
| Kategori : / DÝL KALESÝ | Okunma Says: 410 |
Seyredenler iyi bilirler. Eski Türk sinemasnn Türk edebiyatyla güçlü bir ba vard. Özellikle içtimai sorunlar ele alan filmlerde konu tespitinin yan sra karakterler ve konumalar güçlü edebî tahkiyelerin görselletirilmi hali gibiydi. Yeilçam sonrasnda Türk sinemas peyderpey edebiyattan özellikle hikâye geleneinden koptu. Edebiyattan kopmann üç önemli sonucu var.
Birincisi hem konu seçimi hem de olay örgülerindeki çeitlilik ve zenginliin yitirilmesi. Konu ve olay örgüleri bakmndan neredeyse birbirinin tekrar filim ve diziler sinema sektörünü igal etmi durumda. Mevcut tekdüzeliin dna çkmak, epeyce büyük çabay gerektiriyor olmal. Oyunculuktaki ustalklarn ve görsel tekniklerle güçlendirilmi sahte tahyillerin baarsnn gizledii bir yüzeysellik hâkim sinemaya.
kincisi, anlatlardaki derinliin önemli ölçüde yitirilmesi. Kukusuz derinlik yitimi, mutlak olarak edebiyattan kopmaya balanamaz. Çünkü edebiyatn da derinliini kaybetmeye balad söylenebilir. Genelde dinî düünce özelde metafizikten kopan bir edebiyat ancak derin görünen yüzeysel psikolojik tahliller veya içtimai durum tasvirleri yapabilir. Edebiyatmz da uzun süredir bu hastala duçar oldu. Edebiyatn bana gelecek en büyük belalardan biri, herhangi bir dönemdeki akademik aratrmalarn vülgarize valine dönümektir. Fakat bu, müstakil olarak ele alnmas gereken dier bir bahis.
Üçüncüsü ve benim asl dikkat çekmek istediim sonuç, sinema dilinin edebiyatn dilinden kopmasdr. Edebiyatn kendisi klasik Türkçeden koptuu için sinemann klasik dilden kopuundan bahsetmek zaten makul görünmüyor. Fakat dizi ve filimler çada Türk edebiyatnn dilinden kayg uyandracak kadar uzaklat. Kelime daarcndaki daralma, anlam çeitliliinin kaybedilmesi, mecazlara dayal söz ustalnn unutulmas bir çrpda akla gelecek sorunlarn sadece bir ksmn ifade eder. Sektörün hakkn yememek gerekir, orta Anadolu tabiriyle “laf ebeliini” en azndan baz durumlarda iyi becerdikleri söylenebilir. Fakat kesinlikle bir “dil düzlemesi” vakas olduu açkça gözlenebiliyor.
Edebiyat aratrmaclar Nobel ödüllü yazarlarn metinlerinin kimliksizliinden söz ederler. Buna göre Nobel ödülü alm yazarlarn neredeyse hepsi önce içinden çktklar toplumun sorunlarn, beenilerini, hissiyatn ve tepkilerini dile getiren eserler kaleme almalarna ramen zamanla dünyadaki herhangi bir metropolde okunabilecek, milli kimliklerden neredeyse tamamen arndrlm, kimliksiz ve bu anlamda kiiliksiz metinler kaleme almaya balarlar. Yani ilgi çeken konular bulma ve olay örgüsünü heyecanl hale getirme baarsnn saklad bir dil düzlemesi yaarlar.
Sinema sektöründe de böylesi bir dil düzlemesi görülüyor. Bu durum, olaylarn görsel aknn salad canllkla perdelenen bir idrak kütlüüne, tek tipletirmeye, yüzeysellie ve kültürel ilgisizlie yol açyor. lkokuldan lise sona kadar dil ve edebiyat dersleri verdiimiz halde nasl olup da böylesi bir dil ve edebiyat fakirliine dütük bilemiyorum. Türkiye’de liseyi bitiren bir örenci klasik ve çada edebiyatmzdan hangi airleri, romanclar, hikayecileri vs. okumu olur veya edebiyatn muhtelif türlerinde temsil gücü yüksek hangi ahsiyetleri eserlerini okuyarak tanm olur sorusunun cevab yok. Türkiye’de içerik ve uygulama sorunlar her eyi beka meselesine dönütürüyor. Örenleri yurt tutma hazzndan vazgeçmeliyiz.
Yazar: Ömer Türker |
22-07-25 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||