ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Kategori : DÜNYADA NELER OLUYOR / İSLÂM ÂLEMİ
Okunma Sayısı: 107
Yazar: Mehmet Metiner
HAMAS'LA NİÇİN Mİ GURUR DUYUYORUM?

HAMAS'LA NİÇİN Mİ GURUR DUYUYORUM?Şu iki nedenle:

Birincisi, herkesin tırstığı İsrail’in devasa askeri gücüne karşı tarihte eşi benzeri görülmedik destancı bir direniş sergilediği için. Başka bir deyişle, salt imanın ne kadar büyük bir güç olduğunu gösterdiği için. Bir avuç olmalarına ve dışarıdan destek alamamalarına karşın kendi imkânlarıyla ve sadece Allah’a güvenerek topyekûn öleceklerini bildikleri halde korkusuzca bir direniş hattı oluşturdukları için.

İkincisi, işgalci ve barbar siyo-nazilerin onca zulmüne rağmen İslam savaş hukukuna ve ahlakına koşulsuz riayet edip modern zamanlarda eşi menendi olmayan bir insanlık örneği sergiledikleri için. Esirlere nasıl muamele ettikleri ortada. Her birisi onca öfke yüklüyken, her an her saniye gözlerinin önünde şehirleri ve insanları hunharca yok edilirken duydukları o derin öfkeye rağmen Yahudi esirlere gösterdikleri olağanüstü insani merhamet ve ilgi, her türlü takdirin üstündedir.

Hani Hamas eli kanlı bir terör örgütüydü? Hani Yahudilerden nefret eden anti-semitik bir örgüttü?

Yalanınızda boğulasınız.

Bir İsrail’in çocuk, genç, yaşlı, kadın demeden Filistinli esirlere yaptıklarına bakın, bir de camileri bile bombalarken attıkları sevinç naralarıyla somutlaşan İslam düşmanlığına yaslanan vandalizmine bakın, bir de Hamas’ın Yahudi esirlere yaptıklarına bakın, Yahudilere gösterdikleri ilgiye ve merhamete bakın, aradaki farkı görürsünüz!

Sorarım: Hani Hamas fanatik bir dinci terör örgütüydü de, nerede bir kiliseye veya sinagoga saldırdı? Bir tek örneği var mı bunun? Yok! Çünkü Hamas’ın esas aldığı öğretide ne din adamlarına ne de mabetlere savaş esnasında dahi dokunmak haramdır. (Merak edenler için buraya bir kitap adı bırakıyorum, okusunlar da öğrensinler: Muhammed Ebu Zehra, İslam’da Savaş Kavramı.)

Önümde duran esir takasına dair videoya baktıkça gururum kabarıyor. Bu örnek davranışı en barbar saldırılara maruz kaldıkları esnada bile gösteren o genç yaşlarındaki Hamaslı Ebu Ubeydelere baktığımda sevinçten gözyaşlarıma hâkim olamıyorum. “İşte bu” diyorum, Müslümanın farkı bu diyorum. Marifet savaşta düşmanına benzememektir. Çünkü bu çok zor bir imtihandır. Hele de İsrail gibi hiçbir savaş ahlakı olmayan bir terör devletine karşı mücadele ediyorsanız. O gencecik yaşlarına rağmen Hamaslı o yiğitlerin farkını tüm insanlık âlemine göstermeleri karşısında gururlanmamak ne mümkün!.

Ölümsüz direnişleriyle bizi gururlandırdıkları gibi düşmanlarına dönüşmeyen bu insanlık abidesi tavırlarıyla da hem bizi gururlandıran, hem de insanlık âleminin İslamiyet’e bakışını değiştiren Hamas’ın o genç yiğitlerine bin selam olsun!

Kim ne derse desin Hamas, DEAŞ terör örgütünün bozduğu İslamiyet imajını dünya halkları nezdinde bu örnek davranışıyla düzeltti. Dahası, pek çok insanın İslamiyet’e ilgi göstermesini, hatta din değiştirmesini sağladı. Hamas’ın, imanıyla ve cesaretiyle sergilediği anlamlı direniş de yeni bir insanlık devrimine, küresel vicdanın ete kemiğe bürünmesine kaynaklık etti. Hamas’ın yok edilmesi gereken bir düşman, imha edilmesi gereken bir tehdit unsuru olarak görülmesinin sebebi de bu zaten. Zira Hamas mevcut direnişiyle ve varlığıyla yalnızca İsrail için bir tehdit oluşturmuyor; İsrail’in iplerini elinde tutan küresel imparatorluk sistemi için de bir tehdit oluşturuyor.

Şimdi Hamas’ın bıraktığı o esirlerin görüntülerine bakıyorum. O yaşlı Yahudi kadının ve o genç Yahudi kızın sevgiyle Hamas mücahitlerine bakışına odaklanıyorum. Nasıl da samimi ve sevecen bakışlar öyle! “Şükran!” diyerek bindikleri aracın içinden el sallamaları da sımsıcak ve sevgi dolu! Gözlerindeki o sevgiyi ve sıcaklığı kim nasıl tarif edebilir?

Hamas öyle iddia edildiği gibi anti-semitik olsaydı, yani her Yahudiye sırf Yahudi olduğu için düşman olsaydı esirlere böyle mi davranırdı?

Esirlere kötü muamele etmiş olsaydı Kızılhaç yetkililerine teslim edilen o Yahudiler o şekilde sevgiyle mi sarılırlardı, el sallarken yüreklerindeki samimiyeti mi sergilerlerdi?

Şayet Hamas Yahudi esirlere kötü davranmış olsaydı, herkesten önce İsrail devleti o esirleri konuşturmaz mıydı? Hamas’ın esirlere nasıl kötü muamele ettiğini televizyon ekranlarından bütün dünyaya ilan etme yoluna gitmez miydi? Ne gezer! Tersine İsrail kendi dindaşı ve vatandaşı olan o esirlere konuşma yasağı getiriyor. Çünkü biliyor ki o esirler Hamas’ın kendilerine nasıl insanca muamele ettiklerini anlatacaklar! İlk bırakılan yaşlı Yahudi kadının anlattığı gibi. O yüzden İsrail terör devleti konuşma yasağı getiriyor. Kendi bıraktığı Filistinlilere içeride yaptığı acımasız baskı, işkence ve zulüm yetmiyormuş gibi dışarıda da ailelerine baskı uygulama yoluna gidiyor.

Sözü uzatmadan bitireyim.

Hamas’la gurur duyuyorum.

Varsın kim nasıl anlıyorsa anlasın.

ANTİ-SEMİTİZM YÜKSELİYOR MU?

Geçen bir televizyon ekranında rastladığım bir eski bayan diplomat dünyada İslamofobizmle birlikte anti-semitizmin de yükselişe geçtiğini söyledi. İkisini aynı denklemin içine yerleştirmesine hem şaşırdım hem üzüldüm.

Bir gerçeğin tersyüz edilmesi o kadar üzücü ki!

İslamofobinin yükselişe geçtiği doğru, ama anti-semitizmin tırmandığı yanlış. Daha doğrusu yükselen anti-siyonizmin anti-semitizm biçiminde ifade edilmesi yanlış.

Anti-semitizm, Yahudi düşmanlığıdır. Hamas’ınki bile Yahudi düşmanlığı değil siyonazi düşmanlığı iken, İsrail terör devletine ve eli kanlı siyonizme yönelik küresel tepkiyi “anti-semitizmin yükselişi” biçiminde yorumlamak, hangi niyetle yapılmış olursa olsun, hem yanlış hem İsrail değirmenine su taşıyan bir yaklaşım.

Dünyada İsrail’in şahsında siyonizme ve İsrail’in işgal ve soykırım politikalarına karşı yükselen bir haklı öfke var. Ama bu öfke, anti-semitik bir öfke değildir.

Doğru oturup doğru konuşmak lazım. Şu anti-semitik retoriği de terk etmek lazım. Zira anti-semitizm söylemi, Israil işgaline ve soykırımına yönelik öfkeyi baskılayan bir kalkan rolü görüyor.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Mehmet Metiner
28-11-23
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
HAMAS'LA NİÇİN Mİ GURUR DUYUYORUM?
Online Kişi: 12
Bu Gün: 107 || Bu Ay: 12.941 || Toplam Ziyaretçi: 2.183.770 || Toplam Tıklanma: 51.743.454