
| Kategori : TÂRİH / TÂRİHİN ARA SOKAKLARI | Okunma Sayısı: 665 |
Atatürkçülükten geçinen tarih yoksulu kesim, “İstanbul’un kurtuluÅŸu” hatta “İkinci fethi” üzerinden konuÅŸmayı sever.Soru sormazsak, gerçeÄŸe ulaÅŸamayız!
İlk sorumuz ÅŸu: İzmir ne zaman kurtuldu? Bunu bilmeyecek ne var, 9 Eylül 1922…
Asıl soru ÅŸu: İstanbul neden İzmir’den bir yıl bir ay sonra kurtuldu?
Åžöyle de sorabiliriz: İstanbul’u kurtarmak için neden bir yıldan fazla bekledik?
Peki, Ankara hükümetinin temsilcisi Refet PaÅŸa’nın 19 Ekim 1922’de İstanbul’a bir bölük askerle gelmesi neyin nesi? Tarih, arkaplanı merak edilmezse ve bilinmezse ÅŸiÅŸinme malzemesi olmaktan öteye gidemez. Palavralar zamanla hakikat muamelesi görür.
Yukarıdaki soruyu, yani “İstanbul’u kurtarmak için neden bir yıldan fazla bekledik” sorusunu bütün inkılâp tarihi kitabı yazarlarına, hocalarına sordum. Halen hayatta olanların cevaplarını yıllardır beklemeye devam ediyorum.
DoÄŸrudan söyleyelim: İngilizlerin ve onların müttefiklerinin ordumuzun Yunanlıları maÄŸlub edeceÄŸinden asla ÅŸüpheleri yoktu. Bunu en ince ayrıntılarına kadar düÅŸünmüÅŸler ve Anadolu’yu kontrol edebilmek için 27 tümen askere ihtiyaç olduÄŸu sonucuna varmışlardı. Elbette uzun sürmüÅŸ yıpratıcı bir savaÅŸtan sonra Anadolu’ya yığmak mümkün deÄŸildi. Bunun için bir vekalet savaşına ihtiyaç duydular. Bu hususta Yunanistan’ın gönüllü olması iÅŸlerini kolaylaÅŸtırdı.
Yunanistan’ın bütün silahlı kuvvetleri ne kadardı? 14 tümen! Üstüne üstlük, iÅŸgalci bir güç, kendi toprağını savunan bir halka karşı savaşıyor…Yani kesin ümitsiz vak’a!
İngilizler için asıl zafer sonrasını düzenlemek esastı.
Osmanlı devleti yıkılmalıydı. Hilafet yok edilmeliydi. Kırpılmış Misak-ı Millî sınırları içinde yeni bir “Türk” devleti kurulmalıydı. Bunu daha 1919 başında ilan etmiÅŸlerdi.
Peki bu devletin başkenti İstanbul olabilir miydi?
Bunu en net ÅŸekilde İngiliz hariciye nazırı Lord Gürzon 18 Ocak 1919’da Paris Konferansı’nın açılışında söylemiÅŸti: “Müstakil (hadi atatürkçüleri kırmayalım: bağımsız) bir Türk devleti kurulmalı, bu devlet geçmiÅŸte olduÄŸu gibi, Anadolu yarımadasının sınırları içinde kalmalı ve baÅŸkenti Bursa veya Ankara olmalı.”
İzmir’in kurtuluÅŸundan sonraki bir yıl iÅŸte İngilizler için bu sürecin yönetimi ile geçti. Lozan baÅŸlamadan saltanat kaldırıldı, bu Osmanlı devletinin yıkılışı idi. Bu yetmedi, İsmet PaÅŸa ve heyeti Lozan’a gitti. Baktılar ki asıl masayı kuranlar ortada yok. Ne zaman ki bir istihbarat operasyonu ile Vahidetdin’i alıp götürdüler, konferans baÅŸladı. İkinci hedef, İstanbul’un baÅŸkent olmamasının kabul ettirilmesi idi. Siz barış masasına oturuyorsunuz, ülkenizin her bakımdan en mühim ÅŸehri düÅŸman kontrolünde…
İstanbul’u iÅŸgal eden güçler ÅŸehri terk edince barış müzakerelerinin baÅŸlaması gerekmez miydi? Hadi bu olmadı. Lozan’ı 24 temmuzda imzaladık. Neden İstanbul hemen tahliye edilmedi? Lozan’ı Herkesten önce biz Meclis’te tasdik ettik, 23 AÄŸustos 1923. Hâlâ İstanbul’da iÅŸgal sürüyor. E, daha ne bekliyorlar kuzum? Bizim İstanbul’un boÅŸaltılması yönünde bir hareketimiz neden olmuyor?
İstanbul’un yeni Türkiye devletinin baÅŸkenti olmaması gerekiyor. Neden? Çünkü bu dışarıda Osmanlının devamı etkisi uyandırır.
İstanbul’un kurtuluÅŸu, Ankara’nın baÅŸkent yapılması ile ilgili sürecin kesinleÅŸmesi ile mümkün oldu. 2 Ekim’de iÅŸgalciler İstanbul’u boÅŸaltıyor. Demek ki gerekli teminat verilmiÅŸ. 6 Ekimde Åžükrü Naili PaÅŸa İstanbul’a giriyor. 9 Ekimde İsmet PaÅŸa Ankara’nın baÅŸkent olma teklifini Meclis’e getiriyor…
Bir de hamakataver iddialarla karşılaşıyoruz: İstanbul ikinci defa fethedilmiÅŸ! Bu iddiayı nasıl ciddiye alabiliriz? İstanbul’un bu ikinci fethinde ne kadar ÅŸehid verdik? İstanbul’u bize karşı savunan düÅŸmanlardan ne kadar zayiat oldu?
Sıfıra sıfır elde var sıfır! Bir ÅŸehir o ÅŸehrin asıl sahipleri ile savaÅŸarak fethedilir. İstanbul iÅŸgal altındayken bile bizimdi. İşgalin geçici olduÄŸunu herkes biliyordu. İstanbul’un tahliyesi yerine getirilmesi gereken bir formalite idi.
Gelelim meselenin esasına…
Lozan’a göre, BoÄŸazlar üzerinde hakimiyetimiz yok. İstanbul’da gerçek anlamda silahlı kuvvet bulundurulamıyor. Ağır silahlar Derince’den beriye getirilemiyor!
Bu durumda ordumuzu temsilen bir askeri birliÄŸin 6 ekim 1923’te İstanbul’a girmesi, sembolik bir kurtarış tiyatrosu!
Yazar: D. Mehmet DoÄŸan |
08-10-23 |
||
| E mail: tyb.org.tr | Tweet | ||