
| Kategori : / MAÂRİF (Eğitimle İlgili Yazılar) | Okunma Sayısı: 2818 |
Zamanımız insanı gittikçe bireyselleşiyor. Bireyselleştikçe de bencilleşiyor. Bencilleştikçe de sadece kendini düşünüyor. Kendini düşündükçe de yalnızlaşıyor. Yalnızlaşınca da psikolojik sorunlarla uğraşıyor.
Yaradılış gereği insanoğlu sosyal bir varlıktır. Bu amaçla temel ihtiyaçları ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamak için insanlarla etkileşim ve paylaşım içinde olmak zorundadırlar.
(...)
“Bizim” yerine; “Benim arabam, benim telefonum, benim bilgisayarım” ile büyüyen çocuklar, anne babalarını model alacaklarından egosantrik duygularının pekiştirilmesine bağlı olarak bencilleşecektir.
(...)
İstekleri İkiletilmeyen Çocuklar
Çocukların 3-6 yaşlarındaki egosantrik duyguları, yerini yavaş yavaş paylaşmaya bırakması gerekir. Bu yaşlarda çocuklara sınır koymamak, paylaşım davranışları pekiştirmemek ve çocukların her istediklerini yapmak ben merkezci davranışlarını devam etmesine neden olacaktır.
Görev yaptığım okulun birinde, bir öğrenciden sürekli şikâyet gelmesi üzerine çocukla bir görüşme yaptım. Öğretmeni, ailesi ve çocukla yaptığım görüşmede şu sonuçlara ulaştım. Çocuk çok zeki olmasına rağmen, şımartılarak ve bencil büyütüldüğü için herkesi illallah ettirmiştir. Çocuğun babasıyla yaptığım görüşmede babanın söylediği şu cümle her şeyi anlatmaya yetiyordu: “Hocam, ben bu çocuk istedi diye gecenin ikisinde çarşıdan tavuk alıp getirdim.”
Paylaşımı Olmayan Sosyal Çevreden Uzak Olmaları
Geçmişi ve günümüzü söyle bir kıyasladığımızda bu durumu daha iyi anlayabilmekteyiz:
Eskiden ortak paylaşım alanları ev ve ev dışında da vardı. Bu da çocukların paylaşımcı olarak yetişmelerini sağlıyordu. Günümüzde çocuklar bencil olarak yetişiyorlarsa ortak paylaşım alanlarının yetersiz olmasından kaynaklanmaktadır.
Eskiden yemekler yer sofrasında ve aynı tabaklarda yenirdi. Aile bireyleri kendi aralarında sohbet imkânı buluyorlardı. Toplumsal kurallardan tutunda sofra adabına kadar her şeyi burada öğrenilirdi. Sabah kahvaltıları birlikte yapılır okuluna giden okuluna, işine giden işine giderdi. Okul harçlıkları babadan alınırdı. Şimdilerde ise yemekler masada ve herkes kendi tabağında yemektedir. Tabaklar ayrılınca çocuklar daha küçüklükten itibaren ailede paylaşmayı değil de ayrışmayı öğrenmektedirler. Çocuklar akşam yemeklerini okuldan gelince yiyor ve odalarına çekiliyorlar. Baba işten ne zaman gelirse o zaman yiyor. Evlerde sabah kahvaltısı kalktı. Baba işyerinde, çocuklar okulda kahvaltı yapmaktadır. Kahvaltı yapmak için geriye hafta sonları kalıyor onda da çocuklar dershaneye gitmektedirler.
Eskiden çocuk odası diye bir oda yoktu. Oturma odaları vardı. Yemeklerin yenmesi, misafirlerin ağırlanması, derslerin çalışılması oturma odasında yapılırdı. Çocukların hepsi aynı odayı paylaşırlardı. Akşamları da aynı odada yatırlardı. Günümüzde ise neredeyse her çocuğun bir odası bulunmaktadır.
Eskiden bireysel oyunlar yoktu. Grup oyunları vardı. Okuldan gelen çocuklar sokağa çıkar ve oyunlarını akranlarıyla oynardı. Şimdi ise bireysel oynanan bilgisayar oyunları var. Çocuklar okuldan geldiklerinde ya internete girmekte ya da bilgisayarda oyun oynamaktadırlar. Eskiden çocukların bir arkadaş grubu vardı. Şimdi de ise çocuğun sadece kankası var.
Eskiden evlerde tek televizyon vardı. Herkes aynı televizyonun başında aynı şeyleri seyrederlerdi. Birlikte olan aile üyeleri bir şeyleri paylaşmak için fırsatı bulurlardı. Şimdi ise her oda da bir televizyon ve herkesin seyredeceği bir programı var.
Eskiden evlerde tek telefon vardı ve buna bizim evin telefonu denirdi. Herkes aynı telefonla iletişim kurar ve eşe dosta aynı numarayı verirlerdi. Şimdi ise herkesin bir cep telefonu var ve bu benim numaram diye verilmektedir.
Eskiden misafirliğe gidip gelmeler eksik olmazdı. Çocuklar hem akrabalarını tanırdı hem de onların çocuklarıyla paylaşma adına oyunlar oynarlardı. Şimdi ise ev pislenecek ya da eşyalar zarar görecek diye ne misafirliğe gidiliyor ne de misafir çağrılmaktadır. Bunun sonucunda da çocuklar ne akrabalarını tanıyor ne de oynayacak arkadaş bulabilmektedirler.
Çocukların ellerinden çıkan paylaşım alanları, çocukların “benim” dediği şeylerin (benim televizyonum, benim telefonum, benim bilgisayarım…) sayısının artması çocukları bencil ve narsist (bencilliği ilerlemiş kişiler) yaptı. “Benim” ile başlayan cümleler arttıkça paylaşımcı çocuklar da azaldı.
Örnekleri çoğaltabiliriz. Fakat şu bir gerçek ki eskiden egosantrik duygular dediğimiz ben merkezli düşünceler 3-6 yaşları ile ergenlik döneminde geçici olarak görülürken şimdi ise hayatın her alanında bulunmaktadır. Narsizm (Normalden uzaklaşmış ve bencilliğin ilerlemiş hali) dediğimiz duygu, düşünce ve istekleri merkeze alma hızla yaygınlaşmaktadır. Bencil dediğimiz sadece kendini düşünen insanlar karşımıza daha fazla çıkmaya başlamaktadır.
Çocukların Paylaşımcı Olabilmeleri için Neler Yapmalı?
1. Öncelikle anne babalar “ben ve benim” kelimesini hayatların çıkararak, paylaşım ifade eden “bizim” kelimesini getirmelidirler.
2. Çocuklara paylaşma duygusu kazandırma adına onlara örnek olmalı. Çocuklara kazandırılmamak istenen davranışları öncelikle anne babalar kendileri uyguluyor olmalıdırlar.
3. Çocuklarda paylaşım adına görülmesi istenen davranışlar teşvik edilmedir. Gerekirse şu parayı da al, arkadaşına bir şeyler ısmarla diyebilmelidirler.
4. “Ben göremedim, ben yiyemedim, ben giyemedim…” diyerek çocukların her istekleri anında karşılanmamalıdır. Bu, çocuklarda doyumsuzluğa neden olabileceği gibi istekleri zamanında karşılanmayan çocuklar zamanla narsistleşeceklerdir.
5. Çocuğun kendi odasında saatlerce kapalı kalmasına müsaade edilmemelidir. En azından yemek yerken ve çay içerken birlikte olamaya özen gösterilmelidir. Yine paylaşma ve birlikte olma adına gerekirse anne baba kitabını, gazetesini çocuğun odasında okumalıdır.
6. Çocukların bilgisayar oyunları yerine akranlarıyla oynamaları teşvik edilmelidir.
7. Başta anne baba olmak üzere çocuklarla birlikte giymedikleri ve kullanmadıklarını eşyalarını paylaşım adına ihtiyaç sahibi kimselere vererek paylaşma davranışı kazandırılmalıdır.
8. Aile bireyleri en azında akşam yemeklerinde de olsa televizyonlu kapatarak birlikte yemek yenme adına sohbet etmelidirler.
9. Haftada bir de olsa akraba ziyaretleri yapılmalı ki hem sılayı rahim yapılmış olsun hem de çocuğun paylaşım adına sosyalleşmesi sağlanmalıdır.
Yazar: Mehmet Emin Karabacak |
16-05-13 |
||
| E mail: cocukaile.net | Tweet | ||