
| Kategori : / DÝL KALESÝ | Okunma Says: 564 |
Dilimiz uzun yllar boyu bilimsel metinlerde Arapçann, edebi metinlerde Farsçann etkisi altnda kalmtr. Anadolu Selçuklular zamannda bu iki dilin gölgesi altnda kalan Türkçemizin yerine resmi yazmalarda Farsça kullanlmtr. Bu etki, Osmanl Devleti’nde daha garip bir duruma bürünmü, resmi yazmalarda üç dilin bir araya gelmesiyle Osmanlca denilen bir terkip kullanlmtr. Osmanl Devleti’nin son zamanlarnda bu kez Bat dillerinden Franszcann etkisi altna girmi, bata stanbul olmak üzere Franszca eitim verilen liseler açlmtr. lerleyen yllarda Arapça ve Farsçann etkisinden kurtulmak isterken Bat dillerinin örenilmesi zorunlu hale gelmi ve bu kez okullarmzda ngilizce, Franszca ve Almanca dersleri öretilmeye balamtr.
Eski yllarda bilimsel eserler Arapça yazlrken son yllarda üniversitelerimizde de Bat dilleriyle ve tercihen ngilizce ile makale yazma, neredeyse bir mecburiyet haline getirilmitir. Türk bilim adamlarmz, Türkiye’de yaynda olan TV’lerde yaplan söyleilerde ekonomi, tarih, siyaset, spor, din, felsefe ve daha baka alanlarda konuurlarken kullandklar terimlerin yardan fazlasnn Türkçe olmayan sözcüklerden olutuu görülmektedir. Bunun nedeni olarak da Türkçenin bu alanlarda yetersiz olduu iddia edilerek küçümsenmektedir. imdi burada sorulmas gereken soru udur: Türkçe, bilim, sanat, edebiyat, felsefe, siyaset, ekonomi… Konularnda terimleri olmayan bir dil midir, ya da bu alanlarda Türkçe terim üretmeye yetmemekte midir?
Kanaatimce bu tutum, kendine güvensizliin bir sonucu olduu kadar, kendi dilini yabanc dillere göre daha az bilmekten de kaynaklanan bir eksikliin sonucunda ortaya çkmaktadr. Güvensizlikten maksadm yabanc terimlerle konuanlarn, ne kadar Türkçe olmayan kelime kullanrsa o kadar bilgili ve entelektüel görüneceini sanmasdr. Buna sebep olan da kendi dili olan Türkçeyi bilmemesinden kaynaklanmaktadr.
Türkçe, Türk diliyle konuup yazmak, derdini Türk’e ait dille anlatmak anlamndadr. Her çocuk, doduu yerin dilini anne ve babasndan, ailenin dier bireylerinden iiterek örenir ve konuur. Bu nedenle büyük airimiz Yahya Kemal Türkçe için, “Bu dil azmda annemin sütü gibidir!” demitir. Anne sütü bebek için ne kadar lezzetliyse, Türk vatannda doanlar da konumay örenip gelitirdikçe milletinin dilini ayn lezzette kullanabilmelidir.
Dil bilmek, sadece konumak demek deildir. Dil bilmek, o dilin tarihini, hangi aamalardan geçtiini, bugünlere nasl ulatn, dil bilgisini, anlatm özelliklerini, anlam katmanlarn, biçim özelliklerini, imla kurallarn, noktalama iaretlerini… bilmek demektir. Bunlar yeterince bilmeyen, konuurken kendi milletinin dilinden annesinin sütü olma tadn alamaz, hatta kendi dilinin baka diller karsnda yetersiz olduunu sanr.
Türkçe, terim ve kavram says, anlam katmanlar, ekilsel özellikleri, anlatm zenginlii… Bakmndan zannedildii gibi yetersiz bir dil olmayp, aksine dünyada konuulan en eski ve en zengin dillerden biridir. Sekizinci yüzylda talara kazlarak yazlan Orhun yaztlar, otuz sekiz harfli Gök Türk alfabesiyle yazlmtr ve bu yaztlarda Türk kültürünün bütün unsurlar anlatlmaktadr. Kagarl Mahmud’un on birinci asrda, Araplara Türkçe öretmek amacyla, Orta Asya’da yaayan Türk boylarndan derledii sözcüklerden oluturduu Divanü Lügati’t-Türk’te sekiz bin sözcük bulunmaktadr. Üstelik Kagarl Mahmud, bu sözlüe henüz Müslüman olmam Türk boylarnn kulland sözcükleri ve artk kullanlmayan ölü kelimeleri almamtr. Ayn asrda Yusuf Has Hacib’in Uygur alfabesiyle yazd Kutadgu Bilig isimli eser ise alt bin alt yüz krk be beyitten oluan bir ahlak, öüt ve siyaset kitabdr.
Her üç eserde de Türkçenin bütün özelliklerini bulmak mümkündür. Özellikle daha eski tarihlerde yazlan Orhun Yaztlarndaki dil özellikleri, Türkçenin çok eski çalardan itibaren kullanlan ve yüzyllar içinde geliimini tamamlayp olgunlam bir dil olduunu göstermektedir. Divanü Lügati’t-Türk’te geçen atasözleri, destanlar, deyimler, Türk tarihinden, Türk corafyasndan verilen örnekler, Türkçenin ne kadar zengin bir dil olduunu anlamak için yeterlidir. Kutadgu Bilig’de bilgi, ahlak, siyaset, Türk toplumunda uyulan görgü kurallarnn anlatm Türkçenin daha o çalarda her tür konuya yeten bir sözcük yapsna ve dil özelliklerine sahip olduunu göstermektedir.
Türkçenin bilim, sanat, din, felsefe dili olmad için yabanc dillere müracaat edilmesi gerektiini söyleyenler, dilimize birçok yabanc terim girmesine yol açmlardr. Oysaki Türkçemiz, bütün sosyal, fen ve tp bilimlerinin terimlerini karlayabilecek bir yapya sahiptir. Bir felsefeci olarak yazdm kitaplarmda felsefeyi Türkçe terimlerle anlatmaktaym. Felsefe bile Türkçe terimlerle anlatlabiliyorsa Türkçemiz, hem sanat hem bilim hem din dilidir. Yani her sözün bir Türkçesi mutlaka vardr. Yazm Ziya Gökalp’in, bir iirinden
“Baka dile uymaz annenin sesi
Her sözün ararsan vardr Türkçesi”
msralaryla tamamlarken, Milletimizin Kurban Bayram’n da kutluyorum.
Yazar: H. Ömer Özden |
18-06-24 |
||
| E mail: milatgazetesi.com | Tweet | ||