
| Kategori : / ÎMAN VE İSLÂM | Okunma Sayısı: 606 |
Muharrem ayı içinde bulunuyor olmamız hasebiyle her sene olduÄŸu gibi bu sene de Åžia’nın Kerbelâ ritüellerine ÅŸahit olduk. Bu yazıda, Kerbelâ’da yaÅŸanan facianın görünür sebepleri ve serencamı üzerinde duracağım. Bunu yaparken de Åžia'nin kendi kaynaklarındaki anlatım ve rivayetleri esas alacağım.
Her ÅŸeyden önce bir noktayı tebellür ettirelim: Hz. Hüseyin (r.a.) efendimizin Hicaz’dan Kûfe’ye gidiÅŸini “direniÅŸ”, “zulme baÅŸ kaldırı”, “nahda”, “devrim”… gibi söylemlerle takdim etmenin¹ propagandif amaçlar dışında gerçekle baÄŸdaşır yanı yoktur! Zira Hz. Mu’âviye’nin (r.a.) yaklaşık 20 yıllık iktidarı boyunca ne genel olarak Ehl-i Beyt’ten ne de özel olarak Hz. Hüseyin (r.a.) efendimizden herhangi bir isyan/huruç, baÅŸkaldırı hareketi sadır olmuÅŸtur! Yezid’e gelince, babasından boÅŸalan hilafet makamına yeni geçtiÄŸi için henüz ortada kayda deÄŸer bir icraatı yoktur.
Hz. Mu’âviye, Yezid’e, yerine geçtiÄŸi zaman özellikle sahabeden 4 kiÅŸinin bey’atını almasını öÄŸütlemiÅŸti: Hz. Hüseyin, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Zübeyr ve Abdurrahmân b. Ebî Bekr.
Babasının vefatının ardından Yezid, Medine valisine mektup yazarak söz konusu bey’atları almasını emretti. Bunun üzerine el-Velîd, gece vakti Hz. Hüseyin’e haber göndererek, vilayet konağına gelip bey’at etmesini istedi. Hz. Hüseyin konaÄŸa gitti ve gece vakti gizli-kapaklı bey’at etmenin hem kendisi hem de onlar için uygun olmayacağını, gündüz vakti herkesin içinde bey’at etmesinin daha münasip olacağını söyledi. Ancak iki gün sonra Medine’den Mekke’ye hareket etti. Bu hareketin ilk amacı bey’at etmek zorunda kalmamak, ikincisi ise zaman kazanmaktı.
Mekke’ye vardıktan sonra Kûfe ve Basra’dan kendisini Irak’a davet eden mektuplar almaya baÅŸladı. Bu mektuplar aslında Hz. Hüseyin’i Kerbelâ faciasına davet ediyordu. Hz. Hüseyin önce durumu tahkik etmesi için amcaoÄŸlu Müslim b. Akîl’i Irak’a gönderdi. O orada ilk aÅŸamada Hz. Hüseyin adına binlerce kiÅŸinin bey’atını aldı ve Hz. Hüseyin’e ortamın uygun olduÄŸunu bildiren bir mektup yazdı.
Bunun üzerine Hz. Hüseyin Irak’a gitme kararı aldı. Sünnî kaynaklarda benim tespit edebildiÄŸim, Hz. Hüseyin’in Irak’a gideceÄŸini haber alan -sahabe ve tabiûndan- 17 kiÅŸi, gitmemesi yolunda kendisine -bazıları birden fazla kere olmak üzere- görüÅŸ bildirdi.
Bu noktada Åžii kaynaklarda tespit edebildiÄŸim isimlerse ÅŸunlar: Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Abbâs, Abdullah b. ez-Zübeyr, Abdullah b. Mutî’, Abdullah b. Ca’fer (r.anhum), Muhammed b. el-Hanefiyye, el-Hurr b. Yezîd, BiÅŸr b. Gâlib, Abdullah b. Süleymân, el-Münzir b. el-MüÅŸma’il, Ferazdak, Amr b. Levzân...
Ancak Irak’a gitmeye kesin karar vermiÅŸ olan Hz. Hüseyin (r.a.) bu nasihat ve önerileri dikkate almadı. Bazı İmâmî kaynaklar bunu, gördüÄŸü bir rüyaya baÄŸlar: Efendimiz (s.a.v.) ona, “Babam sana feda olsun! Baban, annen ve aÄŸabeyin seni bekliyor” demiÅŸtir.2
Yine İmâmî kaynaklar, bu noktada Hz. Hüseyin’e Irak’tan gönderilen 12 bin civarındaki bey’at mektubu bulunduÄŸunu zikreder³ ki, Sünnî kaynaklarda gördüÄŸümüz de budur.
Irak cephesinde ise durum tamamen deÄŸiÅŸmiÅŸ, Vali Ubeydullah b. Ziyad çok geçmeden Müslim b. Akîl’i ve ona yardım eden birkaç kiÅŸiyi yakalayıp korkunç bir ÅŸekilde ÅŸehit etmiÅŸtir.
Bu durumdan habersiz olan Hz. Hüseyin Mekke’den çıkıp Kerbelâ toprağına ayak bastığında -ki arada önemli hadiseler cereyan etmiÅŸtir, yer tutmaması için zikretmiyorum- karşısında 30 bin kiÅŸilik bir ordu görünce aldatıldığını görüyor ve Ömer b. Sa’d’a ÅŸu üç teklifi yapıyor: Ya müsaade edin geriye, geldiÄŸimiz yere dönelim, yahut beni bir cepheye gönderin, İslam ordusunun bir neferi olarak cihat edeyim ya da beni Yezid’e gönderin, elimi elinin üzerine koyayım (ve onunla konuÅŸup bir çıkış yolu bulayım).4
Hz. Hüseyin’in, geri dönülmez noktaya gelmeden önce karşı tarafa ilettiÄŸi bu teklifler, meselenin Åžia’nın propaganda ettiÄŸi gibi “direniÅŸ”, “devrim” vb. gibi tabirlerle ifade edilmesinin gerçekle baÄŸdaÅŸmayacağını açıkça ortaya koyuyor…
Peki Hz. Hüseyin’e o 12 bin mektubu yazanlara ne oldu?
Onu da Kerbela faciasından saÄŸ kurtulan tek erkek olan Ali b. el-Hüseyin Zeynülâbidîn’den aktaralım: Facia gerçekleÅŸtikten sonra orada toplanıp aÄŸlaÅŸan Kûfelilere hitaben ÅŸöyle diyor: “Hem bizi buraya davet edip sonra yalnız bıraktınız, hatta karşımıza geçip bizimle savaÅŸtınız, hem de ÅŸimdi ölülerimizin üzerine aÄŸlaşıyorsunuz! Allah Resulü’nün yüzüne nasıl bakacaksınız?..»5
1) Mesela bkz. Lebîb Beydûn, Mevsû'atu Kerbelâ, I, 264 vd.
2) Åžeyh Sadûk'un Emâlî'sinden naklen el-Meclisî, Bihâru'l-Envâr, XLIV, 313.
3) el-Meclisî, A.g.e., XLIV, 334.
4) el-Meclisî, A.g.e., XLIV, 389.
5) et-Tabersî, el-İhticâc, II, 305-6.
Yazar: Ebubekir Sifil |
03-07-26 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||