RAMAZAN GELDİ HOŞ GELDİ

 

Kardeşlerimizin Ramazân-ı Şerîf'lerini tebrik ederiz.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : / MAÂRİF (Eğitimle İlgili Yazılar)
Okunma Sayısı: 3786
Yazar: Mustafa Karasoy
AHLÂK MI BAŞARI MI?

 

İslâmî eğitim üzerine

İnsanın kişiliği çevrenin etkisiyle şekillenir. İçinde bulunduğu çevre insanın hangi kişilik özelliklerine sahip olacağına karar verir. Çok az insan çevresinin etkisini kırarak farklı bir kişiliğe bürünebilir. Bunu sağlayan ise edinilen bakış açısıdır. Sağlıklı bir bakış açısına sahip olmak sağlıklı bilgi ve bu bilgiyi değerlendirecek sağlıklı bir aklın sonucu olabilir.

Toplumu şekillendiren bütün etmenlerin aileden kaynaklandığını söyleyebiliriz. Ailelerin yapısı ve ailelerin birbirleriyle kurdukları ilişkiler toplum yapısını ortaya çıkarır. Bu toplum yapısına sonradan dâhil olanlar da bu yapıya ayak uydururlar. Toplumun giderek bozulmasının en önemli nedeni bu benzeşme durumudur.

Müslüman toplumun giderek daha soft bir İslam anlayışına sahip olmasının ve hatta İslam’dan uzaklaşmasının nedeni kendini kabul ettirmek adına toplumun diğer unsurlarına benzeme çabasıdır. Bozulan bir topluma ayak uyduran Müslümanların dinlerini sağlıklı bir şekilde yaşaması beklenemez.

İslami eğitim işte bu noktada önem kazanıyor. Temeli güzel ahlak olan bir dinin öğretilme ve benimsetilme aşamalarının dikkatli ve özverili bir biçimde aşılması gerekiyor. Dünyevi olanın dünyada kalacak olması bilincine haiz Müslümanlar olarak ahireti kurtarmanın yolları üzerine yoğunlaşmak durumundayız. Toplumsal kimliğimizin kul olduğumuz gerçeğinin önüne geçmesi hem bu dünyada hem de ahirette başarısız olmamıza neden olabilir.

Yaşadığımız dünya bizi maddi amaçların dışında hareket etmemeye zorluyor. Biz de çocuklarımızı büyütürken iyi birer meslek sahibi ve bunun sonucunda da iyi birer gelire sahip olmalarını arzuluyoruz. Dünyanın hırı gürü ile uğraşan, o sınav senin bu sınav benim yarış atı misali koşturan ve beklentilerimizi karşılamak için didinen çocuklarımızın ihmal ettiğimiz İslami eğitimleri bizim yetişkinler olarak en önemli görevimizi yapmadığımız anlamına gelir. Anne babaların ilk görevi çocuklarını güzel ahlak sahibi Müslümanlar olarak yetiştirmektir.

Mevcut eğitim sistemine teslim ettiğimiz çocuklarımızın, hangi ahlaki eğitimden geçtiğini bilmediğimiz öğretmenlerin elinde şekillenmesini seyrediyoruz. Az da olsa çocuklarımızı bizim istediğimiz gibi yetiştirme amacı güden kurumlar mevcut. Ancak bu kurumların çoğu para sahibi insanların çocuklarının gidebildiği kurumlar.

Eğitim kurumlarının sayısının arttırılması ve halkın geneline yayılması bu konuda atılabilecek en önemli adım iken bu kurumlarda görev alacak eğitimcilerin niteliği sorun teşkil ediyor. Giderek bozulan bir eğitimin sonucu olarak kendi hayatlarında dahi amaçlarını şaşırmış bir eğitmen kitlesi gerekli eğitimin ne kadarı sağlayabilir? Bazı cemaatlerin elinde bulunan okullar zincirinin İslam ahlakının yaygınlaştırılması ve Müslüman bakış açısının yerleştirilmesi konusundaki başarısızlığı, sahip oldukları başarı anlayışının değişmesinden kaynaklanmaktadır. Başarılı insanlardan daha çok güzel ahlak sahibi Müslümanlara ihtiyaç duyuyoruz. Kimliklerini saklayarak ya da kendinden taviz vererek kariyer sahibi olmuş yahut zenginleşmiş Müslümanların kariyerlerini ve zenginliklerini kaybetmemek adına ne kadar değişebildiklerini son 10-15 yılı gören herkes anlayabilir.

Mevcut gidişatı değiştirecek idealist bakış açısını uzun süre önce kaybettik. Kendimizi maddi anlamda kurtarmanın derdine o kadar düştük ki gelecek nesillere ne bırakacağımız fikir olarak bile bahse konu edilmiyor. Sanki ameli meselelerin İslami usullere uygun hale getirilmesi artık kişinin kendi içinde cereyan eden bir durummuş ve Müslümanlar modern dünyanın dayattığı birey olma kavramına hapsolmak zorundaymış gibi hissediyoruz. Müslüman toplum her ne kadar gruplar mevcut olsa da çözülmüştür. Önceliklerimizin bu kadar değişmiş olmasının yegâne sebebi İslam’dan uzaklaşmaktan başka bir şey değildir. Tamam bir lokma bir hırka devri kapanmıştır, tamam geçinmek önemli bir meseledir, tamam kariyer sahibi olmak Müslümanlar açısından diğer Müslümanlara faydalı olması hasebiyle önemlidir ve fakat Müslüman duruşuna sahip olmayan bir neslin bize faydası olabilir mi? Geçimini sağlayan ve hatta lükse kavuşan ama Müslüman sağlamlığından uzaklaşmış bir neslimiz var. Seksenli yıllarda başlayan ve doksanlarda hızlanan değişim sürecinin içine aldığı ve bir zamanlar sistemin dayattığı tek tip insan modeline karşı ayaklanabilmiş Müslüman bir toplumun giderek toplumun geneline uyarak istemediği bir şekilde tek tipleşmesini seyretmeyi bırakmalı ve radikal önlemler almalıyız. Çocuklarımıza bizi neyin beklediğini doğru bir şekilde anlatıp, kişiliklerini doğru şekillendirmelerine yardımcı olacak çevreler oluşturmak, Müslüman duruşuna sahip olmanın önemini kavratmak ve onları hem dünyaya hem de ahirete hazırlamak zorundayız. Aksi durumda yok olmamız işten bile değil.

müsvedde.net

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Mustafa Karasoy
16-03-10
E mail: müsvedde.net
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
AHLÂK MI BAŞARI MI?
Online Kişi: 22
Bu Gün: 215 || Bu Ay: 3.996 || Toplam Ziyaretçi: 1.739.456 || Toplam Tıklanma: 43.633.921