HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 9
Yazar: Ersin Çelik
ALGORİTMA TARLASINDA ÇOCUKLAR
ALGORİTMA TARLASINDA ÇOCUKLAROkurunu II. Dünya Savaşı sonrasına götüren Jerome David Salinger’in meşhur romanı Çavdar Tarlasında Çocuklar’ı okuyanlar anımsar. Holden Caulfield’ın bir hayali vardır: Çocuklar bir çavdar tarlasında koşarken uçuruma yaklaşacak, o ise onları düşmeden yakalayacaktır. Yani çavdar tarlası bekçisi olmak ister…
 
Romanın kahramanı Holden, birbirine karşı acımasızlaşan gençlerin samimi duygularını temsil eder. İsyanı ise yetişkinlerin sahte, yapmacık ve sürekli rol yapmalarınadır. Salinger, savaş sonrası refahın yükseldiği, televizyonun yaygınlaştığı ve tüketim kültürünün güç kazandığı bir dönemde gençlerin yaşadığı “yabancılaşmayı” anlatmaktadır.
 
Üzerinden yetmiş beş yıl geçti. Bugünün çocukları çavdar tarlalarında koşmuyor. Çavdarın ne olduğunu da bilmiyorlar. Çünkü çocuklar algoritmaların ekip biçtiği dijital tarlalarda büyüyorlar. Arkadaşlarını orada buluyor, kahramanlarını orada seçiyor, dünyayı oradan tanıyorlar. Üstelik bu tarlanın sahiplerinin çocukları korumak gibi bir dertleri yok. Daha da fenası, çocukların hangi yöne doğru koştuğunu anne babaları da bilmiyor.
 
Geçtiğimiz hafta İstanbul’da düzenlenen Dijital Anafor – Ekran Bağımsızlığı Zirvesi’nin sonuç bildirgesini okurken şunu düşündüm: Sadece çocuklar değil, anne babalar da büyük bir hızla uçuruma sürükleniyor.
 
Zirve’den ortaya çıkan metin, teknolojiye ilişkin teknik bir değerlendirmeden çok daha fazlasını içeriyor. Dijitalleşmeyi sadece ekran süresi, internet kullanımı veya teknoloji bağımlılığı olarak ele almıyor. Aileyi, kültürü ve nesiller arasındaki bağı ilgilendiren çok daha büyük bir dönüşüme işaret ediyor.
 
Yıllardır dijital bağımlılık denildiğinde aynı soru soruluyor: “Çocuklar günde kaç saat ekran kullanıyor?”
 
Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de 6-13 yaş arası çocuklarda ekran süresinin günde ortalama 6,4 saat olduğu saptandı. Bu süre ergenlerde 9 saati buluyor.
Fakat sorulması gereken asıl soru şu: “Ekran, çocukların hayatında neyin yerini alıyor?”
 
Şöyle bir bakalım: Mahalle, arkadaşlar, komşular, akrabalar, sokak, okul, öğretmen, dede, nine, kardeşler ve nihayetinde anne ve babalar!

Çocukların rol modellerini belirledikleri, hayranlıklar besledikleri, kimliklerini inşa ettikleri ve yalnızlığa mahkûm olmadıkları bu doğal süreçler yok olma aşamasında.

Tamamının yerini ise sürekli kayan beyaz ekranlar aldı. Başka ülkelerde yaşayan fenomenler, yapay zekâ tarafından üretilen ve önerilen içerikler, kaynağı ve gerçekliği belli olmayan videolar, anlamı hatta sözlerinde kelime bütünlüğü olmayan şarkılar çocukların zamanını, dikkatini ve duygularını yönetiyor.

Korkunç olanı şu: Anneler, babalar, abiler, ablalar, öğretmenler aralara giremiyor. Kendilerine yer bulamıyorlar.

Bunun çeşitli nedenleri var. Aile içindeki gerçek etkileşim giderek azaldı. Aynı evde yaşayan insanlar artık aynı hayatı yaşamıyor. Çünkü anne başka bir ekrana bakıyor, baba da başka bir ekrana. Çocuk ise kendi dünyasında kayboluyor. Kimi öğretmenler bile içerik üretmenin, sosyal medyadan etkileşim almanın derdinde.

Aynı evde yaşayıp birbirinin hayatından habersiz olmak… Aynı sofraya oturup farklı dünyalarda yaşamak… Aynı yolculuğu yapıp hiç konuşmamak…
 
Oysa çocuklar öğüt dinlemekten çok örnek alırlar. Anne babanın elinden düşmeyen telefonun, öğretmenin gözünü ayıramadığı ekranın, ağabeyin ve ablanın sürekli kaydırdığı videoların yanında “Telefonu bırak” nasihatinin bir karşılığı kalmıyor.
 
Bu sebeple çocukların ekran süresi yerine yetişkinlerin ekran karşısındaki teslimiyetine odaklanmak gerekiyor.
 
Çünkü çocuklar algoritmaların tarlasına bir başlarına girmedi. Onları oraya büyükler götürdü!
 
Dijital Anafor Zirvesi’nin ardından kendimize şu soruyu sormalıyız: Çocukları kim kurtaracak?
 
Yanıtı vermek için; anne babaların, öğretmenlerin ve yetişkinlerin algoritma tarlalarından toplanması gerekiyor.
 
Akabinde çocukların hayatında yeniden anneye, babaya, öğretmene, dedeye, nineye ve gerçek dostlara yer açılmalı. Aksi halde algoritmaların ekip biçtiği bu tarlalarda büyüyen çocuklar için daha derin uçurumları konuşmaya devam edeceğiz.
 
Yazar: Ersin Çelik
19-06-26
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
ALGORİTMA TARLASINDA ÇOCUKLAR
Online Kişi: 44
Bu Gün: 1419 || Bu Ay: 15.267 || Toplam Ziyaretçi: 2.943.160 || Toplam Tıklanma: 58.764.170