HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / AKTÜALİTE
Okunma Sayısı: 2753
Yazar: Şaban Abak
Ülkemiz tarihin en büyük ajanlık saldırısına uğradı

Aslında ne oldu?

İçme suyuna kanalizasyon karıştı.

Ülkemiz tarihin en büyük ajanlık saldırısına uğradı fakat teslim olmadı. Bunu milletimizin büyüklüğüne, ferasetine ve 'Büyük Türkiye'ye olan sarsılmaz inancına borçluyuz.

Millet, devleti aracılığıyla yüzyıllık Kürt sorununun çözülmesine karar verdi ve milletin inanılmaz büyük desteğiyle barış süreci işlemeye başladı. Yüz yıl önce bize saldıran, ülkelerimizi, şehirlerimizi yakıp yıkarak işgal eden ve halkları bölüp birbirine yabancılaştırdıktan sonra çatıştırmak için Ortadoğu'yu cetvellerle parçalayan şer güçler, bundan rahatsızlık duyduğunu gizlemediler. Maşaları aracılığıyla süreci durdurmaya çalıştı fakat başaramadılar.

Çözüm sürecine karar veren ve bu millî meselede görev alan her devlet adamının; her yüksek bürokratın itibarsızlaştırılmak istenmesinin sebebi buydu.

Aslında ne oldu'nun asıl cevabı budur, fakat dahası var.

Ülkemiz, kendi silahını, kendi haberleşme ve istihbarat sistemlerini, yazılımlarını, uydularını, uçak ve hatta otomobillerini üretemiyor, 'gizli bir el' buna engel oluyordu. Bu emperyalist baskı 'Türkiye, teknolojide dışa bağımlı olabilir ama bizim de domatesimiz var, fındığımız var' gibi geyiklerle yumuşatılıp 'normal' gösterilmeye çalışılıyordu. Nükleer bilgiye sahibiz fakat büyük enerji ihtiyacımız için bir tek santral yapmamıza bile düşmanca karşı çıkıyorlar, ancak birkaç ampül yakacak yel değirmenlerini tavsiye ediyorlardı.

Devlet, arsa başta olmak üzere her türlü desteği teşviki vereceğini açıkladığı ve adeta yalvardığı halde meselâ yerli otomobil yapacak bir tek 'babayiğit' çıkmıyor, çıkması muhtemel aday firmalar itibarsızlaştırılıyordu.

Düşmanla ve her türden terörle mücadele için şart olan yerli uydular birer birer yapılıp uzaya gönderildi. Yerli silahlar, tank ve füzeler birer birer üretilip silah fuarlarında satışa bile çıkarıldı. Yapmayalım diye ordumuza, hükümetimize, iş adamlarımıza yapılan baskılar sonuç vermeyince gencecik mühendislerimizi öldüren işbirlikçi katiller korkuya kapıldılar.

Türkiye-Japonya ilişkileri ve bu konularla ilgili anlaşmaları, ajan maşalar tarafından Batılı efendilerine şikayet edildi.

Toprağı toprağımızın; halkı halkımızın bir parçası ve öz kardeşi olan Suriye, birkaç gurubun birbiriyle savaştığı bir kan gölüne çevrildi. Düşman güçler, Türkiye-Suriye kaynaşmasını durdurmayı şimdilik başardı fakat ilgimizi de tamamen kesmemizi istiyorlar. Yardım götüren TIR'larımızın ajan maşalar tarafından durdurulmak istenmesinin sebebi de buydu.

Bu olay, hem icra edilmiş hem de Türkiye'nin İHH aracılığıyla 'terörist' guruplara silah götürdüğü şeklinde 'çifte çarpıtmayla' ajan gazeteciler tarafından efendilerine servis edilmişti. Götüren İHH değildi, götürülenler terörist değildi.

Bu iş için hususî olarak İngilizce yayın yapan bir gazete bile kurdurmuşlardı. Amaç, ülkemizi ve devlet adamlarımızı Batı karşısında suçlanabilir ve saldırılabilir hale getirmekti.

Bilindiği gibi bütün İslam dünyasının koruması gereken Kudus'ü, sadece orada yaşayan bir avuç insan korumaya çalışıyor yıllardır. Ve işgalci güçler de Mescid-i Aksa'nın bu fedakar ve çileli koruyucularına 'terörist' diyor. Aç bırakıyor, ilaçsız bırakıyor, kemiklerini kırıyor!

Filistinlilerin katilleri ve onların ajan maşaları, İHH'nın terör örgütü listesine alınmasını bu yüzden istiyorlar. Yani, Filistinlileri terörist saydıkları için onlara yardım edeni de terörist sayıyor, bunu biz Türkiye müslümanlarına da –akıllarınca- kabul ettirmek istiyorlar.

Böylece Batılı efendilerine 'El Kaide ofislerini basıyoruz' diye haber uçurup da gidip bir ildeki İHH bürosunu basmalarının asıl sebebi ve hangi kurgunun eseri olduğu da açıklanmış oluyor.

Aynı maşalarca üçüncü boğaz köprüsü, üçüncü havaalanı, hızlı tren hattı inşaatları ve Kanalistanbul çalışmalarının niçin hedef yapıldığını anlatmaya gerek yok sanırım.

Ülkemizin iftihar tarihine geçmiş bir Ulaştırma Bakanı'nı ve TCDD Genel Müdürü'nü itibarsızlaştırma haberlerini de aynı ajan gazeteciler üretip servis etti.

Demek ki aslında ne oldu?

Türkiye, yüz yıllık sorunlarını birer birer çözdükçe, gerçek anlamda bağımsız, güçlü ve büyük bir dünya devleti olma yolunda ilerledikçe, bundan –doğal olarak- rahatsız olan şer güçler, ajanları, maşaları ve kuklalarıyla saldırıya geçtiler.

Sonuç? Devlet, istihbaratta büyük yara aldı, büyük ekonomik kayıplar yaşandı, millet ajan maşaların kullandığı 'din' maskesi yüzünden büyük moral çöküntüsü yaşadı fakat aynı anda bu kirli işbirlikçi oyunu da gördü. Ajanlara büyük tokat ise suratlarında patlamak üzere!

İlk tokat 30 Mart'ta!

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Şaban Abak
22-03-14
E mail: yenisafak.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
Ülkemiz tarihin en büyük ajanlık saldırısına uğradı
Online Kişi: 22
Bu Gün: 627 || Bu Ay: 7.432 || Toplam Ziyaretçi: 2.931.400 || Toplam Tıklanma: 58.656.706