HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / PORTRELER
Okunma Sayısı: 8
Yazar: Mahmut Bıyıklı
YEDİ İKLİM BİR ADAM (Ali Haydar Haksal'ın ardından)

YEDİ İKLİM BİR ADAM (Ali Haydar Haksal'ın ardından)Geçen hafta Ali Haydar Haksal AÄŸabeyi Åžakirin Camiinden Rabbimize uÄŸurladık. Caminin içi de dışı da tıklım tıklım doluydu.

Haksal’la hatırası olan herkes uzaktan yakından koÅŸup gelmiÅŸti. Bütün yüzlerde bir güzel adamı kaybetmenin hüznü vardı.

15 yıldır ağır bir hastalıkla mücadele ediyordu. 2011 yılnda hastaneye yattığında Kartal’da ziyaret etmiÅŸtik.

Hastalığından bahsetmek yerine heyecanla yazmak istediÄŸi kitaplardan anlatmış onları bitirebilmek için dua istemiÅŸti.

Ağır aÄŸrı ve acılarına raÄŸmen o ziyaretimizde söylediÄŸi kitapları kaleme aldı.

Yazmak konusunda sürekli bahane üretenlere merhumun bu azmi ibret olmalı Müstakim Abi baÅŸta olmak üzere bütün kardeÅŸleri bu süreçte dayanışma destanı yazdılar. Aile olmanın derin anlamını herkese hatırlattılar.

Haksal ailesinin bütün fertlerini tebrik etmek gerekiyor. Allah hepsinden razı olsun.

ONLAR GİTTİLER

Cenazeden sonra TYB’ye geldiÄŸimde arÅŸivden onlarca fotoÄŸraf önüme düÅŸtü. Merhuma ilk saygı programını KızlaraÄŸası Medresesi’nde biz yapmışız.

Sonraki yıllarda hem Küçükçekmece’de hem de Üsküdar’da belediyelerin de desteÄŸiyle geniÅŸ katılımlı vefa programları yapmışız.

Ayrıca farklı etkinliklerde onlarca programda beraber olmuÅŸuz. Bir programda Rasim aÄŸabey var yanımızda baÅŸka programda Ersin Nazif GürdoÄŸan diÄŸer programda Mustafa Yazgan.

Åžimdi hepsi de edebi alemde. Erdem Bayazıt’ın dediÄŸi gibi ‘Onlar gittiler giderken bir muÅŸtu gibiydiler.’

Ali Haydar aÄŸabeyle TYB İstanbul’da önden gidenler diye bir program yapmışız yıllar önce. Åžimdi o da evvel gidenlerden oldu. Dünya garip bir yer.

Bir Müslüman olarak ÅŸahitliÄŸimizi cenazede yaptık. Mehmet Görmez hocanın tezkiyesi sonrası İyi bilirdik diye haykırdık.

Biz onu daima, Müslüman bir yazar olma sorumluluÄŸunun gereklerini hakkıyla yerine getiren bir münevver olarak tanıdık.

HİKÂYECİNİN HİKÂYESİ

Haksal’ın hikâyesi doÄŸunun ücra bir köyünde, yetimliÄŸin ve garipliÄŸin boynunu büktüÄŸü fakat azmini kıramadığı bir Anadolu çocuÄŸunun hikâyesidir. Hasköy’den İstanbul’a uzanan bir yolculuk ve kitaplarla bir ömür süren sıkı bir dostluk…

Hikâyecinin hayat hikâyesi de okunmaya deÄŸer. Yazmak her zaman hayatının merkezinde.

Mazisi lise yıllarına dayanan öykü çalışmaları Mavera gibi okul hüviyeti taşıyan köklü dergilerde yayımlanıyor.

Ardından sanat ve politika ağırlıklı denemeleri, makaleleri ve konuÅŸmaları geliyor. Sesim Bana Yetmiyor adlı öykü kitabıyla Türkiye Yazarlar BirliÄŸi’nin 1987 yılı Hikâye Ödülü’nün sahibi de Ali Haydar Haksal oluyor.

BİR EDEBİYAT ÜNİVERSİTESİ: YEDİ İKLİM

Bir grup arkadaşıyla birlikte Mart 1987’de yayımlamaya baÅŸladığı Yedi İklim, kırk yıldır bizlere kültür ve medeniyet damarlarımızın haritasını sundu.

Derginin adıyla özdeÅŸleÅŸmesi verdiÄŸi emeÄŸin bir karşılığı olsa gerek. O ise bütün röportajlarında bu özdeÅŸleÅŸtiremeye karşı çıkarak diÄŸer arkadaÅŸlarının isimlerini ısrarla zikretti.

Ali Haydar Haksal Yedi İklim dergisiyle Türk kültürüne üstün bir hizmet sundu. Sadece özel özel sayılar ele alınsa bile bu hizmetin büyüklüÄŸü hemen anlaşılır. İleride mutlaka bu komu konuda doktora çalışmaları yapılacaktır. Dergi çıkarmak üniversite kurmak gibidir denilir. Gerçekten de Yedi İklim bu sözü doÄŸrularcasına adeta bir edebiyat üniversitesi gibi iÅŸlev gördü.

Yedi İklim’in temsil ettiÄŸi deÄŸerleri anlamak için onun sıkı sıkıya baÄŸlı olduÄŸu ve beslendiÄŸi köklere de dikkat çekmek gerekiyor.

Dergi, Müslüman öncülerin açtığı çizgiden sapmadı. Geçen yüzyılda Mehmed Âkif çıkardığı dergilerle, Müslümanca var olma bilincini taşıyan bir doÄŸrultu üzerinde mücadele verdi.

Üstat Necip Fazıl, Büyük DoÄŸu’da sanat ile düÅŸünceyi, medeniyet ile kavgayı, bilinç ile fikri bir arada harmanlayarak yeni bir dil oluÅŸturdu.

Bir yandan küfrün kulelerini yumrukladı, diÄŸer yandan Anadolu kıtası büyüklüÄŸündeki dava taşını gediÄŸine koyacak bir nesil yetiÅŸtirdi.

Ardından DiriliÅŸ, bütün yönleriyle bir düÅŸünce, medeniyet ve bilinç hareketi olarak ortaya çıktı. Daha kuÅŸatıcı, daha derinleÅŸtirici ve daha bilinçli bir yürüyüÅŸ baÅŸladı.

Bu ocaklarda yetiÅŸen güzel adamlar Mavera’da medeniyetimizin sesi oldular.

Yedi İklim, bu düzlemde Sırat-ı Müstakim ile baÅŸlayan; Büyük DoÄŸu, DiriliÅŸ, Edebiyat, Mavera dergileriyle devam eden çizgide önemli bir hamle oldu.

Kültürel kuraklığa aldırmadan yürüyüÅŸünü sürdürdü.

GENÇLERİN ELİNDEN TUTTU

Ülkemizde uzun yıllar edebiyat ve düÅŸünce dünyası dergilerin etrafında döndü.

Dergilerin bir anlamı, bir deÄŸeri vardı. O dönem dergiler sanatçı ve düÅŸünür merkezli olduÄŸundan, etraflarında yer alanlar o “hür tefekkür kaleleri”nde var olma duygusu içinde yetiÅŸtiler.

Üstatlar ve ustalardan sonra aÄŸabeyler, dergiler aracılığıyla gençlerin elinden tuttu.

Ali Haydar Haksal da bu geleneÄŸi sürdürdü. Bir derviÅŸ sabrıyla, yaklaşık yarım asır boyunca eli kalem tutan Anadolu çocuklarına kapısını açık tuttu.

Haksal, gençlere hangi kaynaktan beslenmeleri, hangi ocakta ısınmaları, hangi sevdalarla kavrulmaları gerektiÄŸini anlattı. Kendi kuÅŸağına düÅŸen yön göstericilik vazifesini bihakkın yerine getirdi.

Tamamen hasbi ve samimi bir gayretle yaptı bunu. İnandıklarına adanacak bir yüreÄŸi, savunacak cesareti ve asla pes etmeyecek bir azmi taşıdı içinde.

Yedi İklim olmasaydı genç kalemlerin birçoÄŸu belki de yitip gidecekti.

ÖLÜMSÜZ ESERLER

Dergicilik baÅŸkalarının yazılarıyla uÄŸraÅŸmaktan kendi metinlerine yoÄŸunlaÅŸmayı zorlaÅŸtırır ÅŸahsi üretimi azaltır. Bunun edebiyat dünyasında belki de tek istisnası Ali Haydar Haksal’dır.

Hem yazdırmayı hem de yazmayı kutsal bir inatla devam ettirdi. Geride okunacak onlarca eser bıraktı.

Denemeleri, incelemeleri, eleÅŸtiri yazıları, Batı düÅŸünürleri ve yazarları üzerine kaleme aldıkları, yeniden okumaları, biyografileri…

Üstat Sezai Karakoç, Rasim Özdenören, Nuri Pakdil, Cahit ZarifoÄŸlu ve diÄŸer sanatçılarımız, büyüklerimiz üzerine yazdıklarıyla Ali Haydar Haksal, durmaz dinlenmez bir diriliÅŸ savaÅŸçısı olarak, bir cihad ÅŸuuru içerisinde sürekli yazdı. Ölümsüz eserler verdi.

Son dönemde Müslüman edebiyatçıların İslam dünyasında yaÅŸanan acılara karşı giderek duyarsızlaÅŸtığına ÅŸahit oluyoruz.

İslam milletinin meseleleri güçlü bir ÅŸekilde ÅŸiire, romana, hikâyeye taşınamıyor.

Ümmetin problemlerine karşı duyarlılığını her zaman sürdüren Ali Haydar Haksal, günümüz edebiyatçılarının kayıtsızlığına ve ben merkezli edebî üretimlerine ÅŸu cümlelerle itiraz etti:

“Günümüz edebiyatı ben’in edebiyatı olma yolunda. Bu ‘ben’ de ben olmayan bir ben. Sadece kendini yaÅŸamak bencilikten öte bir ÅŸey deÄŸil. Küresel abanma insanlığı kuÅŸatmış bulunuyor. Özellikle Müslümanların yaÅŸadığı coÄŸrafyada acı var. Åžiir ve düÅŸünce merkezlerimiz ateÅŸ içinde yanıyor.

BaÄŸdat’tan bana denilebilir mi, Kudüs’ten bana ne denilebilir mi? Yarın İstanbul’dan, Bursa’dan, Kütahya’dan, Diyarbakır’dan, Konya’dan, Edirne’den bana ne denilebilecek mi?

Bu çağın karanlık yangını üzerimize doÄŸru geliyor. Eli kalem tutan her aydın, ÅŸair, yazar, düÅŸünür, bilinç ve eylem adamı bu el yazması acılara kayıtsız olabilir mi? Bugünün yazan ve çizenleri yarına ne bırakacaklarını iyi hesaplamalı!”

Yazacak çok ÅŸey var ama bu cümlelerde Haksal’ın dünya görüÅŸü ve edebiyat anlayışı açıkça görülmektedir.

Edebiyatı medeniyet mücadelesinin bir aracı olarak görenlerin İslam milletinin dertlerini kendi dertleri bilenlerin ve bu uÄŸurda kalemiyle kavga verenlerin adları vefatlarının ardından da yaÅŸamaya devam etmiÅŸtir.

Defterini açık tutacak dergiler çıkarıp salih amel sayılacak eserler veren Yazar Ali Haydar Haksal da her zaman hayırla yad edilecektir.

Aziz ruhu ÅŸad olsun.

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız. 

Yazar: Mahmut Bıyıklı
09-09-26
E mail: haber7.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
YEDİ İKLİM BİR ADAM (Ali Haydar Haksal'ın ardından)
Online KiÅŸi: 31
Bu Gün: 1046 || Bu Ay: 15.031 || Toplam Ziyaretçi: 3.194.019 || Toplam Tıklanma: 59.711.483