
| Kategori : TÂRİH / İSLÂM TÂRİHİNDEN | Okunma Sayısı: 786 |
Anadolu’nun fetih kapısı Malazgirt’e fethin 951. yıldönümü kutlamaları için gelmeden önce Sultân Alparslan’ın harekât merkezi Kubbet’ül İslâm Ahlat’a uÄŸradık. BaÅŸkanlığını yürüttüÄŸüm Türk Dünyası Dayanışma ve YardımlaÅŸma DerneÄŸimizin de etkinlik çerçevesi içinde Genel BaÅŸkan Yardımcımız ve aynı zamanda Geak BaÅŸkanı Semih Sağır ve bünyemizde bulunan Türk Dünyası Arama Kurtarma DerneÄŸimizin BaÅŸkanı Emirhan AydoÄŸmuÅŸ ile Genel Sekreter Yardımcımız Uygar Öztürk KardeÅŸlerimin gayretleriyle aktif yer alması ayrıca bizleri ve bizimle birlikte hareket eden STK’ları sevindirmiÅŸti.
Görsel ÅŸölenlerin yanısıra, inanmışlığın getirdiÄŸi bir gayretle 23 AÄŸustos’ta baÅŸlayan ve 51 OtaÄŸ’ın yer aldığı Ahlat Millet Bahçesinde yapılan birbirinden güzel etkinliklerde gerçekten tarihin derinliklerinde kaybolduk. Aynı günün akÅŸamı Malazgirt’te mehter takımı eÅŸliÄŸinde meÅŸale yürüyüÅŸünde Sultân Alparslan’a ve onun muzaffer askerine Fâtihalarımızı gönderdik, rahmetle andık. Bu vesileyle Malazgirt’te bir kez daha Sultân Alparslan’ı ve Malazgirt’i kaleme alalım istedik…
ÇaÄŸrı Bey’in oÄŸlu Sultân Alparslan 1063 yılında amcası TuÄŸrul Bey’in yerine Türk Hakanlığının tahtına oturduÄŸunda Türkler, Fırat kıyılarında ve Toros yamaçlarında at koÅŸturmaya baÅŸlamışlardı bile.
Sultân Alpaslan’ın hedefinde Anadolu’nun Fethi vardı. Bir yıl geçmeden 1064'te bizzat Anadolu sınırına geldi. KardeÅŸi Melik Yakuti'ye verdiÄŸi ilk emir Van ve kalesinin fethedilmeseydi. Emir derhal yerine getirildi.
1066'da Türk Kumandanlarından GümüÅŸtekin, Nizip ve Adıyaman'a kadar geldi. KarşılaÅŸtığı Bizanslı General Aruantanos'un ordusunu bozdu generali esir aldı.
1067'de ise büyük Türk Generali BekçioÄŸlu AfÅŸin Bey, Malatya'da yine çok üstün Bizans Ordusunu yenip Kayseri’yi aldı. Ardından Torosları aşıp Çukurova ve Kilikya'yı yaÄŸmalayıp Halep önlerine geldiÄŸinde, Sultân Alparslan 1068'de Tiflis’i fethetiyordu. Bu fetihle Gürcülerin bir kısmı Müslüman oldu.
Bu akınlar Bizans İmparatorunu kızdırdığı gibi, Vatikan’ı da ürkütmüÅŸtü. Türkleri durdurmak için Vatikan’ın teÅŸvik ettiÄŸi Bizans İmparatoru büyük bir orduyla Anadolu'ya geçti. Kayseri yakınlarına geldiÄŸinde AfÅŸin Bey'in Niksar'ı aldığını öÄŸrendi fakat yolunu deÄŸiÅŸtirmedi. Önce Sivas'a, oradan MaraÅŸ'a geldi. Ordunun öncü kuvveti İnal Bey tarafından fena ÅŸekilde bozulmasına raÄŸmen ilerlemesine devam ederek Haleb'e kadar geldi. Buraları haraca baÄŸlamakla yetindi.
DönüÅŸ yolunda Pozantı'ya geldiÄŸinde, AfÅŸin Bey’in kuzeyden düzenlediÄŸi akınla Sakarya kıyılarına kadar geldiÄŸini öÄŸrendi. İmparator bu duruma çok kızsa da Anadolu'yu taramasına raÄŸmen Türk Akıncılarını bulamadı. Ümitsiz bir ÅŸekilde İstanbul'a döndü. (AfÅŸin Bey bu sarkmaları iki kere daha yapacak Ege, Konya ve Denizli'ye kadar inecekti.)
1069 ve 1070'de durum deÄŸiÅŸmedi akınlar devam etti. Üstelik Sultân Alparslan amcası TuÄŸrul Bey'in alamadığı Malazgirt Kalesi’ni aldı, Diyarbakır'a geldi, Vezir Nizâmülmülk'ü Meyyâfârikî'ne (Silvan) gönderdi. Sonra Haleb'e geldi, Arap mirdâsi hânedânından Haleb'i aldı sonra Fırat ve Dicle üzerinden Ahlat'taki üssüne döndü.
Bu geliÅŸmeler karşısında çare arayan Bizans Senatosu, Vatikan’ın telkiniyle güçlü ve dirayetli bir komutan olan Romen Diyojen’i Türkleri Anadolu'dan atsın diye tahta geçirdi. Kudretli asker Romen Diyojen, Roma İmparatoru sıfatıyla harp divânını topladı.
Harp divânında alınan karar gereÄŸi, Türk Ordusunu imha etmek ve merkezleri konumundaki Rey, İsfahân, Hemedan'ı almak, iÅŸi kökünden halletmek için harekete geçti. 13 Mart 1071'de hazırladığı yaklaşık 200 bin kiÅŸilik muazzam ordusuyla yola çıktı. DönüÅŸte; Irak, Suriye, Mısır’ı da almak istiyordu. Bunun için bu üç bölgeye valilerin atamasını yola çıkmadan yaptı.
Romen Diyojen’in hedefinde öncelikle Türklerin eline geçen Bizans'ın doÄŸudaki en güçlü kalesi Malazgirt vardı. Malazgirt'e doÄŸru yola koyuldu. Ordunun ağırlıklarını on binlerce hayvanın yanısıra beÅŸ bin araba taşıyordu. Devrin en geliÅŸmiÅŸ pek çok silahın yanında 1.400 kiÅŸinin kullandığı büyük bir mancınık da vardı.
Kusursuz ÅŸekilde donatılmış 200 bin kiÅŸilik ordunun İstanbul'dan hareket ettiÄŸi haberini alan Sultân Alparslan, Halep'ten harekete geçmeden önce ordu komutanlarından rapor istedi. Önüne gelen raporların özeti, Anadolu'da Bizans'ın önemli askerî üsleri ve lojistik depolarının tahrip edildiÄŸi, Bizans Ordusu bozulursa Anadolu kapılarının ardına kadar açılacağı yönünde idi.
Hemen harekete geçti. İmparatoru karşılamak üzere doÄŸuya yöneldi. İmparator ise Sultân Alparslan'ın Halep'ten ayrıldığını duyunca Sivas'ta önce harp meclisini topladı, durum deÄŸerlendirilmesi yapıldı. İmparator, Türkleri çok iyi tanıyan generaller Josef Trakhaniotes ile Nikeforos Bryennios'dan detaylı brifing aldı.
General Bryennios öncü birliklerin başında güya Hz. İsa'nın çarmıha gerildiÄŸi altın haçı taşıyordu. Hafif süvariden oluÅŸan öncü Türk Tümeniyle karşılaşılınca vuruÅŸma kaçınılmaz oldu. Bizans öncü kuvvetleri bozguna uÄŸradı. General Bryennios yaralı olarak İmparatorun yanına zor düÅŸtü. Türk öncü tümeninin ele geçirdiÄŸi altın haç Sultân Alparslan'a gönderildi.
Sultân Alparslan bu arada, İmparatordan önce Malazgirt Kalesine ulaÅŸmak için zorunlu yürüyüÅŸ emretmiÅŸ bu da özellikle Fırat'tan geçerken önemli zayiatlara yol açmıştı. Sonunda Malazgirt Ovasına ulaşıldı.
Aylardan aÄŸustos, günlerden Cuma idi. Malazgirt Ovasında yaklaşık 200 bin kiÅŸilik Bizans Ordusu, 54 bin kiÅŸilik Selçuklu Ordusu karşısında çok kalabalık gözüküyordu.
Sultân Alparslan ordusunun başında cuma namazını edâ ettikten sonra secdeye kapandı namaz duâsını secdede yaptı.
"Yâ Rabbi. Seni kendime vekil yapıyor, âzâmetin karşısında yüzümü yere sürüyor, uÄŸrunda cihâd ediyorum.
Ey Allah'ım. Niyetim Senin rızânı kazanmaktır bana yardım et."
Sonra üzerinde beyaz elbisesi olduÄŸu halde beyaz atına bindi. Bir nefer gibi dövüÅŸeceÄŸini göstermek için ok ve yayını bıraktı, yakın dövüÅŸ silahı olan kılıç ve gürzünü eline aldı.
Askerlerine döndü ÅŸöyle seslendi;
"YiÄŸitlerim. EÄŸer ÅŸehid olursam bu beyaz elbise kefenim olsun. Ben nefsimi Âlemlerin Rabbine adadım. Benim için ÅŸehâdet de, muzzafer olmak da bir saadettir. Allah ( c.c) zaferi nâsib ederse istikbâl bizimdir."
Bu sözlerden sonra yüzünü Malazgirt Ovasında bekleyen Bizans ordusuna çevirdi, atını sürdü. Onunla birlikte inanmış ve adanmış 54 bin kiÅŸi ardından yürüdü.
Türk Ordusunda herkes ne yapacağını gâyet iyi biliyordu. Orduda, KutalmışoÄŸlu Süleyman Åžah, kardeÅŸi Mansur ve yine Sultân Alparslan'ın kardeÅŸi Yakuti Bey, Artuk Bey, AfÅŸin Bey'in yanısıra Sav Tigin, Ahmed Åžâh, İnal Bey, GümüÅŸ Tekin, Mengücek Bey, DilmaçoÄŸlu Mehmed Bey, AslantaÅŸ Bey, DaniÅŸmend Bey, TavtavoÄŸlu Bey, Saltuk Bey, UvakoÄŸlu Atsız ve kardeÅŸi Çavlı Bey, TarankoÄŸlu Bey gibi gözü kara yiÄŸit komutanlar vardı.
Bizans Ordusunda merkezde İmparator, sol cenahta Aleates, saÄŸ cenahta Nikeforos Bryennios, ihtiyatta Prens Andronikos vardı. 200 bin kiÅŸilik orduda Bizanslıların dışında Franklar, İskandinavlar, Almanlar, Normanlar, Slavlar, Gürcüler, Ermeniler, beÅŸ bin civarında ise Müslüman olmayan Peçenek ve Uz Türkleri vardı.
Vakit öÄŸleyi geçeli iki saat olduÄŸunda iki ordu birbirlerine iyice yaklaÅŸtılar. VuruÅŸma baÅŸlamaya ramak kalmıştı ki, Peçenek ve Uz'lar birden saf deÄŸiÅŸtirip, Bizans'ın muhteÅŸem gücünü bırakıp (her dönem gücün yanında yer almaya çalışanlara duyurulur) kan kardeÅŸlerinin tarafına geçtiler. Sayıları az da olsa bu durum Bizans Ordusunun mâneviyatını kırmaya yetti.
VuruÅŸma, Türk Atlılarının ÅŸiddetli ok taarruzuyla baÅŸladı, düÅŸman pek çok zâyiat verdi ancak Bizans safları bozulmadı. Bunun üzerine Sultân Alparslan hızla geri çekilme emretti. İmparator, Türklerin saldırı kâbiliyetini yitirdiÄŸini sanarak kaçarcasına geri çekilen Türk Ordusuna saldırı emri verdi.
Bir müddet sonra Selçuklu Hükümdarı Alparslan'dan beklenen iÅŸâret geldi. Bu "bozkır çevirme hareketi" iÅŸâretiydi. Bu iÅŸâretle Türk Ordusu hilâl ÅŸeklinde yayıldı. Bizans Ordusu hilâlin içinde kalmış ve pusuda bekleyen ihtiyat kuvvetlerinin âni hücumuyla ÅŸaÅŸkına dönmüÅŸ, vakit geçtikçe de yavaÅŸ yavaÅŸ erimeye baÅŸlamıştı. AkÅŸama doÄŸru Türk kılıcından kurtulanlar topluluklar halinde teslim oluyordu. Çılgınca dövüÅŸen İmparator Romen Diojen bütün mâiyetiyle birlikte yaralı olarak esir alındı. Yapılan anlaÅŸmadan sonra (Urfa ve Antakya Türklere verilecek ayrıca ağır savaÅŸ tazminatı ödenecekti) İstanbul'a gönderildi.
Bu zafer karşısında Sultân Alparslan'a baÅŸta Halife olmak üzere yüzlerce tebriknâme gönderilmiÅŸ, kâsidelerle övülmüÅŸtür.
Komutanlardan Sav Tigin savaÅŸtan önce elçi olarak gönderildiÄŸi ve Bizans İmparatoru'nun "Sultânınıza söyleyin anlaÅŸma ÅŸartlarını Rey'de yapacağım, ordumu İsfahân'da kışlatacağım, atlarımı Hemedan'da sulayacağım" demesi üzerine İmparatora ÅŸu cevabı vermiÅŸti. "Atlarınızın Hemedan'da kışlayacağından eminim, ama sizin nerede kışlayacağınızı bilemem" demiÅŸti. Öyle de oldu.
1071'i takip eden yıllar büyük bir fetih hareketini beraberinde getirdi. Sultân Alparslan zamanında Hicâz bölgesi Türk Hâkânlığına baÄŸlandı. Mekke ve Medine Åžii Fâtımi'lerden temizlendi, yeniden Abbasi Halifesi ile Türk Hâkânı adına hutbe okunmaya baÅŸladı, Hac yolu emniyete alındı. Åžii Fâtımilere büyük darbe vuruldu, sindirildi. Selahaddin Eyyûbi yaklaşık yüz yıl sonra bunun faydasını görecek, Fâtımileri ortadan kaldıracaktı.
Sultân Alparslan, 1072'de ÅŸehid edildiÄŸinde 43 yaşını 9 ay 6 gün geçmiÅŸti. (Hâlife ilk defa bütün dünya Müslümanlarına baÅŸsaÄŸlığı dileyen resmi bir beyannâme yayınlamıştır.) 2. Büyük Türk Hâkân'ı olarak saltanatı 9 yıl 1 ay 18 gün sürmüÅŸtür. Seferiye Hâtun ile evliydi yerine 17 yaşında büyük oÄŸlu Sultân MelikÅŸâh geçmiÅŸtir.
Sultân Alparslan'ın mezarını bulma çalışmaları, Alman arkeologların tarihi eser kaçırmaya çalışırken havaalanında yakalanmaları üzerine Türkmenistan Hükümetince bütün ruhsatlar iptal edildiÄŸi için yarım kalmıştı.
Yeniden izin verilen arama çalışmalarına derneÄŸimizin deÄŸerli akademisyenlerinden Genel BaÅŸkan Yardımcımız Fethi Ahmet Yüksel Hocam bizzat içerisinde bulunmuÅŸ, fakat kendi ifâdesiyle "Atavatan Türkmenistan'ın Merv Vilayeti yakınlarında sahaya iner inmez sihirli bir el çalışmalarımızı durdurdu ne olduÄŸunu anlayamadık" demiÅŸtir.
Hocamla birlikte görüÅŸtüÄŸümüz Türkmenistan Büyükelçisi SaygıdeÄŸer İşankuly Amanlıyev çalÅŸmaların yeniden baÅŸlatılması için elinden geleni yapacağı müjdesini verdi. Biz de ceddimiz Sultân Alparslan'ın kabrini bulma çalışmaları için gerekli müracaatların yapılmasını ve birbirinden kıymetli arkeolog, jeolog, zoolog ve sanat tarihçisi hocalarımızın özellikle Macan Cuma Mescidi avlusunda yeniden çalışmalara baÅŸlaması için gün sayıyoruz. En kısa zamanda hayırlı sonuca ulaÅŸmak üzere Malazgirt’ten selamlar..
Yazar: Halit Kanak |
27-08-22 |
||
| E mail: yeniakit.com | Tweet | ||