HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / MAÂRİF (Eğitimle İlgili Yazılar)
Okunma Sayısı: 817
Yazar: Ümit Zeynep Kayabaş
SON NESİL VE TAHAMMÜLSÜZLÜK

SON NESİL VE TAHAMMÜLSÜZLÜKAceleci, metanetsiz, asabi, ÅŸükürsüz bir nesil; bencilliÄŸiyle gurur duyan mutsuz bir nesil yarınlara ne söyleyebilir ki? Bu nesil nasıl inÅŸa edildi, edilmekte?

Duygularımızla hareket edip, duygusuz bir gençlik yetiÅŸtirdik.

Sevgi korumaktır deyip, çocuklarımızın yerine biz düÅŸündük, biz karar verdik.

Haddinden fazla ilgi ve alaka ile yorduÄŸumuz evlatlarımıza; sabrı, yardımlaÅŸmayı, anlayışı, hoÅŸgörüyü dil ile öÄŸrettik.

Ve şimdi onlar bize ve kendi kalplerine yabancı.

Geleneklere, örf ve adetlere oldukça uzaklar. YaklaÅŸamıyoruz birbirimize. Ne gençlik bizi anlıyor ne de biz onları. Aradaki uçurum; bizim yanlış eÄŸitimimiz, yanlış sevgimiz…

Kendinden ve yaÅŸadığı gezegenden memnuniyetsiz bir kuÅŸak, geleceÄŸin deÄŸersizleÅŸmesi demek. Neye göre deÄŸersizlik. Tabii ki kimlik köklerine tutunamamaya karşı.

Memleketin din, dil ve baÄŸlılık-toprak, kardeÅŸlik ve bütünlük hepsinin toplamı, sevgi yüzünün her halükarda canlı tutulması için, didinen bir nesil istiyoruz. Bu da güzel ahlak ve inancı doÄŸru ÅŸekilde yaÅŸamakla mümkün.

Dijital kültürün dayatmasına maruz kalan çocuklarımızı bu çaÄŸdan anlayıp, gözlemleyemedik. Biz bulamadık, yiyemedik, gezemedik diyerek onları kendi çapımızda bir konfor yelpazesinde yetiÅŸtirdik. Kimimiz susturmak için o küçük ellere cep telefonu, tablet verdi kimimiz de bir ÅŸeyden eksik kalmaması için.

Evlatlarımızın sorgulamadan her istediklerini yerine getirirken hiç hesaba katmadık bencil, çıkarcı ve hazırcı bir nesil yetiÅŸtirmekte olduÄŸumuzu.

Evet, anne baba sevgisi, koÅŸulsuz bir sevgidir. Anne baba olmak da yaÅŸadığı çağın eksi ve artılarını göz önünde bulundurmaktır. Aksi durumda batının baÅŸ edemediÄŸi bir gençlik çıkar karşımıza. Gerçi hep batıyı taklit ederek yaÅŸamadık mı? Batılı gibi giyinme, yeme ve davranma. Ama onlarda huzur yok, tahammül yok. Güçlü deÄŸilsen, sokaktasın. El uzatma, ekmeÄŸi paylaÅŸma bizde var. O zaman öz kültürümüzün yapı taÅŸlarını muhafaza etmeliyiz.

“Ben nesli, özgürlüÄŸü ve bireyselliÄŸi doÄŸal karşılamanın, en belirgin özelliÄŸimiz olduÄŸunu vurgulayan bir tanım.” DemiÅŸ. KuÅŸaksal farkları inceleyen Prof. Dr. Jean. M. Twenge.

Evet, 21. yy ‘Ben nesli’ bir gençlik ile savaÅŸmakta olduÄŸunu henüz anlayamadı. Bizler doÄŸru ve yanlış çekiÅŸmesi içinde, yeni platformlar ararken, benliÄŸine tutunmuÅŸ nesil, kendi düÅŸüncelerine göre doÄŸruyu daireler içine alıyor. Çünkü hazırcı ve tahammülsüz. Çünkü içinde bulunduÄŸu ÅŸartları istemiyor, asi. İnternet dünyası ile hayalci ve inatçı.

AraÅŸtırmayı seven, kitapların dilinden anlayan, dünya kültürüne açılan, fikir için uÄŸraÅŸan bir gençlik var karşımızda. Bu nesilde eksik olan hissizlik. Kalan boÅŸluÄŸu da biraz felsefe dolduruyor onlara göre.

Oysa felsefe, anahtar gibidir sürekli kilidin içinde gezinir. Ve o anahtarın dönüÅŸ ritminde bekler çoÄŸu kiÅŸi.

“Bugünün gençleri niçin bu kadar özgüvenli ve iddialı? Fakat bir o kadar da depresif ve kaygılı?” diye soruyor M. Twenge Çünkü taÅŸlar yerine bir türlü oturmuyor, düÅŸünceler uçuÅŸuyor. Zamanın avuttuÄŸu kuÅŸak, saygısız olmasın da ne yapsın. Modern dünya, rekabetçi zihinleri beslemekte. Hep bir yarış, mücadele ve en iyisi olma arzusu. Yere eÄŸilmeme, daim önüne bakma. Lakin bu mükemmeliyetçilik olgusu, tabiatın dengesine zıt.

Bu gezegen yaptığın iyiliÄŸin karşılığını vermese de, insanca yaÅŸama mücadelesi, bu onurlu duruÅŸa hizmet etmeyi hedef bilmeliyiz.

“Edep nedir diye arar sorarsan bil ki edep, ancak her edepsizin edepsizliÄŸine sabır ve tahammül etmektir.” der Mevlana. İşte buradaki tahammül ile baÅŸkaldırılmalıyız tahammülsüzlüÄŸe.

İnsan anlamak için, baktığı ÅŸeyi tanımlamak zorunda. Yani görmede biçimlenmeyi bilmeli. Bu da his gerektiren bir ÅŸey. Sevgi olmadan, mutluluÄŸun olması mümkün deÄŸil. Kalbi ile konuÅŸamayan, bakamayan esaretten kurtulamamış demektir. Kap dili yoksa insanlık da yoktur. Dünya çekmecesini sevgi ile dolduran hayatın ana gayesine ulaÅŸmış olur.

Hırs, menfaat, zevk ve ÅŸehvet tutkusu hayatın içinde baÅŸkasına alan açmayı engelledi. Kendi biricikliÄŸini öne süren hastalıklı zihniyet yardımlaÅŸmayı, dostluÄŸu, vefayı, paylaÅŸmayı evet, kalp inceliÄŸini yok etmekte.

Bugünün penceresine ÅŸöyle sesleniyor Sezai Karakoç: “Bugün yalnız yaÄŸmura tahammül edeceÄŸim.” Kalbinize emanetsiniz…

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Ümit Zeynep Kayabaş
18-12-20
E mail: dirilispostası.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
SON NESİL VE TAHAMMÜLSÜZLÜK
Online KiÅŸi: 38
Bu Gün: 68 || Bu Ay: 6.873 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.486 || Toplam Tıklanma: 58.644.313