İSTANBUL'A BİR MÜHÜR DAHA: TAKSİM CAMİİ

Allah emeği geçenlerden râzı olsun.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 116
Yazar: Kenan Alpay
TALİBAN HEYETİNİ HAVAALANINDA NİYE AÇIKTAN KARŞILAYAMADIK?

AFGANİSTAN HEYETİNİ HAVAALANINDA NİYE AÇIKTAN KARŞILAMADIK?Taliban’la resim vermek ya da vermemek 

Nihayet dün akşam itibariyle Türkiye de Taliban yönetimiyle üst düzey temas kurabildi. Nihayet diyoruz çünkü başta 29 yıl boyunca Afganistan’da işgal ve katliam politikaları örgütlemiş Amerika olmak üzere Rusya’dan Fransa’ya, Çin’den İran’a hemen bütün devletler NATO işgaline son vererek hükümet kuran Taliban yönetimiyle yoğun ve açık bir dizi temaslar kuruyorken Türkiye maalesef ciddi bir diplomatik başarı ortaya koyamadı. Haftalar boyunca Afganistan meselesi Türkiye’de adeta Kabil Havalimanı’nın işletilmesine ve NATO’yla birlikte Afganistan’a intikal etmiş askeri birliklerin ülkede kalışı üzerine anlaşma yapmak üzere kilitlenmiş bir vaziyette tartışıldı duruldu. Öyle ki Türkiye’de devlet-hükümet ve medya kabul görmeyen bu ısrar sebebiyle Taliban yönetimine karşı son derece kırgın ve kızgın bir tutum takındı.

Türkiye ile Taliban yönetimi arasındaki ilk açık ve resmi temas Kabil Büyükelçisi Cihat Erginay’ın 23 Eylül’de Dışişleri Bakan Vekili Emirhan Muttaki’yi ziyaretiyle kuruldu. Maarif Vakfı okullarının durumu, insani yardım, sağlık, göç ve mülteciler sorunu gibi konuların müzakere edildiği görüşmenin üzerinden üç hafta sonra Dışişleri Bakan Vekili Emirhan Muttaki liderliğindeki geniş bir heyet Türkiye’ye ziyarette bulundu. Ziyaretin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ziyareti üzerine gerçekleştiği ifade ediliyor. Ancak THY’nin Doha’dan gelen tarifeli uçağında VİP koltuklarında uçuşu gerçekleştirip İstanbul’a inen Taliban heyetini kimin karşıladığını öğrenmek bir türlü mümkün olmadı. Taliban Heyeti bir örgüt adına değil Afganistan halkının meşru temsilcisi olarak Türkiye’ye gelmişken maalesef kabul salonunda kendi kendilerine otururken çekilen resimleri servis edildi ajanslar tarafından. Dahası kendilerini bekleyen araçlara geçen Muttaki ve heyetinin verdiği selamı alacak, salladığı ele karşılık verecek hiçbir kimse gözükmüyordu ortalıkta.

Taliban’la yan yana gelmenin müşkül olduğu, bütün dünyada canavar gibi resmedilmiş sakallı-sarıklı, terlikli mücahit liderleriyle el sıkışarak ve gülerek fotoğraf vermenin büyük bir imaj krizine sebebiyet vereceği düşünülmüş olmalı. Herhalde bu sebeple Muttaki-Çavuşoğlu görüşmesine ait geçilen tek karede maskeli olan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun önden değil yan profilden çekilen resmi bulunuyordu. Türkiye’de sık sık Afganistan halkı ve ülkesiyle tarihi dostluğa, İslam kardeşliğine, komşuluk hakkı ve mücadele dayanışmasına dikkat çeken haklı vurgular tekrar edilir oysa. Fakat gelin görün ki bütün o dostluk, kardeşlik, dayanışma vurgularına rağmen Taliban temsilcileriyle bir araya gelmekte, yan yana fotoğraf vermekte pek çok emperyalist devletten bile geri kalındı.

Peki, Taliban’ı bu kadar sakıncalı yapan, siyaset ve medyayı çekimser kılan, temasları örtülü veya dolaylı kurmaya iten sebepler neydi? Taliban hareketi bir ülkeyi işgale mi girişmişti? Yoksa işgal ettiği bölgelerde tehcir ve katliam politikaları icra eden barbar bir örgüt mü duruyordu karşımızda? Bu veya benzer sorulara kimse kolay kolay “evet, suçları aşikâr, sicilleri kirli” diyerek cevap veremez. Çünkü Taliban örgütü Amerika’nın öncülük ettiği NATO ordularına karşı 20 yıl boyunca sabırla-sebatla savaşarak zafer kazanmış bir meşruiyete sahip. Bu hareketin kurucu kadroları daha önce de Sovyet Rusya işgaline karşı 10 yıl boyunca direnerek Afganistan halkının desteğini kazanmışken hangi sebeple ve neyle suçlanıp tahkir edilecekler? İşgale teslim olmadıkları, katliama rıza göstermedikleri, İslam düşmanı emperyalist politikalara işbirlikçilik etmedikleri için mi suçlanacaklar? Oysa Afganistan’a Amerika’dan, Rusya’dan, İran veya Çin’den bakmak acınası bir zavallılık, mide bulandırıcı bir yabancılaşmadır.

Bu süreçte Taliban’a üst perdeden tavsiyede bulunmak, diskur çekercesine nasihat etmek pek bir moda oldu. Daha önce Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından gıyablarında dün de bizzat Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu tarafından Türkiye adına bazı nasihatler yapıldı, tavsiyeler verildi. Doğal hatta güzel bir tutumdur tavsiye ancak karşılıklı olarak işlediği zaman yani tavsiyeleşme şeklinde tahakkuk ettiği vakit. Ne söylenmiş Taliban Heyetine bir göz atalım isterseniz. Şu söylenmiş mesela: “Ülkenin birliği beraberliği için kapsayıcı olmaları gerektiğini en başından beri söylüyoruz. Bugün bir kez daha anlattık.”

Birlik beraberlik mesajının yanlış hiçbir yönü olmaz, olamaz mı desek yoksa kimlerle beraber hükümet kurulması tavsiye ediliyor diye işin arka planını anlamaya mı çalışalım? Çünkü Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kelimeleriyle “yumuşak bir geçiş hükümeti” beklentisini ifade etmiş, “tüm etnik grupları kucaklama” yönünde tavsiyede bulunmuştu. Ancak bu mesajların açık adresi Raşid Dostum gibi 10 yıl gibi bir dönem Rusya hesabına daha sonra 20 yıl süreyle Amerika ve NATO ordularına lejyonerlik etmiş kiralık katillerle birlik-beraberlik görüntüsü verilmesiyse bu tavsiye olmayacak duaya amin demekten öteye berbat bir durumu ve duruşu temsil eder. Afgan halkına silah çeken, işgal devletleri hesabına ülkeye kan kusturan çetelerle siyaset yapılır, ülkeye adalet getirilebilir mi? Zaten genel af ilan edilmiş, hiç kimseye yönelik infaz, malına el koyma, hapsetme, görevinden el çektirme gibi bir yol tutulmamışken bu yönlü tavsiyelerin hiçbir işe yaramayacağı besbelli değil mi?

Taliban yönetimi dönüp de Türkiye’ye “FETÖ’nün darbeye kalkıştığını unutun, silahlı- istihbaratçı kanadıyla iş tutun” veya “PKK’nın 40 yıl süren terör faaliyetleri üzerinde çok takılmayın, Kandil’deki lider kadrosunun tecrübe ve birikimlerini değerlendirin” türünde lakırdılar etse ve bu münasebetsizliğe de “Türkiye’ye milli birlik ve beraberlik tavsiye ettik” dese ne diyeceğiz? Velhasıl Afganistan’la eşit şartlarda, kardeşlik ve dostluk hukukuna uygun temaslar kurmakta Türkiye cesur ve kuşatıcı davranmalıdır. Sadece havalimanında ve Kabil’de değil, Özbek ve Türkmenlerle sınırlı olmaksızın bir bütün olarak Afganistan ülkesi ve halkıyla dostluğu, dayanışmayı ve paylaşmayı gündemine almalıdır. Etnik veya mezhebi değil, dar bölge ve kısıtlı-sınırlı işletmecilik mantığından uzak bir biçimde Afganistan politikasında Türkiye en geniş ve en derin İslam’dan ve hukuktan neşet eden kardeşlik ve komşuluk sorumluluğunu kuşanmalıdır. Azerbaycan ve Afganistan’da değişen dengelerle beraber Türkiye’nin eğer doğru ve zamanında değerlendirebilirse ufku, kabiliyeti ve imkanları tahmin edilenlerden daha fazla artacaktır. Çekimser tutumları, basit imaj hesaplarını, dar hizipçilik mantığını terk ederek şeffaf, kuşatıcı ve dayanışmacı hareketi fiilen ve sabırla sahaya uygulamak elzemdir.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Kenan Alpay
15-10-21
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
TALİBAN HEYETİNİ HAVAALANINDA NİYE AÇIKTAN KARŞILAYAMADIK?
Online Kişi: 21
Bu Gün: 46 || Bu Ay: 7.385 || Toplam Ziyaretçi: 1.840.543 || Toplam Tıklanma: 45.912.806