HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 2338
Yazar: Süleyman Seyfi Öğün
MEKKE ANLAŞMASI ÜZERİNE

MEKKE ANLAÅžMASI ÜZERİNEGeçen cuma günü Mekke’de, Türkiye, Pâkistan ve Suudî Arabistan liderleri tarafından imzâlanan bir anlaÅŸma dünyâda ve içeride büyük bir akis doÄŸurdu. OrtadoÄŸu’da, SoÄŸuk SavaÅŸ sona erdikten sonra eÅŸine pek rastlanmayan bir sûrette, ÅŸu veyâ bu ÅŸekilde büyük güçlerin “doÄŸrudan” müdahil olmadığı, mahallî unsurlar tarafından bir inisiyatif alındığına ÅŸâhit oluyoruz. Sâdece bu tarafıyla bile, atılan bu adımın son derecede mühim olduÄŸunu rahatlıkla ifâde edebiliriz. Tabiî her ÅŸey bu kadarla sınırlı deÄŸil.

AnlaÅŸmaya mâtuf akisleri topyekûn deÄŸerlendirildiÄŸinde ortaya tuhaf ve rahatsız edici bir durumun çıktığına iÅŸâret ederek baÅŸlamak istiyorum. Kabaca bakıldığında, bâzı mecrâlar bu anlaÅŸmanın ,İran ile ABD ve İsrâil arasında yaÅŸanmakta olan savaşın doÄŸurduÄŸu bir kilitlenmeye alternatif yani bir damarın açıldığını. ve bunun baÅŸta İsrâil olmak üzere OrtadoÄŸu’da dizginlenemeyen ihtiraslı ve kanlı senaryoları boÅŸa düÅŸüreceÄŸini iddia ederek müspet bir tespitte bulunuyor. Buna mukâbil zıt bâzı mecrâlar ise bunun İsrâil ve ABD güdümlü olduÄŸuna ve dolaylı olarak İran’ı hedeflediÄŸine, İsrâil’in iÅŸine yarayacak bir Sünni-Åžii savaşına hazırlık olduÄŸuna dikkat çeken menfî deÄŸerlendirmelerde bulunuyorlar. Bakıldığında bu zıt tespitlerin, taşınan siyâsî meÅŸreplerin bir fonksiyonu olduÄŸunu ve yapılanların soÄŸukkanlılıktan çok uzak olduÄŸunu ifâde edebiliriz.

Hâdiselere ilk tepki veren tarafımız hislerimizdir. Herkes için doÄŸrudur bu. Hislerle yaÅŸamanın verdiÄŸi husûsî bir lezzet olduÄŸunu ve bâzı sâhalarda bunu sonuna kadar devâm ettirmenin son derecede faydalı ve lüzumlu olduÄŸunu da iÅŸâret edebilirim. (Cumartesi günü dostum Mehmet Çebi’nin koleksiyonlarından mürekkep hat ve bilhassa tespih parçalarını incelerken dünyânın gâilelerinden koptum ve eÅŸsiz, zevkli bir tecrübe yaÅŸadım). Kanaatimce, meselâ sanatlar ve sporlarla kurduÄŸumuz baÄŸlar sonuna kadar hissî kalmalıdır. Hayâtın yüklerinden bir miktâr arılanmak için bunun çok faydalı olduÄŸunu düÅŸünüyorum. Bir resim veyâ ÅŸiirin bizlere uyandırdığı hislere sonuna kadar teslim olmak en doÄŸrusudur. Tıpkı bunun gibi taraftarı olduÄŸunuzu spor kulübü ile hissî olarak özdeÅŸleÅŸmek, baÅŸarıları ile coÅŸmak, baÅŸarısızlıklarıyla kahırlanmanın lezzeti nerede var? Sanatların eleÅŸtirel felsefesini yapmak, güzel üzerine düÅŸünümlerde (reflection) bulunmanın da kendine has bir ehemmiyeti ve faydası elbette vardır. Ama kritik yapanlardan aldığım intibâ, bu insanların mesleklerinde ustalaÅŸtıkça hislerinde bir körelmenin ortaya çıkmasıdır. Yakın olduÄŸum bir sanat olan mûsıkide, kuvvetli ve kıymetli bir eleÅŸtiri kapasitesine sâhip dostlardan, zamân içinde mûsıki zevkinin erozyona uÄŸradığını itiraf edenlere rastlamışlığım vardır. Tıpkı bunun gibi teknik direktörlüÄŸün, hakkı verildikçe spor zevkini de geriletiyor olduÄŸunu da görebilmek gerekir. Tribündeki taraftar ile kulübedeki bir teknik direktör arasındaki dramatik bir farktır bu.

Lâkin sanat gibi husûsî sâhaların hâricine çıktığımızda, meselâ siyâsî, ekonomik ve içtimâi meseleler gibi daha hayâtî sâhalara geldiÄŸimizde durum deÄŸiÅŸiyor. Elbette burada hisler çok tesirli bir yer kaplıyor. Ama bu baÄŸları kemikleÅŸmiÅŸ hâle getirmek çok sıkıntılı neticeler doÄŸurabiliyor. Katı angajmanlarla hareket etmek bir vakit sonra körlük doÄŸuruyor. Mesele hislerimizin bizi sürüklediÄŸi basitlemelerden ve yanlışlardan ne kadar uzaklaÅŸabildiÄŸimizle alâkalıdır. Hislerimizin doÄŸurduÄŸu hükümleri ezelim, yok edelim demiyorum. Burada teklifim onları disipline etmek, rezerv hâline getirip soÄŸukkanlılıkla iÅŸleyen aklımıza yer kandırmakla alâkalıdır. Hislerle kazandığımız intibâları yok etmek deÄŸil bu. Tam aksine onları iÅŸleyip eleÅŸtirel araçlara dönüÅŸtürmek ve akla kazandırmaktan bahsediyorum.

Gazeteciler ve akademisyenlere düÅŸen vazife iÅŸte tam da budur. Ama yazık ki, son zamanlarda bu vazife ve mes’uliyetlerin çok aksadığına ÅŸâhit oluyoruz. Katı angajmanlarla düÅŸünen gazeteciler ve akademisyenler tribün amigolarından pek de farklı bir manzara sunmuyor. Mekke anlaÅŸması için ortaya çıkan manzara tam da bunu ortaya koyuyor. Hâlbuki burada tâkip edilmesi lâzım gelen metod çok basit. Bunu iki taraf açısından da deÄŸerlendirelim.

EÄŸer bu anlaÅŸmanın çok riskli olduÄŸunu ve Türkiye’yi hâl-i hazırda cereyan eden savaÅŸlara dâhil edebileceÄŸi ihtimâlini size düÅŸündüren bir intibâ edindiyseniz bunu evvelâ zihninizde soÄŸutursunuz. Bu soÄŸutma zihninize bir ferahlık bahÅŸeder. Bir sıçrama yaparak, ilk intibâlarınızın size göstermediÄŸi noktaları, yâni risklerin en zıttı olarak hâdisenin doÄŸurduÄŸu fırsatları da görebilmeye baÅŸlarsınız. Nihâyet her ikisini kıyaslayabileceÄŸiniz ve hangisinin daha baskın olabileceÄŸini anlayabilirsiniz. Aynı süreci zihninizde birkaç defâ tekrarlayıp daha emin olabileceÄŸiniz bir kemâlata taşıyabilirsiniz. Diyelim ki riskler ve fırsatlar baÅŸabaÅŸ geliyor; o zaman hangi müdahalelerle risklerin geriletilebileceÄŸi ve fırsatların arttırılabileceÄŸi üzerinde düÅŸünür ve bâzı teklifler geliÅŸtirebilirsiniz. Bu konuda bir konuÅŸma yapmak veyâ yazı yazmadan evvel suskun bir dâirede yapılması lâzım gelen iÅŸlerdir bunlar. Netice vardığınız hükümleri, onlara nasıl vardığınızı da paylaÅŸarak kamusal düzlemlerde ilân edersiniz...

EÄŸer ilk intibâlarınız çok müspet ise yine durup, bu defâ ne tür risklerin olabileceÄŸi sualini kendinize sormalısınız. Onları yakaladıktan sonra, yukarıdaki metodu siz de çalıştırmalısınız. Bu metodu tâkip eden ve farklı neticelere varan iki analist karşı karşıya geldiÄŸinde kavga etmez; farklı tezleri dile getirseler bile meseleyi medenîce tartışırlar. Onları tâkip eden kamuoyları da hem yatışır hem de daha isâbetli düÅŸünebilecekleri verileri elde etmek imkânına sâhip olurlar.

Son zamanların en mühim hâdiselerinden birisi olduÄŸunu düÅŸündüÄŸüm Mekke anlaÅŸmasının henüz ruÅŸeym hâlinde ve üç devletin bir niyet beyânı olduÄŸunu düÅŸünüyorum. Bu pilav daha çok su kaldıracak görünüyor. MüÅŸterek niyetin nasıl iÅŸleneceÄŸini ve buud kazanacağını zamân gösterecek. Elbette benim de intibâlarım var. Çok emin olduÄŸum bir iki arkadaşımla bunları paylaÅŸtım ve varacağı en keskin noktalara kadar taşıdım. EteÄŸimde taÅŸ kalmadı. Åžimdi hepsi soÄŸuma hâlinde, AnlaÅŸma ete kemiÄŸe büründükçe ve elbette nasip olursa yazacağım. Åžimdilik bu kadar...

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız. 

Yazar: Süleyman Seyfi Öğün
10-08-26
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
MEKKE ANLAŞMASI ÜZERİNE
Online KiÅŸi: 29
Bu Gün: 1040 || Bu Ay: 15.025 || Toplam Ziyaretçi: 3.194.012 || Toplam Tıklanma: 59.711.437