
| Kategori : / EDEBÝYAT | Okunma Says: 6031 |
Neden hayallerimizi yktn Mona?
Önceki gün geyve.com sitesindeki röportaj alnlatayarak Türkiye'ye duyuran Haber7 çok önemli bir habere imza att.
Türk Edebiyatnn efsanevi ismi Sezai Karakoç’un ölümsüz eseri “Mona Rosa” iirinin kahraman Muazzez Akkaya ile yaplan röportaj yayna girince bir anda en çok okunan ve tk alan haber olarak ilgi gördü.
Bu, iirin Türk halk tarafndan ne kadar çok bilinip sevildiinin yan sra sözkonusu hanmefendinin de uzun yllar gizemli kalnn da bir yansmasyd hiç kukusuz.
Yllarca kendini saklayan, sr gibi kalan, saklandkça deeri çoalan ve hakknda çeitli hikâyeler söylenen Mona Rosa, üstelik bahar deilken, güz deilken bir k günü çka gelmesi hem bizi üüttü, hem de kendi soldu, tükendi bir anda.
Mona neden hayallerimize el att ki?
Gül dediin üstelik bu Geyve’nin gülü ise bir k günü çkp gelir miydi hiç? Bunca mevsim zamann yanandan akm, ömrün yekûnu harcanm, çile örgüsü tamamlanm, anlayan anlam, söyleyen söylemi, bilen bilmi, gülen gülmü iken ne vard ki kalkp gelecek?
Bir k günü Mona Rosa kurumu bir güle mi dönüecekti?
Yoksa hiç güllerle krlr m gönül, hatr koyar m bülbül, diye düündü?
Mona Rosa, bu saatten sonra gelmemeliydi, çkmamalyd ortaya. Hep o iirin krk ak hikâyesinin içinde taze açm gül gibi kalmalyd. Edebiyat tarihine mal olmu o büyük iir, can çkm gibi ac çekiyor imdi!
Böylesine büyük bir ak bu ekilde mi yalanlanmalyd?
Oysa “Ak inkâr ediinde bile bir nezaket, bir letafet, bir incelik vard” diyen arkda ne güzel tarif edilir akn geri çevrilii.
Bu kiisine göre deiir lakin en azndan derin bir sayg duyulup, hürmete layk görülmeliydi. Hiçbir eyin farknda deilmi gibi yapmak, kaale almamak ve güya ilgilenmiyor görünmek ve önemli bir eyi azmsamak marifet deildir Mona!
Edebiyat tarihinde karlksz aklar da yazlmtr, vuslata ermeyen aklarla doludur iirlerimiz, hikâyelerimiz. Erkekler genelde kadnn ismini saklarken, onu remizlerin, mazmunlarn arkasna gizlerken, kadnlarn daha ilgisiz, daha duyarsz olduklar görülse de hep bir parça merhamet ve sevgi görülür. Mesela Erzurumlu Emrah;
“Yar ismini desem olmaz
Düer dillere dillere"
Derken büyük bir nezaket ve düünü sözkonusudur. Bu nedenle genellikle kadnlarn ismi baka bakadr. Abdurrahim Karakoç da sevdiinin ismini “Mihriban” olarak deitirir. Yani erkek airlerimiz hiçbir zaman sevdikleri kadnn ismini vererek iir yazmamlardr.
Sezai Karakoç da gelenekte olduu gibi sevdiinin adn yine remiz ve mazmunlarn arkasna saklayarak onu korumaya çalmtr. Her ne kadar akrosti gibi bir türü deneyerek yazsa da yine de onu en azndan gözlerden, ilk baklardan saklamtr, gizlemitir.
Karakoç’un gizledii yllar sonra kendisi çkp gelmi, söylenmeyenleri söylemi, dile getirilmeyenleri dile getirmi, bütün srlar ortaya saçmtr. Yani sr testisi krlmtr.
En çok da “aka tövbeli o büyük yürek” krlmtr zannmca.
Kadnlarn kendilerini sürekli olarak naza çekmeleri güzeldir, hotur. Ancak bu yatan sonra kendisini naza çekecek bir yata da deilsin Mona! Madem o elektrii alamadn, o vakit hiç konumasaydn ne olurdu?
O elektrik varsn tek bir yürei yaksn bundan böyle.
iirin airi, sen olsan da olmasan da bu milletin kalbine girdi ve orada ebedileti. Ve cümle âlem bilir ki bu airin yüreinin büyüklüüdür, yoksa senin güzelliin deil. Ak tek kiiliktir aslnda, bunu sadece airler bilir. Seven, sevmeyi bilendir âk. Âk olunan sensin ama iir sen deilsin, o duygular sen deilsin, Mona Rosa sen deilsin aslnda.
Mona Rosa, airin muhayyilesindeki sevgiliydi.
Mona Rosa bizim iirlerde tanyp yüzünü hiç görmediimizdi.
Mona Rosa tek kiilik bir akn adyd.
Mona Rosa ölümsüz aklarn adresiydi.
nsanlarn büyük, ebedi ve bedii duygular vardr.
O duygularn edebi metinlere düüü, orada renklenii, canlan, nev ü nema buluu zaman alr. Destanlar, milletin gönlüne taht kurar ve yllara meydan okur. Ancak günün birinde böyle anszn o büyüyü, o tlsm ve gizemi bin bir yerinden kaldrnca eserin kyameti olur o gün.
Mona sen çktn ortaya iirin kyameti oldun!
O hiç konumazken konutun!
O seni sr gibi saklarken sen airin srrn ifa ettin!
Mona, iirin srça kökünden dümeseydin keke, inmeseydin iirin bulutlarn arasnda gezinen rahvan atndan, konumasaydn, söylemeseydin içindekileri keke! Böylesine yaralanmasaydn ve yaralamasaydn.
Mona, artk gerçeksin, alabildiine gerçeksin lakin…
Mona, keke bir yalana dönümeseydin!
Muhabbetle Kalnz.
Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.
Bir tavsiye: Okuyucularmza -daha iyi deerlendirebilmek bakmndan- bu yazdan önce veya sonra ...VE MONA ROSA KONUTU! balkl yazy da okumalarn tavsiye ederiz.
Yazar: Meryem Aybike Sinan |
06-01-12 |
||
| E mail: haber7.com. | Tweet | ||
| Ahmet Çelen | |||
BELKÝ DE ÖYLE DEÐÝL... |
Tarih : 07-01-12 | ||
Bu yazýnýn yayýnlandýðý Haber7.com'da Hakan Tamokur tarafýndan dikkat çekici bir yorum yazýldý. Meseleye kazandýrdýðý derinlik bakýmýndan arkadaþlarýmýzýn görmesinde fayda var. Yorum þu: Herkes kanaatimce olaya yanlýþ açýdan bakýyor. 1. Muazzez vaktiyle Sezai'ye yüz vermemiþ, onu görmezden gelmiþtir. Fakat þiir gecesinde Mona Roza'yý dinleyince çarpýlmýþ, efsaneye göre onun yanýna gidip istersen niþan yüzüðümü çýkarabilirim demiþ, Sezai kabul etmemiþtir (geç kaldýn gibilerinden). Efsane bu noktadan itibaren Muazzez'in intihar ettiðini söyler, aslýnda manevi bir intihardýr bu, yýkýlýþýn sembolüdür. 2. Muazzez Haným Karakoç'u unutmamýþ, kendisini efsane yapan þairin ismine, çocuklarýnýn isimleriyle akrostiþ yaparak mukabele etmiþtir (Sinan, Ela, Özgür'ün Z'si [bu da kolayca faþ etmemek için], Ayþegül, Ýhsan). Çocuklarýný tek tek röportajda saymasý da anlamlýdýr. 3. Yýllar sonra çýkýp da kayýtsýzmýþ (Mona Rosa þiirine kayýtsýz olmasý, þiir gecesinden bunun okunduðunu hatýrlamýyor gibi yapmasý imkansýzdýr) gibi konuþmasý da meseleyi muðlak býrakarak bir sýrrý koruma, kadýnlýk gururu, misilleme vs. gibi duygularla açýklanabilir kanaatindeyim. |
|||
| AHMET | |||
BUZ VE ATEÞ'E ZEYL |
Tarih : 06-01-12 | ||
Þunlarý da yazmak istedim: Muazzez Haným bu þiiri hak etmiþ miydi? Belli ki etmemiþ. Peki kýzalým mý ona? Bir dakika duralým. Büyük þiirin gýdasý, onu hak etmeyenlerdir. Hak eden, yani þâirin aþkýna týpýþ týpýþ koþup gelen birisi olsaydý, hak edip etmediðini sorduðumuz o þiir olmayacaktý ki... Þair o þiiri yazdýran iç gerilimi duymayacaktý. Bu takdirde þiir ya hiç olmayacak ya da deðerinden çok þey kaybederek neþv ü nema bulacaktý. Terazi kefesi gibi... Berikinin yükselmesi için öbürünün alçalmasý lâzým. Veysel konuþsun: Güzelliðin on par'etmez/ Þu bendeki aþk olmasa/ Eylenecek yer bulaman/ Gönlümdeki köþk olmasa... Ama þiirin sonunda da þöyle demekten kendini alamaz: Anýlmazdý Veysel adý/ O sana âþýk olmasa... Bu hâller baþka hâller vesselam. |
|||
| AHMET | |||
BUZ VE ATEÞ! |
Tarih : 06-01-12 | ||
Mona Rosa ateþti... Muazzez Haným ise meðer buzmuþ. Koca üstad! Seni þimdi daha iyi anlýyorum... Bu kadar hissiz bir kadýn karþýsýnda çýlgýnlar gibi þiire koþmaz da ne yapar insan? Bu þiiri bu kadar âteþîn kýlan Mona'nýn buz gibi soðukluðundan baþka ne olabilir? Mona, beklendiði ve ümit edildiði gibi sýmsýcak olsaydý, bu þiirin alevi düþecekti. (Muazzez Haným'ýn fýtratý buymuþ; bir hakaret kastýmýz yoktur) Meryem Haným, adeta mülakatý okuyup bitirdiðimde içimden geçenleri okumuþ da yazmýþ; teþekkürler. |
|||