HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 626
Yazar: Ergün Yıldırım
KUR'ÂN'I BEŞERÎLEŞTİRME ARAYIŞI TAHRÎFÂTTIR

KUR'ÂN'I BEÅžERÎLEÅžTİRME ARAYIÅžI TAHRÎFâTTIRBir ilahiyatçı, Kur’an’ı Kerim’deki bir kelimeden yola çıkarak vahyin peygambere ait parçaları içinde taşıdığını ileri sürdü. Bu sıradan bir düÅŸünce özgürlüÄŸü ve yorum deÄŸil. Apaçık bir biçimde vahyin Allah’ın kelamı yanında beÅŸeri nitelikler taşıdığını Peygamber üzerinden anlatmaktır. Sonuçta vahiy beÅŸeridir manasına gelir. Müslüman için vahiy, mutlak Allah kelamıdır. Gökten(sema) iner, yani tarihsel ve beÅŸeri deÄŸildir. Zaten aynı ilahiyatçı Kur’an kıssalarına da mitoloji diyor. Oysa kıssa ve mitoloji, hep söylediÄŸimiz gibi tamamen apayrı gerçeklikler. Kıssalar ne mitolojik ne de tarihsel. Mitolojik deÄŸil, çünkü insan tahayyüllerinden üretilmiÅŸ anlatılar deÄŸil. Tarihsel deÄŸil, çünkü tarihle kayıtlı deÄŸil. Tarihin ötesine kanatlanırlar. Konjonktür ve nesnel tarihle birleÅŸmezler. Kıssa anlatım tarzıyla zamanın, tarihin üstüne çıkar. Bu nedenle tüm zamanlara, tüm tarihlere ve tüm toplumlara hitap eder. Buna zamansız anlatı denir. Nitekim muhteviyatlarıyla insana imanı, tebliÄŸi, mücadeleyi, özgürlüÄŸü, sadece Allaha boyun eÄŸmeyi anlatırlar. Kıssa, “Allah kurgusu” hikayelerdir. Ama bu kurgu, tamamen hakikattir. Kurgu, olmuÅŸ/olacak olan realitenin insana “ibret verecek” biçimde Allah tarafından düzenlenir.

Kur’an’ı beÅŸeri ve tarihsel baÄŸlama yerleÅŸtirerek ele almak bir yorumun ötesinde ciddi ciddi bir tahrifattır. Çünkü İslam’ı kabul eden için vahiy, deÄŸiÅŸmez mutlaktır ve “semadan” gelir. “Yerden” çıkmaz. Nübüvvet, vahyi getirme ve gösterme yoludur. Allah, ezeli, ebedi, mutlak hakikattir. Onu, yine onun vahiyde tanıttığı gibi tanıyıp inanmakla yükümlüyüz. İslam, bu esaslara teslim olmaktır en baÅŸta. Bunun yerine vahyi beÅŸeri, nübüvveti beÅŸeri ve Tanrıyı beÅŸeri temellerde yorumlamak bir tahrifattır. Batılılar bunu modernite ile beraber yaptı. ‘Tanrı’yı da, vahyi de, peygamberi de tamamen beÅŸeri düzleme çekerek yorumladılar. Tarihselcilik ve antropolojik yaklaşım buradan çıktı. Hegel, bütün bunların babasıdır. Sonuçta liberal teoloji, tarihselci teoloji, antropolojik teoloji ortaya çıktı. Teoloji, teoloji olmaktan uzaklaÅŸtı. Yerden göÄŸe bakan bir teoloji doÄŸdu. Hristiyanlık ikinci defa tahrifata uÄŸradı. Hristiyanlık, yeniden modern insan bilincine indirgendi.

İslam ilahiyatı aidiyetinde bulunan biri, İslami ilkeler paradigmasını temel alarak konuÅŸur, hareket eder. Bunun yerine modern ve post-modern tarihselci/ antropolojik perspektifleri temel alarak Allah’ı yorumlarsa ancak tahrifat yapar. Mesele de budur. Çünkü Allah’ın kitabını tahrif ederek yaptığı ÅŸeyi İslam diye savunur. İslam olmayan ÅŸeyi İslam diye savunanlara tahrifatçı denir. Bunu da bir İslam eÄŸitim kurumunda yapılması normal görülemez. Çünkü Türkiye’deki ilahiyat fakültelerinde vaiz, müftü, imam gibi İslam’ı anlatacak ve yaÅŸayacak insanlar yetiÅŸiyor. Allaha, vahye ve peygambere yönelik septik bakışları(septisizm) üreten bir ilahiyatçı, İslam’ı temsil edebilir mi? İslam’a iliÅŸkin ÅŸüphe tohumları, peygamberine ve ashabına yönelik edep dışı ve ben merkezci dil, nasıl bir Müslümanlık tarzı olur? Post-modernliÄŸin hakikati parçalayan, ‘Tanrı’yı izafi, beÅŸeri ve çoÄŸullaÅŸtıran neo-politeizmine savrulmak deÄŸil mi bu?

İslam’da yorum özgürlüÄŸü var diye çok beylik genellemeler yapılıyor. Elbette İslam’da yorum çokluÄŸu var. Bu kadar tefsir ve bu kadar mezhep-meÅŸrep de bunun sonucunda ortaya çıkmış. Ama her mezhep ve meÅŸrep, yani yorum meÅŸru deÄŸil. Allaha, vahye, nübüvvete inanarak hareket etmeyen yorum, gayri meÅŸru yorumdur. Aşırı yorumdur. Hariciler ve batıniler böyledir. Günümüzde de tarihselci, oryantalist ve post-modern Kur’an okuyucuları da bu kapsama girer. Allah’ı, beÅŸeri zihin önünde hesaba çeken ve ona yön veren yorum gayri meÅŸru yorumdur. Vahyi, Allah kelamı olmaktan çıkarıp peygamber üzerinden zamana mahkum eden ve insanlaÅŸtıran bir yorum gayri meÅŸrudur. Peygamber ve ashabıyla ironi yapan, edep dışı dil kullanan yorum gayri meÅŸru yorumdur.

Her aşırı mezhep ve meÅŸrep bir aşırı yorumdur. Tarihte bunların onlarcası var. Hululcular, Hurufiler, isyancı dini hareketler, ÅŸiddet üreten Hariciler…Hepsi de İslam’ın aşırı yorumları. Toplumu bu aşırı yorumlarla çalkantılara ve çatışmalara yönelttiler. İslam’ın Orta Yolu üzerinde( vasat ümmet) yürümekten uzaklaÅŸtılar. Zihinleri bulandırdılar. İhtilafları çoÄŸalttılar. Dini parça parça hale getirdiler. Aşırı yorum son kertede anarÅŸizmdir: DüÅŸünce anarÅŸizmi, eylem anarÅŸizmi.

Bu millet, Allah ve peygamberinden de ÅŸüpheli hale gelirse, geride onu bir arada tutacak hiçbir hakikat, hiçbir ruh, hiçbir öz kalmaz. Milletin vahdeti en temelinde tevhitten geçer. Tevhit üzerinde ÅŸüphe tohumları ekenler ve kafa bulandıranlar milletin vahdetini kurÅŸunlayanlardır.

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Ergün Yıldırım
09-12-20
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
KUR'ÂN'I BEŞERÎLEŞTİRME ARAYIŞI TAHRÎFÂTTIR
Online KiÅŸi: 29
Bu Gün: 64 || Bu Ay: 6.869 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.479 || Toplam Tıklanma: 58.644.280