AYASOFYA ARTIK CAMİ

Bugünleri gösteren Rabbimize şükürler olsun!

 

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : TÂRİH / TÂRİHİN ARA SOKAKLARI
Okunma Sayısı: 3203
Yazar: Sedat Laçiner
'ERMENİ NEFRETİ' 2015'İ BEKLİYOR

Osmanlı için 1915 çok zor bir yıl oldu. Doğu’da Ordu, Ruslar ile Ermeni milisler arasında kaldı. Batı’da ise devrin en büyük iki imparatorluğu İngiltere ve Fransa, tüm sömürgeleri ile Çanakkale’ye yüklendi. Osmanlı askerleri üç kıtada ağır kayıplar verirken, içeride yaşanan Ermeni İsyanı kabul edilemezdi. İşte, yüzbinlerce Ermeniyi Anadolu’dan Suriye’ye sürme kararı (Ermeni Tehciri) bu şartlar altında alındı. Almanların da telkiniyle alınan bu karar kısa sürede büyük bir felakete dönüştü. Yüzbinlerce Ermeni kötü organizasyon nedeniyle hayatını kaybetti. Kimi salgın hastalıklara kapıldı, kimi açlık ve susuzluktan hayatını kaybetti, kimi soğuk veya sıcaktan. Çanakkale’den, Kars’tan, Adana’dan, neredeyse Anadolu’nun dört bir yanından Suriye’ye uzanan bu uzun yolculuk boyunca yerel saldırılara uğrayanların sayısı da azımsanmayacak kadar fazlaydı. Katliamlarda Ermenilere kem gözle bakan yönetici ve askerlerin de rolü vardı elbette ( Osmanlı Ergenekonu). Sonuçta yüzbinlerce çocuk, yaşlı ve kadının da aralarında bulunduğu çok sayıda Ermeni öldü.

Öksüz Ermenilerin nefreti

Osmanlı 1. Dünya Savaşı’nı kaybedince, sürülenlerden önemli bir kısmı Anadolu’ya geri döndü. Kimi kaynaklar bu rakamı 350.000 civarında gösterirken, bazıları dönenlerin sayısının 500.000’den fazla olduğunu söyler. Dönenler yaşananların bir soykırım olmadığının bir kanıtıdır aslında. Ancak Ermenilerin intikam ateşiyle Anadolu’ya dönüşü yeni bir felakete dönüşmüştür. Fransız, Rus ve İngiliz işgalciler ile birlikte hareket eden Ermeni milliyetçiler başta Çukurova ve Antep olmak üzere pek çok yerde tecavüz, işkence ve katliamlara girişirler. Kurtuluş Savaşı’yla birlikte işgalciler Anadolu’dan sökülüp atılırken, Ermenilerin önemli bir kısmı da onlarla birlikte bu toprakları terk etmek zorunda kalırlar. Göç 1940’lara kadar sürer. Böylece Ermenilerin anavatanları olan Anadolu’daki nüfusları 100.000’in altına düşer. İsyan ve bağımsızlık hareketi Ermenilere pahalıya patlamıştır. Yüzbinlerce insan hayatını kaybederken, bundan çok daha fazlası yaralanmış, öksüz kalmış, en kıymetlilerini Türkiye’de kaybetmişlerdir. En kötüsü yüzlerce yıldır yaşadıkları topraklardan sökülüp atılmışlardır.

Ermeniler bu acılar içinde Balkanlar’dan Ortadoğu’ya, Rusya’dan Fransa’ya, Latin Amerika’dan ABD’ye kadar tüm dünyaya saçıldılar. Nereye giderlerse gitsinler onları ayakta tutan en önemli güç ise Anadolu’da yaşananlar olmuştur. Özellikle Kilise ve radikal Taşnaklar diasporada Ermeni kimliğini Ermeniyi sevmekten çok, Türkten nefret etmek üzerine kurmuştur. Bundan böyle 1915’de ve sonrasında yaşananlar onlar için ‘soykırım’dır ve olanların intikamı da mutlaka alınacaktır. Gerçi İttihat ve Terakki’nin neredeyse tüm ileri gelenleri birkaç yıl içinde Ermeni teröristlerce öldürülmüştür. Ancak bu kimseyi tatmin etmez.

100. yıl ne getirir?

1965’de tehcirin 50. yılında Etiyopya’dan Kanada’ya kadar onlarca, hatta yüzlerce Türkiye karşıtı gösteri yapıldı. 50 yıldır bilenen Ermeni milliyetçiliği meydanları “intikam, intikam” nidalarıyla inletti. Bu yıllarda Türkiye olan bitenin farkında bile değildi. Ermeni kelimesini ağzına bile alamayan Türk devleti sorunu görmezden gelirse kendisinden nefret eden milyonların yok olacağını sanıyordu. Ancak nefret büyüdükçe büyüdü ve 1973’de Türk diplomatlarına karşı Ermeni terörüne döndü. 1985’e kadar onlarca Türk diplomatı Ermeni teröristlerince katledilince Türk devleti artık sorunu görmezden gelemeyeceğini anladı. Ve böylece, sadece Ermenilere küfretmek kaydıyla ‘Ermeni’ kelimesini ağızlara almak serbest bırakıldı. Özal döneminde Ermeni tabusu biraz olsun yumuşadı. Özal pek çok ezberleri bozdu. Ancak Ermeni tabusunu yıkan asıl devrim için 2000’leri beklemek gerekiyordu. Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu 1920’lerde yapmamız gerekeni yaklaşık bir asır sonra gerçekleştirdiler ve bizler de ‘Ermeni’ kelimesini ağzımıza, hatta zihinlerimize özgürce alabilir hale geldik.

Önümüzde 1915’in yeni bir yıldönümü duruyor. 50. yıl Ermeni terörünü getirmişti. Şimdi ise karşımızda Ermenilerin delicesine hazırlandığı tehcirin 100. yıldönümü var.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Sedat Laçiner
20-12-11
E mail: stargazete.com
 
 
Yorumlar: 1
Cihat ERDEM
Bir Anlama Güçlüğü
Tarih : 22-12-11

Yazının anahtar cümlelerine bir göz atalım: "Yüzbinlerce Ermeni kötü organizasyon nedeniyle hayatını kaybetti.", "Katliamlarda Ermenilere kem gözle bakan yönetici ve askerlerin de rolü vardı elbette(Osmanlı Ergenekonu.", "Sonuçta yüzbinlerce çocuk, yaşlı ve kadının da aralarında bulunduğu çok sayıda Ermeni öldü.", "Böylece Ermenilerin anavatanları olan Anadolu'daki nüfusları 100.000'in altına düşer.", İsyan ve bağımsızlık hareketi Ermenilere pahalıya patlamıştır. Yüzbinlerce insan hayatını kaybederken, bundan çok daha fazlası yaralanmış, öksüz kalmış, en kıymetlilerini Türkiye'de kaybetmişlerdir. En kötüsü yüzlerce yıldır yaşadıkları topraklardan sökülüp atılmışlardır. Bu yazıyı yazanın niye yazdığını anlıyorum. Bu yazıyı seçip bizim gözümüze, gönlümüze, ruhumuza saplayan irade galiba Sedat LACİNER'in ne mal olduğunu görün demek istiyordur. Ermenilerin "soykırım" iddialarını doğrulayan bu yazıyı ve onun yazarını serlevha yapmaya başka bir anlam veremedim. Olmadı bizde bir anlama ve anlamlandırma güçlüğü var.

 
'ERMENİ NEFRETİ' 2015'İ BEKLİYOR
Online Kişi: 25
Bu Gün: 35 || Bu Ay: 4.478 || Toplam Ziyaretçi: 1.667.355 || Toplam Tıklanma: 42.729.474