
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 668 |
Gerçek fikrin iktidar olmak gibi bir düüncesi yoktur!
Fikrî iktidar deil, fikrin, daha dorusu fikrin oluturduu idealin iktidar sözkonusu olabilir.
Siyaset fikirle yaplr; istikamet verici bir fikir yoksa, piyasada mevcut görüler siyasete yön verir. Düündüünü, fikrettiini yapmak yerine yapt gibi düünmek safhasna geçilir.
Bir üniversitenin açl, fikir ve siyaset konusunu bir ekilde gündeme getirdi. Üniversite imal-i fikrin, düünmenin merkezi olabilir mi? En azndan Türkiye’de olmadn biliyoruz. Büyük fikir eserleri üniversite çats altnda ortaya çkmamtr. Ne yazk ki 1933’te kurulan üniversitemiz, fikri devreden çkarmak üzere tekil edilmitir. Darülfünun’un birçok düünen hocas, Üniversite’nin dnda tutulmutur. Darülfünun’un lavedilme sebebi, ilmî kifayetsizlikte deil, inklaplar desteklemekte yetersiz kalmasnda aranmaldr.
Gerçek bir düünür, filozof olarak temayüz eden Nureddin Topçu, hem de o zaman yönümüzü çevirdiimiz batnn en itibarl üniversitesinde doktorasn üstün baar ile tamamlad halde, üniversitede yer bulamamtr. Fikre veya ilme, liyakate deil, siyasetin ihtiyacna göre kadrolar oluturulmutur. O zamann ihtiyac, fiilî iktidar tasvib edecek, yüceltecek kadrolardr.
Üniversite Türkiye’de ilim ve fikir meselelerinde çözüm ortaya koyacana, kendisi mesele haline gelmitir. Çünkü düme batan yanl iliklenmitir. Topçu öyle söyler:
“Millî bünyemizin derinlerine ileyen dertlerden biri de üniversite meselesidir. Otuz yedi sene evvel eski Darülfünun’u lavederek büyük vaatlerle açlan üniversite, gömdüü Darülfünun’a nazaran her bakmdan daha gerilemi durumdadr. Bugünkü parlak yaplarnn örttüü iç yüzü, çalmalar ve eseri göz önünde tutulunca, ilk açl nutkunu yapan rektörün az ile Süleymaniye külliyesinin devam olduu ifade edilen bu müessesenin Darülfünun’dan yüz sene, Süleymaniye külliyesinden dört yüz sene daha geride olduu görülecektir. Bu gerilik ilim, ahlak ve hukuk alanlarnda da göze çarpmaktadr.”
Türkiye, 1930’lardaki tek üniversiteden, üç üniversiteye 1950’lere doru ulalabilmitir. Kemiyeti deil de keyfiyeti dikkate alrsak, en azndan fen ve teknik alanlarda üniversitenin daha iyi durumda olduunu söyleyebiliriz. Sosyal ilimler alannda ise, ideolojik müdahaleden ötürü “heyhat”tan baka söylenecek söz yoktur!
Üniversite konusunu konuurken, ülkemizde hali hazrda 203 üniversite olduunu hatrda tutmamz gerekiyor. Bunlarn 58 tanesi stanbul’da imi. Devlet üniversiteleri her ne kadar çounlukta ise de vakf veya özel üniversiteler de azmsanmayacak sayya ulamtr. lk özel üniversite 1984’te açldna göre, bu kadar ksa sürede ortaya çkan 73 özel üniversite hiç de az deil.
Evet, üniversitelerin “kemiyet”ini konuuyoruz, bu hususta övünülecek bir baar elde ettiimizi iftiharla söyleyebiliriz. Ya “keyfiyet”?
Kemiyet ve keyfiyet kelimelerini üniversite aç konumasndan aldm. Bugün bu kelimeleri üniversitelerde kullanan kalm mdr? Pek sanmyorum. Genç akademisyenler ve örenciler arasnda bilen var mdr? Buna verilecek cevabm da olumsuzdur.
Kemiyet, bir eyin adet, miktar veya say olarak ifade edilebilen durumudur. Yüzlerce yl kullandmz bu kelime yabanc bulunmu ve yerine nicelik kelimesi konulmak istenmitir. Keyfiyet kelimesi de nitelik’le karlanmtr. Dil meselesinin mahiyetini bu yeni kelimelerin yerine konulduklarn karlayp karlamadklarndan çkarabiliriz.
Kaliteliyi mi tercih ederdiniz, nitelikliyi mi? sorusuna vereceimiz cevap önemli. Daha önemlisi, “nitelikli dolandrclk” kavramnn hukuk diline musallat edilmesidir. Galiba “kaliteli dolandrclk” denilemeyecei için, böyle denilmitir!
Üniversitemiz bugün bu abartl say ile keyfiyetin, niteliin, kalitenin deil, niceliin, kantitenin, kemiyetin… hâkimiyeti altndadr.
Üniversite kendi âleminde yaarken, fikir zeminlerimiz ne durumdadr? Hür fikrin kalesi dergilerse, fikir dergilerinin hzla azaldn görüyoruz. Günlük gazetelerin de geçmite öyle veya böyle Türkiye’de fikir zeminlerimiz arasnda bulunduunu söyleyebiliriz. Bugün bu zemin de kurumak üzeredir. Fikir kitaplarnn bask says yüzlere inmitir.
Velhasl, siyasetin bapehlivan olduu bir minderde fikrin güre tutmas mümkün deildir!
Yazar: D. Mehmet Doðan |
27-10-20 |
||
| E mail: tyb.org.tr | Tweet | ||