peygamberimiz rahmet peygamberidir. Çok az lanet etmiştir. Lanet ettiği şeylerden birisi de bu konu ile alakalıdır.“Kadınlaşan erkeklere ve erkekleşen kadınlara lanet olsun.” buyurmuştur.

Kadın erkekleştiğinde ya da erkek kadınlaştığında Allah’ın yarattığı sistemdeki düzen bozulur.

Kadın erkek arasındaki çekiciliği sağlayan şey zıtlıktır. Yaratılan her şey zıddı ile kaimdir. Güçler karşıtı olan güçlerle eşlenip bütünleşirler. Ateş ve su, gök ve yer, güneş ve ay, nefes almak ve nefes vermek, itmek ve çekmek, kadın ve erkek, karşıt güçler bütünlüğü oluşturan parçalardır.

Kadın yumuşak yaratılmış, erkek sert. Güce karşı teslimiyet, iddiaya karşı şefkat birbirini tamamlar ve bütünler. Yaratılışın tersine giderek mutlu olmak diye bir şey yoktur.

Bu yüzden kadın haklarını değil, "kadın olma"yı, konuşmalıyız. Feminist kadın kaybedilmiş kadındır. Bu yüzden biz kadınlar birbirimize destek olmalı ve kurulan tuzaklara düşmemek için çalışmalıyız. Bize öğretilen bütün yanlışları unutup, fıtratımızda var olan fakat üzerine toprak atılan kadını ayağa kaldırmalıyız. Modernlik çukurunda boğulmayalım diye.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Sema Maraşlı
12-03-11
E mail: haber7.com.
 
 
Yorumlar: 3
TAC01
ÇAPRAZ TUTUŞ = HUZUR
Tarih : 18-03-11

Tebrik ve teşekkürlerimle bacım... Bazı bayanların "bir erkek olarak tabii bu yazıya teşekkür edersiniz" dediklerini duyar gibiyim. Maalesef bir kitap, bir dergide kadının vazifeleri erkeğin vazifeleri yazılı ise erkek karısına kadının vazifelerini, kadın da kocasına erkeğin vazifelerini okuyor veya okuması için uzatıyor. Bu genel temayül olmuş. Halbuki bu davranış problemi çözmüyor, daha da kangrenleştiriyor. Çapraz tutuş dediğim, aynen sizin yaptığınız gibi kadınlarımız hemcinslerine yapmakla yükümlü olduklarını anlatırsa, biz erkekler de yine kendi aramızda erkeklerin yapmaları gereken vazifelerin üzerinde durursak HUZUR'u buluruz diye düşünüyorum. Tekrar tekrar sizlere teşekkürler. Allah yolunuzu açık etsin! İki cihan saadeti versin!

 
Noman İNCİ
TEŞEKKÜR
Tarih : 12-03-11

editörümüze bize böylesi güncel sorunlara ışık tutan konularla ilgili yazıları sunduğu için; Sema MARAŞLI hanım efendiye bir bayan olarak bu konulara tarafsız olarak yaklaştığı ve bu kadar açık seçik anlattığı için çok teşekkür ederiz.

 
AHMET
İMAN VE İTİDÂLİN SESİ
Tarih : 12-03-11

Sema Hanım kardeşimize teşekkür ediyorum, kendisini tebrik ediyorum. Günümüzün hay huyu içinde hakikatler toza dumana karışıp gidiyordu. Aramıza bir iman ve itidal şulesi halinde düşüverdiniz. Ama cefa ve sıkıntılara kendinizi hazırlayınız. Çünkü en büyük tepkiyi belki de müslüman feministlerden göreceksiniz. İnançsız feministler aldırış etmez. Hem sizi okumazlar, hem de din-iman onları ırgalamaz. Ama mümine feministler içten içe kıvranıyorlardır, dinleriyle nefsleri arasında sıkışmışlar kalmışlar. Onlar da aslında vicdanlarıyla başbaşa kaldıklarında aynı şeyleri hissediyorlar, içlerini kemiriyorlardır. Ama toplum içine çıkınca bunu itiraf etmezler. Siz onlara ayna tuttunuz, müslüman bir hanım yazarın da feminist olmayabileceğini, tereddütsüz Allah ve Resulü ne dediyse onu savunabileceğini, yaşama iradesi gösterebileceğini ortaya koydunuz. Ve işte bu yüzden saldırılmayı hak ettiniz. Saldıracaklardır. Hınçla, öfkeyle... Sen bizim içimizi dışımıza nasıl çıkarırsın? Sen sen sen!!!

DEMEK Kİ OLUYORMUŞ!
Yazarımıza İTİDAL ŞULESİ demiştim. Galiba isabet oldu. Demek ki yazmak ve okunmak için ille de cami cemaatine, ümmetin o asıl ve büyük gövdesine nanik yapmak şart değilmiş. Onlarla gönül gönüle olarak yazılan yazı da okunabilirmiş demek ki.. Tekrar teşekkür.

 
FEMİNİST KADIN, KAYBEDİLMİŞ KADINDIR!
Online Kişi: 23
Bu Gün: 127 || Bu Ay: 4.951 || Toplam Ziyaretçi: 1.765.757 || Toplam Tıklanma: 44.304.567