HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 12
Yazar: Gökhan Özcan
OLMAMAK YA DA FARKINDA OLMAMAK

OLMAMAK YA DA FARKINDA OLMAMAKFarkında olmadığımız ayrıntıların hayatımızda bir şeyleri eksik bırakıyor olabileceği meselesinin üzerinde pek fazla durmuyoruz. Aslına bakılırsa hayatımızla ilgili pek çok şeyi zaten pek kafaya takmıyoruz. Gerçekte orada olan ama ayırdında olmadığımız için varlığından bihaber olduğumuz şeylerin yaşantımızı etkilemekte olduğu bir gerçek oysa. Neden olduğunu, nasıl olup da yaşandığını anlayamadığımız pek çok durumun derinliklerinde bir etken olarak bizim farkında olmadığımız o şeyler var.

“Şu arkadaki erik ağacını hatırlıyor musun? Babam dalına salıncak kurardı, bütün yaz sallanıp dururduk!” dedi birkaç yaş büyük olan. “Evet ya, ne kadar eğlenirdik. Bu fotoğrafı albümü her açtığımda görürüm ama erik ağacına hiç dikkat etmemişim. Yıllar öncesine götürüyor insanı!” dedi kardeşi.

Çektirdiğimiz bir fotoğrafta genellikle kendimize, görünüşümüze odaklanıyoruz. Oysa o fotoğraf bir ânın fotoğrafı… O ânın içinde bizim dışımızda pek çok ayrıntı var, o ayrıntılar o ânın zamanına, bulunduğumuz mekâna, ortamın genel psikolojik durumuna atıflarda bulunuyor. O fotoğrafın hikayesi bizim yüzümüzden, mimiklerimizden, kıyafetimizden, duruşumuzdan olduğu kadar, o fotoğrafın içinde şekillendiği şartlardan, ruh kazandığı zamandan, mekândan, eşlik eden irili ufaklı eşya ve unsurlardan okunabilir ancak! Hayatımızdan bir ânı bir karenin içinde sabitlemek, kameraya gülümseyen yüzümüzden, duruşumuzdan çok daha fazlasını anlatıyor aslında bize, anlatmalı! Bir fotoğraf karesinde zamanı durdurmanın gerçek anlamı, o fotoğraftan bir ânı, o ânın içinde bulunduğu zamanı, devri, o devirdeki ahvalimizi, hikayemizin bir ânın içine dürülü küçük hikayesinin içsel ve dışsal ipuçlarını okuyabilmekle ortaya çıkar ancak.

“İnsanların çoğu sınırlı bir hayal gücüne sahiptir. Duyumlarını uyaracak ölçüde yakınlarında gerçekleşmeyen bir olaya ilgi göstermek pek içlerinden gelmez; ama aynı şey gözlerinin önünde, doğrudan duygularına dokunma mesafesinde gerçekleşirse, bu olay önemsiz bile olsa, hemen aşırı bir duyarlılık gösterirler. Böylelikle normalde nadiren görülen tepkilerini ölçüsüz ve abartı denebilecek bir sertlikle telafi etmiş olurlar” diyor Stefan Zweig, ‘Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat’ isimli kitabında.

Hayatımızda olan hiçbir şey tesadüfen olduğu o yerde değil! Tesadüf diye bir şey yok çünkü! Her şey Allah’ın ilmindeki sonsuz hikâyenin sonlu hayatlarımızdaki bir tezahürü, bir tecellisi olarak zuhura geliyor ve bir anlamı var. Yani her zuhura gelen şeyin bize söyleyeceği, söylediği bir şey var. Her farkında olmadığımız şeyle aslında bir farkındalık kaybediyoruz. Bütünün içinden tamamlayıcı bir parçayı atlamış oluyoruz. Bunlar çoğalınca hayatımızdaki kör noktalar çoğalıyor ve bizi gören körler, duyan sağırlar haline getiriyor.

Clara Dupont, ‘Taşların Anlattığı’ kitabında hayatımızdaki kör noktalara, bir başka deyimle dramatik yankısızlıklara işaret ediyor: “Kendisini farklı hissediyordu. Merhamete ve güzelliğe duyarsız sınıf arkadaşlarına özeniyordu. Neden hiçbiri yırtıcı bir kuşun uçuşuna, şövalye krallardan bahsedilmesine, kantindeki kadının tebessümüne tepki vermiyorlardı? Dünyadaki herhangi bir eylemin ses çıkarmaması, yankı bulmaması mümkün müydü?”

Dünyada tek olan her şey çok değerlidir. Onlara paha biçilemez. Bir ânın içindeki her şey de sadece o ân oradadır, tek bir kere yaşanır. Her yaşanan hayatımıza derinlik katacak hakikatler, sırlar taşır. Bu fırsatları kaçırmamak için yaşarken her olan bitene dikkat kesilmemiz, yaşadıklarımızın azami şekilde farkında olmaya çalışmamız gerekir. Yoksa o paha biçilemez fırsatları yitirir, zenginliklerimizden olur, insani manada günden güne yoksullaşırız. Bugün olan da esasen büyük ölçüde budur!

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Gökhan Özcan
11-06-26
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
OLMAMAK YA DA FARKINDA OLMAMAK
Online Kişi: 20
Bu Gün: 759 || Bu Ay: 7.564 || Toplam Ziyaretçi: 2.931.597 || Toplam Tıklanma: 58.658.699