
| Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar | Okunma Sayısı: 535 |
Türkiye’nin yaÅŸadığı sorun ne? YaÅŸadığı sorunun ne olduÄŸunu bilememesi elbette.
Başına ne geldiÄŸini bilemeyen belki de tek toplum biziz dünyada.
Ben toplum diyorum da, asıl sorun toplumla ilgili değil, asıl sorun aydınlarla ilgili.
Aydınlar da bu ülkenin başına ne geldiÄŸinden habersiz ahkâm kesip duruyor. Toplumu da, toplumun tarihini, hayallerini ve iddialarını da bilmeyen; daha da vahimi, topluma kimlik ve kültür dayatmaya çalışan jakoben bir aydın’dan baÅŸka türlüsünü beklemek ateÅŸle iÅŸtigâl etmek olurdu zaten.
TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDEKİ TAKOZ: ENTELEKTÜEL CEHÂLET
Türkiye’nin en temel sorununun, yaÅŸadığı varoluÅŸsal sorunun ne olduÄŸunu bilmemesi, yaÅŸadığı sorunun ne olduÄŸunu bize gösterecek, köklü ve kalıcı çıkış yolları önerecek “aydın”larının olmamasının neden olduÄŸu yakıcı bir sorun.
Bir toplumun başına gelebilecek en büyük felâket, başına ne geldiÄŸini bilememesidir, demiÅŸtim.
Bir toplumun başına gelebilecek belki de bundan da büyük felâket başına geldiÄŸini anlayabilecek, millete anlatabilecek kalibrede, seviyede çaplı insanlarının, öncülerinin, düÅŸünürlerinin olmaması.
Türkiye’nin bütün temel, varoluÅŸsal, köklü, büyük sorunlarının gerisinde yatan en büyük sorunu, entelektüel cehâlet sorunu.
Ne olup bittiÄŸini anlayacak konumda olması gereken entelektüellerin, akademisyenlerin hem bu ülkenin ruh kökleriyle irtibatlarının kopması, hem de aslında tam da bu nedenle toplumu ve köklü sorunlarını anlayabilecek derûnî ilgi ve köklü, derinlikli bilgiden yoksun olmaları, ülkemizin sonu nereye varacağı belli olmayan (daha doÄŸrusu, bizi açıkça uçuruma sürükleyen) bir çıkmaz sokağın eÅŸiÄŸine fırlatılması…
TÜRKİYE’NİN ENTELEKTÜELLERİ OLMADI, KAPIKULLARI OLDU
Ülkemizin dünya çapındaki en büyük sosyal teorisyenlerinden Åžerif Mardin, “Türkiye’de entelektüel yok, literati var,” demiÅŸti.
Entelektüel; hâdiselere, eÅŸyaya, dünyaya eleÅŸtirel bakabilen, eleÅŸtirel düÅŸünebilen kiÅŸi demek, kabaca.
Literati ise, okumuÅŸ yazmış demek sadece. Entelektüel düÅŸünme melekeleri geliÅŸmemiÅŸ, malumatfüruÅŸluÄŸu öne çıkan, derinlikli okumalar yapamayan, güçlü felsefî önerilerde bulunamayan, en fazla olsa olsa, bilgiçlik taslayan kiÅŸi.
Entelektüel, eleÅŸtirel melekleri geliÅŸmiÅŸ olsa da, güçlü, derinlikli önerilerde bulunabilecek bir kiÅŸi midir? Hayır. Entelektüelin bir ÅŸeyi bir bütün olarak, bütün boyutlarıyla kavraması beklenemez. Bir konuya eleÅŸtirel bakması, baÅŸka bakış biçimlerinin olabileceÄŸini de hatırlatması beklenebilir en fazla.
Bu da az ÅŸey deÄŸil elbette.
DüÅŸünür, bu derinliÄŸe, bu vukûfiyete sahip kiÅŸidir iÅŸte. Bu anlamda Åžerif Mardin, en güçlü, en fazla dikkate deÄŸer derinlikli okumalar yapan sosyal düÅŸünürümüzdür.
Åžerif Mardin’in “Türkiye’de entelektüel yok, literati var” tespiti, Türkiye’de neden düÅŸünür yoktur, Türkiye’de neden düÅŸünür çıkması zordur, sorularının cevabını veya bu cevabı bulmamızı kolaylaÅŸtıracak ipuçlarını verir bize.
Türkiye’nin aydınları olmadı. Kapıkulları oldu bu ülkenin.
(Burada entelektüel ile aydın kavramlarını eÅŸ anlamlı kullanıyorum; entelektüel, bağımsız; aydın, bağımlı bir kiÅŸilik).
Osmanlı’nın çöküÅŸüne ve çöküÅŸ sürecine damgasını vuran figür, kapıkulu figürüdür. Özellikle Osmanlı’nın kendine güvenini yitirmeye ve kısmî modernleÅŸme sürecine girmeye baÅŸladığı süreçte ortaya çıkan bu nevzuhûr tip, ülkenin kaderine hükmetti. Ve ülkenin çıkmaz sokaÄŸa sürüklenmesinin yapı taÅŸlarını döÅŸedi.
Ülkenin yöneticilerine her fırsatta yalakalık yapan, temennâ çeken, yanlışlıkları hasıraltı eden, sadece kendi bencil çıkarlarını düÅŸünen karakter yoksunu bir tip bu.
Ulema’nın kokuÅŸması, bozulması, kökünü kurutması zamanla.
Osmanlı’nın kendini toparlama iradesi ve direnç noktaları geliÅŸtirmesinin önünün böylelikle tıkanmış olması, devletin fiilen laçkalaÅŸmaya ve çatırdamaya baÅŸlaması.
Pasif Osmanlı modernleÅŸmesi sürecinde, Osmanlı’nın sektelemeye baÅŸladığı o bulanık, sisli havada ortaya çıkan bu tip, Cumhuriyet’le birlikte bütün gücüyle güce abandı, yamandı, ülkenin önünü açacak insanların kökü böyle böyle kazındı.
ÖNCÜ KUÅžAKLARI OLMAYAN TOPLUMLARIN GELECEKLERİ DE YOKTUR
Öncü kuÅŸaklarınız yoksa, geleceÄŸiniz de yoktur.
Bir kendi’si, bir öz›ü, bir tarih’i, bir ben idraki olmayan bir toplumun, geleceÄŸi de yoktur.
Cehâlet, prim yapıyor bu ülkede. Hem de çok fazla prim yapıyor! En büyük prim yapan cehâlet türü, entelektüel cehâlet. Entelektüel cehaletin prim yaptığı bir ülkede gerçeklerle yalanlar çok rahat yer deÄŸiÅŸtirebilir, yalanlar gerçek, gerçekler de yalan katına yükseltilebilir kolaylıkla.
Entelektüel cehâlet: Bu ENülkenin önündeki en büyük takoz.
Hem bilmediÄŸini bilmemek hem de haddini bilmemek ve önüne gelen her konuda ukala ukala konuÅŸmak, ahkâm kesmek, bilgiçlik taslamak.
Hem ülkesinde hem dünyada olup bitenleri anlayamayan hem de dünyaya söylemek sözü olmayan saÄŸ, ezberci, en fazla ideolog olarak görülebilecek bir tip çıkıyor ortaya. Böylesi bir entelektüel cehâletin hâkim olduÄŸu bir ülkenin geleceÄŸi elbette ki karanlıktır.
İşte bunu yıkacak ÅŸahsiyet, bu dünyada yaÅŸayan ama bu dünyayı yaÅŸamayan, insanlığın yükünü omuzlarında taşıyan öncü kuÅŸak profilidir.
Yazar: Yusuf Kaplan |
20-09-21 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||