
| Kategori : / MAÂRİF (Eğitimle İlgili Yazılar) | Okunma Sayısı: 1682 |
Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinin adı Türkiye Cumhuriyeti Tarihi olmalıdır
Konya Karatay Üniversitesi öÄŸretim üyesi Doç. Dr. Ömer AkdaÄŸ, Milli EÄŸitim Bakanı'na mektup yazarak "Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi" müfredatına bazı itirazlarda bulundu.
İşte o mektup:
MİLLİ EĞİTİM BAKANIMIZA AÇIK MEKTUP
Milli EÄŸitim Bakanlığında yeni bir müfredat yapılmış ve milletimizin tasvibine takdim edilmiÅŸtir. Sahamız olması sebebiyle İnkılap Tarihi alanıyla alakalı bazı tespit ve tenkitlerimizi arz etmek istiyorum. Teklif ve tenkitlerim aÅŸağıda maddeler halinde verilmiÅŸtir.
1.Sekizinci sınıf için "Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi" isimlendirmesi uygun deÄŸildir. Bu dersin adı "Türkiye Cumhuriyeti ve İnkılap Tarihi" veya “Türkiye Cumhuriyeti Tarihi” ya da “Yakın Tarihimiz” olmalıdır.
2. Genel amaçlar baÅŸlığı altında 1. madde olarak ifade edilen kısımda; "Atatürk milliyetçiliÄŸi" ÅŸeklinde bir baÅŸlık bulunmaktadır. “Atatürk milliyetçiliÄŸi” olamaz. Türk milliyetçiÄŸi olabilir. Bu da ırkçılık olarak deÄŸil kültürel zeminde olmalıdır. Åžahıslar milletin deÄŸerlerini taşır. Milletler, ÅŸahısların perspektifleriyle sınırlandırılamaz. Tarihi ÅŸahsiyetler, kiÅŸiliklerini milletin deÄŸerlerinden alır. Burada bahis mevzu olan Türk milletidir.
3. İnkılap tarihi dersinin genel amaçları baÅŸlığı altında 8. Madde “Atatürkçü düÅŸünce sisteminin savunucusu olur” ÅŸeklinde bir ifade uygun deÄŸildir. Türk milletinin ve Türk tarihinin (burada ırkçılık deÄŸil kültürel zemindeki bir milliyetçiliktir kast edilen) müdafaası yapılır ve yapılmalıdır. M. Kemal PaÅŸa Milli Mücadele ve Tek partili dönemin önemli bir ÅŸahsiyetidir.
4. Onuncu maddede “Türkiye Cumhuriyetinin dinamik temelini Atatürk İlke ve İnkılaplarının oluÅŸturduÄŸu bilincine varır” denilmektedir. Türkiye Cumhuriyetinin temelini, Türk milletinin kadim tarihi teÅŸkil eder. Atatürk ilke ve inkılaplarıyla sınırlandırılamaz. Kaldı bu ilkelerin bir kısmı demode olmuÅŸtur. Mesela devletçilik artık yerini hususi sektör almıştır. 1930’lu yılların anlayışıyla öÄŸrencilere ideal verilemez.
4.1. Aynı maddede “ülkesi ve milleti ile bir bütün olan” denilmektedir. Bu madde öÄŸrencilerimize verilecek esas ideal olmalıdır. Devlet-millet bütünlüÄŸü esastır. O halde milletin temel deÄŸerleri devlet tarafından dikkate alınmalıdır. Millet, laik olmak mecburiyetinde deÄŸildir. Milletimizin içinde laik olmak isteyen olabilir. Bu, onların kendi tercihidir. Ama halkımıza, “Türkiye Cumhuriyetinin dinamik temeli Atatürk ilke ve inkılapları” olarak verilemez ve verilmemelidir. Türkiye Cumhuriyetinin dinamik temeli, 5000 yıllık Türk tarihidir. Devlette esas olan devamlılıktır.
5. On dördüncü maddede “günümüz ve geleceÄŸin sorunlarına Atatürkçü bir yaklaşımla çözümler getirebilecek tutum ve davranış ve beceriler kazanır” denilmiÅŸtir. Bir Türk genci günümüz ve istikbal için akıl ve tecrübeyi kendisine rehber edinmelidir.
“Bu dersin eÄŸitim ve öÄŸretiminde” alt baÅŸlığı altında verilen metnin 4. Maddesinde ÅŸöyle denilmektedir;
“Tarih konuları öÄŸrencilere sorun merkezli sunulabilir. ÖrneÄŸin ‘Atatürk, 1920’de kurulan yeni devletin mali kaynak sorununu nasıl çözdü?” sorusunu ortaya atılabilir”.
1..Bu ifadede kullanılan Türkçe problemlidir. “Sorun” kelimesi yerine “mesele” veya problem” kullanılmalıdır. YaÅŸayan ve yaÅŸatan bir Türkçenin kullanılması, kültür ve irfanımızın devamlılığı açısından önem arz etmektedir. “Sorun” kelimesiyle “neyi soracağız?” gibi bir istifham akla gelir. Ayrıca “sorun” kelimesinin mazisi 30 yıldan daha fazla geriye gitmeyen “sor” ifadesinden türetilmiÅŸ bir kelimedir. Kullanılan kelimeler, milletimize ait beÅŸ yüz sene öncesinden günümüze kültürümüzü ve irfanımızı taşımalıdır. “Mesele” kelimesi beÅŸ yüz sene öncesine kadar gider ve Türk kültür ve medeniyetinden izler taşır. Fakat “sorun” kelimesi elli sene öncesine gidemez.
2. Bahis mevzu olan 4. Maddede bilgi hatası vardır. Öyle tahmin ediyoruz ki, gözden kaçmıştır. “1920’de yeni kurulan devlet” ifadesi kullanılmaktadır. 1920 yılında yeni bir devlet kurulmamıştır. 16 Mart 1920’de İstanbul resmen iÅŸgal edildiÄŸinden buradaki meclis Ankara’ya taşınmıştır. Milli Mücadele devam etmektedir. 1920 yılında kurulduÄŸu ifade edilen “yeni devlet” ile Ankara hükümeti kast ediliyorsa, bu devlet deÄŸil hükümettir. Devlet, Osmanlı Devleti’dir. 23 Nisan 1920’de açılan meclis, İstanbul’daki meclisin devamıdır. Dikkat edilirse “Nazır” deÄŸil, “Vekâlet’tir”.
3. Metinde kullanılan kavramlar (istilah) tarihî devamlılık anlayışına uygun deÄŸildir. Kavramlar verilmezse tarih anlaşılamaz. Birkaç örnek verelim;
3.1. “Kanıt” ifadesi kullanılıyor. “Delil” ifadesi hangi ihtiyacımızı karşılamıyor mu ki, “kanıt” kelimesini kullanıyoruz?
3.2. “BenzetiÅŸim” ifadesi kullanılmış. Bu kelimenin karşılığı nedir? Parantez içinde “simülasyon” ifadesi mukabil anlam olarak belirtilmiÅŸ. Bu ne biçim Türkçe ki, yabancı bir lisan ile “tercüme” edilmiÅŸ (!).
3.3. “Iraksak” diye bir kelime kullanılmış. Ne demek “Iraksak”? .. Okullarımızın temel vazifesi nesiller arasında uçurum oluÅŸturmak mıdır?
3.4. “Bazı öÄŸrencilerimiz çok iyi sunuÅŸ yapmasına” diye baÅŸlayan bir cümle kurulmuÅŸ. “SunuÅŸ” ne demektir? Hitabet mi denilmek isteniyor?
3.2. “KurtuluÅŸ savaşı” ifadesi yerinde bir kavram deÄŸildir. Türk milleti, 1918’de baÅŸlayıp 1922 yılına kadar devam eden devrede vatan müdafaası yapmıştır. Bu müdafaanın adı Milli Mücadeledir. “KurtuluÅŸ” ifadesinin kullanılabilmesi için;
a.Milletimiz hürriyetini kaybetmesi gerekirdi ki, onu “kurtarmış” olsun. Böyle bir geliÅŸme olmamıştır. Milletimiz tarihin hiçbir döneminde İstiklalini kaybetmemiÅŸtir. Bahsi geçen devrede (1918-1922)milletimizin gerçekleÅŸtirmiÅŸ olduÄŸu muamele, istiklalini kurtarmak deÄŸil, korumaktır. İstiklalimize bir taarruz vaki olmuÅŸ, buna karşı milletimiz topyekün müdafaa ve mücadele ederek hürriyet ve istiklalini korumuÅŸtur. Dolayısıyla Mondros Mütarekesinden sonra milletçe yapılan mücadelenin adı “KurtuluÅŸ Savaşı” deÄŸil, Milli Mücadeledir.
b.”KurtuluÅŸ savaşı ” ifadesini topraklarımızın iÅŸgalinden sonra tekrar istirdadı anlamında kullanıyorsa bu ifade de yerinde deÄŸildir. Zira Anadolu’nun tamamı iÅŸgale maruz kalmamıştır. Mahallî olarak bazı bölgelerimiz iÅŸgale maruz kalmışsa da vatan sathı tamamen iÅŸgal edilmemiÅŸtir. Yapılan isimlendirme 1918-1922 yılları arasındaki döneme verilen umumi bir isimlendirme olduÄŸundan, bu devreye, “kurtuluÅŸ savaşı” deÄŸil “Milli Mücadele” olarak isimlendirmek, tarihi vakaları daha uygundur. Kaldı ki, dönemin kaynaklarında “cidâl-i milliye” olarak ifade edilmektedir.
Not: Vaki tenkit ve tekliflerimiz MEB Talim ve Terbiye Kuruluna mail yoluyla intikal ettirilmiÅŸtir.
Doç. Dr. Ömer AKDAÄž
KTO Karatay Üniversitesi
Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.
Yazar: Doç. Dr. Ömer Akdağ |
22-01-17 |
||
| E mail: m.istiklal.com.tr | Tweet | ||