
| Kategori : / ÎMAN VE ÝSLÂM | Okunma Says: 779 |
Tekfircilie kar hadbilmezlik
Tekfirciliin Haricilerin özellii olduunu söyledikten sonra bir önceki yazmz; ‘tekfire kar çkmak makbul ve masum olmak için yeterli midir?’ sorusu ile bitirmitik:
Önce bir usul belirleyelim: Tekfircilik azîm bir hata olduu gibi tevili mümkün olmayacak ekilde açk küfür olan bir sözü isteyerek söyleyen, ya da böyle bir fiili isteyerek yapan birisini Müslüman saymak da hatadr. Tekfir konusu çok hassas olduu için bunu anlatanlar u kurallara dikkat çekerler:
‘Bir sözün yüz tevilinden doksan dokuzu onun küfür olduunu gösterse, sadece biri öyle olmayabileceine delalet etse böyle bir sözden dolay kimse tekfir edilemez’.
‘Küfre nispet etmedeki hata, imana nispet etmedeki hatadan daha büyüktür’. Tevili varsa biz mümin diyelim de varsn o hakikatte kâfir olmu olsun.
‘Bir sözün ya da fiilin bizatihi kendisinin küfür olmasyla, sahibinin kâfir olmas ayr eylerdir’. Onun için ‘küfür sözler’ bahislerinde zikredilen sözler ve fiillerle bizzat ahslar tekfir edilemez.
‘Kiiyi imana sokan ne ise, onu imandan çkaran da ancak onu inkâr etmektir’.
‘Tevil eden tekfir edilemez’.
‘Lazm- kavil kavil deildir’. Yani filancann sözünden u lazm gelir, o halde o bunu söylemi olur denemez.
mdi bugün tekfirciliin tam kart olan keyfilik ve usulsüzlükten söz edeceiz ve yüzlerce meselede olduu gibi bununla da görmü olacaz ki, slam gerçekten ortayoldur.
Keyfine göre serbest at yapan baz Müslümanlar öyle bir savrulmuluu yaygnlatrmak ister gibidirler: Cihatç ve tekfirci akmlar, Haricîlik, Selefîlik ve benzerleri farkl düünmenin önünü tkyorlar, bize tahammül etmiyorlar. Oysa slam’da engin bir hogörü ve düünce özgürlüü vardr. O halde ben düündüklerimde serbest olmalym, bana kimse karmamal. Karrsa banazdr, hogörüsüzdür, yobazdr, nobrandr vb.
te tekfir ve tahkir ucuna kar böyle bir uca savrulmak da mukabil bir arlktr, keyfilik, usulsüzlük ve nobranlktr. Önce bu hogörü edebiyatnn her yönüyle bize uymayacan belirtelim. Açkça bâtl ve yanl olan bir eyi Müslüman ho göremez. Biz bunu ancak düünene ve düünmeye saygnn ifadesi olarak sabr ile karlarz, sineye çekeriz, müsamahal oluruz ve yanl ‘en güzel yolla’ ortadan kaldrmaya çalrz. Ama müsamaha hogörü demek deildir.
Serbest düünmeye gelince, dorudur, düünürken her ihtimali hesaba katarak düünmek zorundayz. Aksi halde slam’n bize tand düünme özgürlüünün bir anlam kalmaz. Ama söz konusu olan Allah’n dini ise her aklmza geleni de din budur diye anlatamayz. Yoksa kendi arzularmz önce kendimiz din zanneder, sonra da insanlara din budur diye dayatrz. Dinin objektif bir snrnn olmas gerekmez mi? Düünme ayr, yanl reklam etme ayr eydir.
Allah’n iradesiyle vazedilen slam diye bir din varsa o herkesin sorumsuzca usulsüzce ve serbestçe konuup aklna geleni slam budur demesine izin verir mi? Bu da tekfircilie mukabil bir garabet ve had bilmezlik deil midir? Böyle olsa Allah’n gönderdii din din olarak kalr m? Bu savrulmuluun pek çok sebebinden biri udur: Bir din ya da düünce ancak yaand ortamda doru anlalabilir. Oysa biz bugün bir slam anlay ile deil, kozmopolit bir kültürün çöplüünden topladmz bilgilerle düünmekteyiz.
slam kendini koruma ve savunma mekanizmasn da beraberinde getirmi ve güçlü olduu zamanlarda bunu baar ile uygulamtr. Önce Kurankerim kendi ayetlerini ‘muhkem’ ve ‘müteabih’ diye ikiye ayrm, çokanlaml demek olan müteabihlerin ancak muhkemlere uygun olarak anlalabileceini bildirmi, böyle yapmayp onlarn teviline tutunanlar fitneciler olarak açklamtr. Allah’n bir tek ayetine bile inanmamann küfür olduunu söylemitir. Akide ve ibadet konularnda, yani akln alan olmayan konularda sahabenin ittifak ettii hususlar kabul etmeme küfür saylmtr. man esaslar ve özellikle de Allah’n sfatlar konusunda bu ittifakn dna çkanlara ehli bidat, ehli dalalet denmitir. Daha da ileri gidenler tekfir edilmese bile zndk, batnî, rafizî gibi vasflarla ana gövdenin dnda tutulmutur. Bunlara bal olarak icma, Medine Ehli’nin ameli, müttefekun aleyh, cemaat, sevad- azam, zarurat- diniye gibi kavramlarla ana gövde korunmutur. Bu belirlemeler kiisel içtihatlar deildir, bu yol umumen müslümanlarn yoludur. Müslümanlarn yolundan ayrlanlar Allah tehdit etmitir.
Demek ki, mesele sadece tekfircilik deil ayn zamanda usulsüzlük, had bilmezlik ve savrulmuluktur.
Yazar: Faruk Beþer |
04-10-20 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||