İSTANBUL'A BİR MÜHÜR DAHA: TAKSİM CAMİİ

Allah emeği geçenlerden râzı olsun.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : DÜNYADA NELER OLUYOR / İSLÂM ÂLEMİ
Okunma Sayısı: 117
Yazar: Ahmet Varol
EMANETE İHANET (Tunus'ta darbeye dair)

Bir insanın birilerine güven vererek, aldığı yetki ve sorumluluk bir emanettir. Dolayısıyla bu güveni istismar ederek, yetki ve sorumluluğunu tamamen amacı dışında kullanmak, kişiye emanet edilen parayı veya kıymetli bir eşyayı zimmetine geçirmekten farksızdır.

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in 25 Temmuz Pazar gecesi, kendince birtakım gerekçeler ileri sürerek, başbakanı ve hükümeti görevden almak ve parlamentonun çalışmalarını dondurmak suretiyle siyasi darbe gerçekleştirmesi, güveni kötüye kullanarak emanete ihanet etmekten başka bir şey değildir. Çünkü cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda, aralarında Nahda Hareketi’nin de bulunduğu bazı siyasi partilerin ona destek vermesi hukukun ilkelerine ve anayasaya bağlı kalacağına, kendisini seçen halkın iradesine saygı duyacağına dair güvence vermesinden kaynaklanıyordu. Ama o taahhütlerine bağlı kalmayıp, silahın gücünü kullanarak, halkın seçtiği üyelerden oluşan meclisin çalışmalarını dondurmak ve bu meclisin onayladığı hükümeti görevden almak suretiyle tam anlamıyla emanete ihanet etmiştir.

Kays Said aslında destek oylarından ziyade tepki oylarıyla seçilmiştir. Bu kişi 15 Eylül 2019 tarihinde gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turunda %18.4 oy alarak birinci olmuştu. Ancak ikinci sırada yer alarak, ikinci turda onun rakibi olan kişi eski dikta rejiminin uzantısı, fanatik laik Batıcı zihniyete sahip ve İslami kesime karşı kinci tutumuyla öne çıkan medya patronu Nebil El-Karuvi’ydi. Bu kişi o sıralar aynı zamanda hakkında yürütülen birtakım yolsuzluk soruşturmalarından dolayı hapiste tutuluyordu. Eski diktatör Zeynelabidin bin Ali’yle de ilişkilerinin iyi olduğu biliniyordu.

13 Ekim 2019 tarihinde gerçekleştirilen ikinci turda Kays Said’in oyların %73’ünü alarak önemli bir zafer elde etmesinin sebebi de rakibinin Nebil El-Karuvi gibi diktatörlük kalıntısı, fanatik derecede laik, aşırı Batıcı ve boğazına kadar yolsuzluklara batmış biri olmasıydı. Onun kazanmasını istemeyen kitleler Said’e oy verdi. Bu itibarla ona verilen oylar destek oylarından ziyade tepki oylarıydı.

Fakat o, tepki oylarını kendine çekebilmek için, halkının hoşuna gidecek bazı tavırlarla da öne çıkmaya çalıştı. Her şeyden önce Arap Baharı diye bilinen sürece olumlu yaklaşan ve dikta rejimlerine karşı duran halkları destekleyen bir tavır sergilemişti. Bu konudaki açıklamalarında diktatörlüğe karşı durmuş ve halkın siyasi iradesine saygı duyduğunu dile getirmişti. Ama bugün perdenin arkasında, hâlen saltanatlarını sürdüren birtakım dikta rejimleriyle işbirliği yaparak halkın iradesine karşı siyasi darbe gerçekleştirmesi, seçim sürecinde izhar ettiği kimliğe tamamen ters bir tutum sergilediğini göstermektedir.

Seçimlere herhangi bir parti adına değil bağımsız aday olarak giren Kays Said, farklı siyasi oluşumlara ve gruplara karşı tamamen tarafsız davranacağını ve herkese eşit mesafede duracağını söylemişti. Ama bugün özellikle İslamî kesimin, siyasi iktidara ortak olmasından rahatsız olduğunu çok açık bir şekilde belli eden tutumu, bu sözünde durmadığını, taraflı hareket ettiğini, üstelik belli siyasi oluşumları devre dışı bırakmak için totaliter rejimlerin metotlarına başvurmaktan çekinmediğini gösteriyor.

Filistin davasına büyük önem verdiğini ve Arap ülkelerinin siyonist işgal rejimiyle ilişkilerini normalleştirmelerini bir ihanet olarak gördüğünü dile getirerek, Tunus halkının bu konudaki duyarlılığından yararlanmaya çalıştı. Ama bugün işgal rejimiyle ilişkileri normalleştirme yarışı içindeki rejimlerle perde arkasında işbirliği yaparak siyasi darbe planlaması tam bir çelişki oluşturmaktadır.

Said, yaptığının aslında bir darbe olmadığını, anayasanın sekseninci maddesinin kendisine verdiği yetkileri kullandığını iddia ederken, Türkiye’de de darbelere kılıf geçirme meraklısı birtakım kesimlerin onun bu yöndeki iddialarını inandırıcı bulduklarını görüyoruz. Bu konudaki iddialarının tahlilini inşallah müteakip yazımızda yapmaya çalışacağız.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Ahmet Varol
29-07-21
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
EMANETE İHANET (Tunus'ta darbeye dair)
Online Kişi: 20
Bu Gün: 17 || Bu Ay: 5.322 || Toplam Ziyaretçi: 1.815.539 || Toplam Tıklanma: 45.352.717