
| Kategori : İKTİBAS / ÇARPIK VAZİYETLER | Okunma Sayısı: 1766 |
Piyanist Fazıl Say’ın İslâm’a hakaret ettiği gerekçesiyle on ay hapis cezası alması kamuoyunda şaşkınlığa sebep oldu. Nasıl olmasın ki, Müslüman Anadolu halkını hor görmenin, onun inançlarını tahkir etmenin, alay etmenin, galiz hakaret etmenin aydınlık ve çağdaşlık ölçüsü kabul edildiği bir ülkede bir insana, hem de piyano çalmakla meşhur olmuş birisine İslâm’a ettiği hakaret sebebiyle, sembolik de olsa hapis cezası nasıl verilebilirdi?
Haberin duyulmasıyla Twitter’da medya mensublarının yazdıklarından bu şaşkınlığı hissettim. Çünkü bu insanlar yıllarca Fazıl Say’ın yaptığının kat be kat fazlasını yaparak ekmeklerini kazanmış insanlardı. Sadece 28 Şubat sürecinde çıkardıkları gazetelere, yaptıkları televizyon programlarına bakmak yeterli. Haklı olarak şaşırıyorlar, “Üstadlarımız bize gazeteciliği öğretirken Müslüman Anadolu halkıyla alay etmemizi, İslâm inancını kötülememizi öğütlemişlerdi. Biz de bu öğütleri tuttuk ve ekmeğimizi kazandık. Yatımızı, katımızı aldık. Metresimizi, jigolomuzu tuttuk. Ne yani şimdi biz Müslüman Anadolu halkıyla alay edemeyeceğiz mi, İslâm’ın aleyhine yazamayacağız mı! Ama biz bunları yazmazsak ne yazacağız, bize başka bir şey öğretmediler ki!..”
TC’nin kurucusu Mustafa Kemal ne diyordu Kazım Karabekir Paşa’ya: “Karabekir! Kur’anı Türkçeye çevirtiyorum. İstiyorum ki milletimiz okusun ve o Arab oğlunun ne yaveler yediğini görsün!” Sonsuz salât ü selâm O’nun üzerine olsun, Peygamber Efendimiz için bunları söyleyebilen bir kurucu önderin cumhuriyetinde İslâm’a hakaret edilmesin de ne yapılsın!
İslâm’ı Anadolu’dan silmek bir cumhuriyet projesiydi. Baktılar muvaffak olamayacaklar, “Gündüz cumaya, akşam meyhaneye giderim” diyen insanlar yetiştirdiler; bunda muvaffak oldular. (En yakın misâl olarak bakınız Sabah Gazetesi’nde Yavuz Donat’ın geçen hafta yazdığı İzmir izlenimlerine.) Bazıları, İslâm’ı Anadolu’dan silmek bir cumhuriyet projesiydi dememi iddialı bulabilir. Tüm yapılanları bir kenara bırakıp, Mustafa Kemal’le birlikte cumhuriyeti kuranlardan Hüsrev Gerede’nin anılarından bir cümle iktibas edeceğim. Mustafa Kemal, İslâm diniyle alakalı yazılar yazan Selim Sırrı Tarcan’a, “Bu din batacak ileride yeni bir din çıkacaktır. Sen bu konularda yazı yazmayacaksın anladın mı?” dediğini Hüsrev Gerede’den öğreniyoruz. Elhamdulillah, İslâm dini batmadı ama kimler toprak altına gitti hepimizin malûmu!..
Hatırlıyorum, ilkokulda resim dersinde biz minik talebelere cumhuriyet resmi çizdirirlerdi. Sayfa ortadan ikiye bölünür, sol bölüm cumhuriyet öncesi, sağ bölüm ise cumhuriyet sonrası olurdu. Sol bölüme karanlıklar içinde iki göz çizilir (Çarşaflı Müslüman kadın) ve yanına da kıldan yüzü görünmeyen adam (Müslüman erkek) çizildi mi alsana cumhuriyet öncesi Türkiye. Sağ tarafın üstüne güneş resmi çizilir, güneşin içine de bilin bakalım kimin resmi yapıştırılırdı? Bildiniz, zaten başka kimin resmi olabilirdi ki! Herhâlde Mustafa Kemal’i güzel çizemeyeceğimizden korktuklarından, bir yerlerden kestiğimiz fotoğrafı güneşin içine yapıştırtırlardı. Ve alt tarafta, o güneşten nasiblenmiş ‘çağdaş’ Batı kıyafetli kadın ve erkek resmi çizerek mutlu sona ererdik! Otur, 5!.. Bu tür resimleri büyünce bile çizmeye devam eden ve bununla meşhur olan Turhan Selçuk’u değişik hislerle anmadan geçemeyeceğim!
İşte bu hale getirilmiş bir ülkede Fazıl Say’a İslâm’a hakaret etti diye hapis cezası verilmesine şaşırmayalım da ne yapalım! Hayır, bu karar sonrası Say’a değil de, İslâm’a hakaret etmekten başka elinde mevzusu olmayan ‘kalem erbabı’ adına üzülüyorum, işsiz kalacaklar veya hapsi göze alarak ve ‘bedel’ ödeyip İslâm’a hakaret etmeye devam edecekler. İslâm’a hakaret etme özgürlüğü, pardon ‘düşünce özgürlüğü’ engellenemez!..
Yazar: Yakup Köse |
20-04-13 |
||
| E mail: milatgazetesi.com | Tweet | ||