
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 735 |
Beyrut’un merkezindeki Sâkiyetu’l-Cenzîr Meydan, o gün yine telal bir kalabala ev sahiplii yapyordu. Yaklak 10 yldr devam eden iç savata “dou” ve “bat” olarak ikiye bölünen Beyrut’un Müslümanlarn younlukta yaad bat yakasnda yer alan meydan, ayn ad tayan büyük bir mahallenin de merkeziydi ayn zamanda. O gün, sabahn erken saatlerinde, meydana bakan binalardan birinin önünde duran otomobilden, irice sar, siyah cübbesi ve heybetli görünümüyle dikkatleri çeken biri indi. Gülümseyerek kendisini karlamaya gelenlere doru ilk admlarn atyordu ki, otomobilin yanna kadar yanaan bir motosikletten, üzerine doru ate açld. Saldrganlar, kendilerine verilen görevi yerine getirdikten sonra, geldikleri hzla gözden kayboldular.
Bundan tam 34 yl önce bugün, 7 Ekim 1986’da, Lübnan ulemâsnn önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Subhî Sâlih, bakanln yapt Yetimler Cemiyeti’nin Sâkiyetu’l-Cenzîr’deki genel merkezini ziyareti srasnda ite böyle bir suikasta kurban gitti. Bana isabet eden üç kurun, Sâlih’in 60 yllk fânî ömrünün sona erme vesilesi olurken, onun ahsnda Lübnan çok önemli bir âlimi, siyaset ve mücadele adamn da kaybediyordu.
Subhî brahim Sâlih, 1926’da Lübnan’n kuzeyindeki Trablus ehrinde, Sünnî bir ailenin olu olarak dünyaya geldi. Henüz 12 yandayken sark-cübbe giymeye ve Trablus’un çeitli camilerinde cuma hutbelerine çkmaya balad; güçlü hitabetiyle, ksa zamanda öhret kazand. lk ve orta örenimini Lübnan’da tamamladktan sonra 1943’te Msr’a geçen Sâlih, Ezher Üniversitesi’nde dinî ilimler, Kahire Üniversitesi’nde Arap edebiyat tahsil etti, 1950’de ülkesine döndü. Ayn yl içinde, bu defa devlet bursuyla Fransa’nn bakenti Paris’e doktoraya gönderilen Sâlih, burada kald dört yl süresince hem akademik kariyerini en üst dereceyle tamamlad hem de Prof. Dr. Muhammed Hamîdullah’la birlikte “slâm Kültür Merkezi”nin kuruluuna öncülük etti, Paris Camii’nde cuma namazlar kldrd. slâm Kültür Merkezi’nde Kuzey Afrikal Müslümanlara Arapça öreten Subhî Sâlih, çok sayda Franszn ve yabancnn da slâm’la ereflenmesine araclk yapt. slâmî ilimler, Arap dili-edebiyat ve slâm düüncesi sahalarnda çalmalar yürüten Sâlih, Irak, Suriye, Suudi Arabistan, Tunus, Ürdün ve Fas’taki çeitli üniversitelerde dersler verdi, akademik kurullarda danmanlk görevleri üstlendi.
Lübnan’da da akademik ve dinî alanda üst düzey vazifeler alan Sâlih, 1975’te iç sava patlak verdiinde, ülkenin en tannm isimleri arasndayd. Lübnan Müftüsü eyh Hasan Hâlid’le çok yakn çalan Subhî Sâlih, “Birleik Lübnan” idealine inanyordu. Mezhepçi ve ayrlkç fikirlere kar mücadeleleriyle öne çkan Sâlih ve Hâlid, iç sava boyunca özellikle Suriye’nin Lübnan üzerindeki basksna da kararllkla direndiler. Subhî Sâlih’i kimin öldürdüü resmen açklanmasa da, kimlerin ayana bast düünüldüünde, bütün parmaklar Suriye istihbaratn iaret ediyor. Sâlih’ten üç yl sonra, 16 Mays 1989’da eyh Hasan Hâlid de yine bir suikast sonucu Beyrut’ta öldürüldü. (Merakl okurlar, 18 Mays 2019’da, bu köede, Hasan Hâlid’i anlattm yazy hatrlayacaktr.) eyh Hâlid’in ölümü de yine Suriye istihbaratnn iiydi. Böylece, iç savan sona ermesine ramak kala, Lübnan Sünnîleri ardarda iki önemli kayp yaamt.
Sünnî kitleleri temsil eden karizmatik ve tesirli ahsiyetlerin ortadan kaldrlmas siyaseti, yakn tarihte yalnzca Lübnan’da uygulanmad. Suriye’de, Irak’ta ve Yemen’de de, ayn ekilde toplumlar pelerinden sürükleyebilecek bütün isimler, itinayla yok edildi veya çeitli yöntemlerle devre d brakld, etkisizletirildi. Bugün ran’n çok ciddi nüfuz kazand tüm bu ülkelerde, bir yandan kitlesel iîletirme politikalarna hz verilirken, dier yandan Sünnî kesimlerin bu iîletirme aknna kar toplumlar yönlendirebilecek, kayda deer bir temsil merciî bulunmuyor.
iîliin yaylmasn d politikasnn merkezine yerletiren ran ulus-devlet akl, “vahdet”i vurgulad ve srail dümanln bayraklatrd hamasî söylemleriyle slâm dünyasnda kendisine taraftar bulurken, Ortadou’da güçlü Sünnî Müslüman ülkeler ve siyasî aktörler de istemiyor. Bu balamda esas “tehlikeli” görülen ülke, Türkiye. Yakn dostluk gösterileriyle Türkiye’yi kontrol altnda tutmaya çabalayan ran, Ortadou’daki birçok cephede açktan Türkiye’nin karsnda konumlanmakta ise bir beis görmüyor. Son örneine Ermenistan’da ahit olduumuz bu politika, bizi artmamal, aksine uyankla, dikkate ve tedbire sevketmelidir.
Yazar: Taha Kýlýnç |
07-10-20 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||