
| Kategori : / KISSADAN HİSSE | Okunma Sayısı: 3005 |
PadiÅŸahın biri halkına zulmediyordu. İnsanlar gelip vezire ÅŸikâyette bulundular. Vezir bir çaresini bularak padiÅŸahı zulümden vazgeçirip adâletle davranmasını temine çalışacağını söyledi. PadiÅŸah ile veziri bir gün ÅŸehir dışına gezmeye çıktılar. PadiÅŸah bir baykuÅŸun diÄŸer baykuÅŸla karşılıklı ötüÅŸtüÄŸünü duyup, vezire:
- Bu kuÅŸlar ne güzel ötüyorlar, deÄŸil mi? dedi. Vezir:
-Padişahım! Bu baykuşların ne dediğini biliyor musun?
-PadiÅŸah: “Hayır, bilmiyorum. Peki, sen kuÅŸ dilinden anlıyor musun?” diye sordu. Vezir:
-“Evet.” deyip anlatmaya baÅŸladı. Bu erkek baykuÅŸ, diÄŸerine âşık olmuÅŸ; onun sevgisiyle yanıp tutuÅŸuyor ve ÅŸöyle diyor: “Ey kuÅŸların efendisi! Ey dostların en güzeli! Benim arzum sana kavuÅŸmak ve sana yakın olmaktır.
O ise: Sen benim mehrime güç yetiremezsin.” diye karşılık verdi. Âşık: Senin mehrin nedir? diye sordu. O da: Harabeye dönmüÅŸ on tane ÅŸehir istiyorum. dedi. Âşık baykuÅŸ:
-Bundan kolay ne var? Bu bizim hükümdar, bu senenin sonuna kadar halkına böyle davranmaya devam ederse; yüz tane harabe ÅŸehir buluruz, dedi.
Hükümdar vezirin ne demek istediÄŸini anlamıştı. “Allah sana iyilikler versin ve seni hayırla mükâfatlandırsın.” diyerek vezirine dualarda bulundu, zulümden vazgeçerek adaletle davranmaya baÅŸladı. (Hezzil Kuhuf Åžerhi’nden)
Tefcirü’t-Tesnim Fi Kalbin Selim Cilt:2, S. 626
Yazar: Mustafa DEMİREL |
24-11-12 |
||
| E mail: mustafa_demirel07@hotmail.com | Tweet | ||