
| Kategori : TÂRÝH / DÜNDEN BUGÜNE | Okunma Says: 4470 |
Türkiye’deki aznlk dinî kurumlar, bize Fatih Sultan Mehmed’in emanetidir. Genç Sultan Mehmed stanbul’u fethetti, Hz. Peygamber’in müjdeledii mutlu emir/kumandan oldu.
stanbul bar yoluyla alnmad için Fâtih onun en büyük mabedini fetih hakk olarak camiye çevirdi. lk cuma namazn orada kld. Fatih Sultan Mehmed’in vakf olan Ayasofya, 1934 ylna kadar, be yüz yla yakn, cami olarak milyonlarca müminin ibadet mekân oldu. Binlerce âlim, imam, hatip, vaz, müezzin... Orada vazife yapt.
Mütareke döneminde stanbul igal edildikten sonra kamuoyunu en fazla megul eden meselelerden biri de Ayasofya’nn durumu idi. Yunanllar Ayasofya’nn Rumlara, Patrikhane’ye verilmesini istiyordu. Dier igalciler de buna kar çkmyor, ama müslümanlar ona büyük deer verdii ve ölümleri pahasna kubbesine çan dikilmesine raz olmayacaklar bilindii için bir sonuca varlamyordu.
Ayasofya’nn statüsü Sevr görümeleri srasnda da gündemde idi. Ayasofya’nn slâm mabedi olmaktan çkarlmasnda müttefikler mutabk kalmt.
“Lozan, hiçbir zaman tatbik kabiliyeti olmayan Sevr’in tedil edilmi eklidir” tezimizi destekleyen örneklerden biri de Ayasofya konusudur. Lozan’n arkaplannda kayda geçmi veya geçmemi Sevr vardr. Öyle olmasa idi, Ayasofya 1934’te müzeye tahvil edilmek zorunda kalnr myd?
Zamann iktidar, üzerindeki basky, camilikten çkarp müze yaparak savuturdu. Ayasofya’nn güle oynaya müze yapld kanaatinde deilim. Aksine bunun mecburiyetten kaynakland, Türkiye’nin hükümranlk durumunun oray cami olarak muafazaya yetmedii görüündeyim.
Türkiye’nin statüsü Lozan’da dou ve bat arasnda ara alanda küçük millî/ulusal bir devlet olarak belirlendi. Onun millilik vasflarnn Osmanly, slâm çartracak bir alanda görünmesi de uygun bulunmuyordu. O yüzden Türkiye sentetik bir millet/ulus tasavvuru üzerine kuruldu.
Bu tasavvurda uzun süre dinin, dinin rengini verdii gelenein, tarihî derinliin yeri yoktu.
Türkiye, 21. Yüzyln banda 20. Yüzyln kalplarn aacak bir gelime gösterdi. O yüzden Babakanmz, ramazan aynn son günlerinde aznlk temsilcilerine bir iftar yemei verdi ve bizim kutsal aymzda, onlarn bayram etmesini salayacak karar açklad. 1936’da aznlklara ait emlâke el konulmu, bir ksm devlet tarafndan tasarrufuna alnm, bir ksm da özel ellere geçmiti.
Aradan bu kadar zaman geçtikten sonra, Türkiye büyük bir özgüvenle, bu emlâkin, tanmaz mallarn, sahiplerine iadesini kararlatryor, ksacas hak sahiplerine haklarn iade ediyor.
Hakk teslim etmek, elbette ki, kendine güvenen bir yönetimin yapabilecei bir itir. Nitekim Fâtih Sultan Mehmed de, ayn özgüvenle Rum patrikliine müsade etmi, ayn ekilde Ermenilerin bir patriklik tesisini de uygun bulmutu.
Aznlklar, haklarn alarak kutsal ramazan aymzda bayram yaptlar. Burada u soruyu sormadan edemiyoruz: Fâtih’in emaneti aznlklar bayram ettiler. Peki Fâtih’in bayram ne zaman?
Ayasofya meselesi, kaba hatlaryla ifade edersek, bir vakf malna devlet tarafndan el konularak müzeye tahvil edilmesi hadisesidir.
Devlet vakf mallarna el koyabilir mi?
Vâkf belli (Fâtih Sultan Mehmed Han), vakf artlar belli, vakf artlarna uymayanlar için vakfedenin lâneti ortada iken bu yaplabilir mi?
Ayasofya’nn müzelikten çkarlmas bir hakkn iadesinden baka bir ey deildir. Daha önceki sa iktidarlar, istemelerine ramen, Türkiye’nin hükümranlk alannda olmad için Ayasofya’y müzelikten çkaramadlar.
Bugün Türkiye, gerçekten hükümran bir devlettir ve kendi kararlarn verecek, hak sahiplerine hakkn teslim edecek kudrettedir.
nallah bunun böyle olduunu göreceiz!
Yazar: D. Mehmet Doðan |
31-08-11 |
||
| E mail: habervaktim.com | Tweet | ||