ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Kategori : / YAKARIŞLAR
Okunma Sayısı: 119
Yazar: Zuhal GEDİK
ANLADIM Kİ...

Anladım ki, insan ancak evladının vefasızlığını gördüğünde kendisinin de vefasız bir evlat olduğunu anlayabilirmiş. 

Anladım ki, yalnızlık insanın en yalın haliymiş. Ve insan ancak en yalın haliyle sonsuzluğa en yakın yerde durabilirmiş.

Anladım ki, keder kaderden bağımsız değilmiş. İnsan kederden kedere düşerken aslında kaderden  de kadere    yol alırmış.

Anladım ki, gözün yaşı dışarı gönlün yaşı içeri akarmış da görenler yalnızca gözlerin yaşardığını zannedermiş.

Anladım ki, ilham kalemle kelamın değil, gönülle ilhamların sahibinin arasındaki muhabbetten bir damlaymış.

Anladım ki, iyilik mecbur olduğunu hissederek ya da gönülden gelerek yapılırmış. Mecburiyet hissi ile yapılan iyilik sırta yük olurmuş da gönülden yapılan iyilik yükte hafif, pahada ağır gelirmiş.

Anladım ki, insanın söylemediği ya da söyleyemediği bütün cümleler zamanla   birbiri üstüne yığılıp boğazda yumru olurmuş.

Anladım ki, asıl marifet anlayabilmek değil, anladığını karşındakine anlatabilmekmiş.

Anladım ki, sevmek dediğin bir tecrübe işi değil, yaratılıştan gelen bir kabiliyet meselesiymiş.

Anladım ki, insanın çok konuştuğuna değil, neyi konuştuğuna bakılmalıymış. Kişinin kıymeti ne söylediğinde ve dahi nasıl söylediğindeymiş.

Anladım ki, kalplerin birbirine ısınması Allah’ın elindedir. Kimilerine içimizin ısınması kimilerini görünce de tüylerimizin diken diken olması bu yüzdenmiş.

Anladım ki bazan bir şey her şeye bazan da her şey bir şeye bağlı olunuş.  Alâkasız sandığımız hâller bile aslında bir kaderle birbirine bağlıymış.

Anladım ki, kimisinin gözleri baharda çiçek açmış ağaçlara yürüyen su gibiymiş.  Kimisininki açıp kapattıkça çakmak taşı gibi birbirine çarpıp ateş çıkarırmış. Kimi yağmur olmayı kimi de şimşek olmayı yakıştırırmış kendisine.

Anladım ki, duygu kelimelere ağır geldiğinde ve kelimeler duyguya hafif kaldığında, cümleler hissiyata kifayet etmediğinde insan kelimelerini bir kenara bırakıp kalbin diliyle konuşmaya başlarmış. Anlayan anlarmış anlamayan da susup kaldı sanırmış…

Anladım ki, herkes insan doğarmış ama herkes insan olamazmış. İnsan olmak kişinin seçimiyle ve gayretine bağlıymış.

Anladım ki, anlaşılmayı beklemek acı çekmenin ta kendisiymiş.

Anladım ki, insan sahip olduğunun körü haline gelirmiş. Yıllarca bir amacın peşinde koşsa da sahip olduğu anda körlüğü başlarmış. Bu yüzden de insan sahip olabildiğinin şükründen hep geri kalırmış.

Anladım ki, yazan kişi düşündüklerini başkaları okusun diye değil, aslında kendisini okumak için yazarmış. Bu yüzden de yazmak dediğin aslında bir nevi okumakmış.

Anladım ki, okuyacak kadar görebilen bir göz dünya nimetlerinin en kıymetlisiymiş.

Anladım ki, ağrısız geçen bir gün cennetten insana bahşedilmiş bir gün imiş.

Anladım ki, insan başkasından fazla olan taraflarını, başkalarından  eksik olan taraflarından daha kıymetli bulmadıkça huzur da olamayacakmış.

Anladım ki, tıpkı dışında olduğu gibi, insanın içinde de  çiçek açan ağaçlar, dağlar, taşlar, yazlar kışlar, hiç durmadan akan  nehirler , en mavisinden denizler, pırıltılı şelâleler  varmış.  Orada da her gün bir güneş doğar her gün bir güneş batarmış. Sayısız yıldızlar, pamuk gibi bulutlar... Sakin yağan yağmurlar, karanlık geceler, serin sabahlar varmış. Ve insan aslında dışındakinden ziyade içindeki bu dünyada yaşarmış.

Anladım ki, kul ne zaman içine dönüp baksa yalnızca Allah’ı ve kendisini görürmüş. Kalabalıklar onu içine alsa da o kalabalıkları bir türlü içine alamazmış. Çünkü kalp yaratanın ve yaratılanın başbaşa kaldığı yegâne mekânmış.

Anladım ki, bazıları sönmüş kandillerin karanlığında sadece içlerindeki aydınlıkla yol alanlar varmış. Onların güneşi ancak mahşerde doğacakmış.

Anladım ki, bazıları gözleriyle değil kalpleriyle görür, ayakları ile değil gönülleri ile koşarlarmış.

Anladım ki, insan bedenen yorgunluğunu ve rûhen yoksulluğunu çekmeden elde ettiği hiçbir şeyin kıymetini bilemeyecekmiş.

Anladım ki, tam bir îmanla “Ben beni sana emânet ettim Allah’ım, sen beni kuluna emanet etme.” dedikten sonra korku ve kaygılar sonsuza kadar kalbe yaklaşamazmış.                 

Anladım ki, iyi okuyucular olmadıktan sonra iyi yazmak da çok anlamlı değilmiş.

Anladım ki, okumak yeniden doğmakmış, gözler görmese de gönlünü okumaya kaptıranlar da varmış.

Anladım ki, yaş almak insanı yaşlandırmazmış da  ne kadar çok hüzünlenip gözleri yaşlanırsa o zaman yaşlanırmış.

Anladım ki, bazan evlada, kardeşe, komşuya bazan yoksulluğa, hastalığa, çaresizliklere sabretmek insanın omzundaki en ağır yükmüş. Omuzlarındaki ağırlığı kalbinde hafifletebilenler cennet yolunu tutanlarmış.

Anladım ki, çok şikâyet edildiğinde kader daha zoruyla da sınayabilirmiş, meğer her hal için zorun zoru varmış.

Anladım ki, bazıları şu dünyaya şifa aramaya bazıları şifa bulmaya bazıları da şifa olmaya gelirmiş.

Anladım ki, ancak ağlayarak yazılan yazılar ağlayarak okunurmuş.

Anladım ki, dünya hayatı ancak bir avuç yorgunluktan ibaretmiş. Bir de başarabildiysen eğer arkanda bırakacağın hoş bir seda…

Yazar: Zuhal GEDİK
02-05-24
E mail: zuhalgedik@dogrulus.com
Yazar Hakkında Bilgi ve Diğer Yazıları
 
 
Yorumlar: 6
süeda
...
Tarih : 03-05-24

Yüreğine, gönlüne sağlık canım, Rabbim daim etsin inşâAllah...

 
Fatoş
Anladım ki…
Tarih : 02-05-24

Zuhal ablacığım, yüreğine sağlık. Her zamanki gibi harika bir yazı olmuş.

 
Nuh
Gün doğmadan neler doğar.
Tarih : 02-05-24

Bazen hayat; Yolunun ne kadar doğru olduğunu, göstermek için sana, Yolundan çıkmış, İnsanlarla karşılaştırır seni. Nasıl bir insan olduğunu gör diye, İnsan olmayanlarla kesiştirir yollarını. Aldığın terbiyenin, savunduğun, Değerlerin ve sahip olduğum, Kişiliğin kıymetini bil diye, İnsanlığına sırtını dönmüşlerle, Sayısız kere imtihan eder seni. Bırak bazen acıtsınlar canını. Ne mutlu sana, yine de, Doğru bildiğin yolunda yürüyebiliyorsan. Ve Ne mutlu sana ki, her şeye rağmen ÇOK ŞÜKÜR BEN İNSANIM" diyebiliyorsan..!

 
Meltem
Anlamak
Tarih : 02-05-24

Agzina yüreğine saglık zuhal hanım kaleminiz gün geçtikce dahada güçleniyor.twbrik ederim

 
Hakkı ŞAPÇI
Anladımki
Tarih : 02-05-24

Tebrikler Zuhal Hanım.Elinize ve Emeğinize sağlık.

 
Nevin Şapçı
Anladım ki
Tarih : 02-05-24

Zühalcim harika bir yazı eline, emeğine sağlık tebrik ederim.

 
ANLADIM Kİ...
Online Kişi: 9
Bu Gün: 249 || Bu Ay: 7.760 || Toplam Ziyaretçi: 2.240.156 || Toplam Tıklanma: 52.351.492