ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Kategori : / ÎMAN VE İSLÂM
Okunma Sayısı: 5151
Yazar: Fuat Türker
HAYATIMIZIN BİLEĞİ TAŞI: ZORLUKLAR

Zorluklar hayatımızın bileği taşıdır; onlara sürtüne sürtüne keskinleşiriz. (Gassion)

 

İnsan, güzel ahlakı kazanabilmesi için dünyada eğitimden geçiyor. Eğitim gereği yolda zorluklar var; acılar ve çile var. Başka türlü bir eğitim, insan aklının alabileceği şekilde mümkün değil, tek yöntem bu. Ancak Allah, insanları sadece güçlerinin yeteceği zorluklarla sınıyor.

 

Zorluğu boşuna vermez Allah, sevdiği ve merhamet ettiği için verir. Zorluk, insana yemek içmek gibi gereklidir, güzelliktir. Zaten bu zahirinde bir zorluktur. Çünkü zorlukla beraber kolaylık vardır. Allah kolay olanda başarılı kılacağını bildirir ancak kolay olanı kabul edersek kuşkusuz...

 

Bazen zorlanmak gerekir; gevşek kalınca kopabilir çünkü. Kur'an'da, "Allah’ın ipine sımsıkı sarılın" buyrulur. Sımsıkı olmak iç in biraz zorlanmak, canımızın yanması gerekir. Bir ipe sımsıkı sarılıp beklemek yorar insanı ama yorulmanın sonunda rahatlık gelir.

 

Gün içinde ne yaparsak yapalım, Allah’a bağlarsak şeytan ve nefsimiz mesai yapamaz. Nefsimizi bir kenara bırakırsak, gelen her şeyi Allah’ın lütfu olarak görebiliriz. Hiçbir şey zor gelmez o zaman. Aklın, kalbin, ruhun temizi var ama nefsin temizi yok. Üzerimizdeki tek pislik nefsimizse pisliğinden kaçınıp, arınmamız gerekir. Allah hep nefsi arındırmanın yollarını öğretir. Nefis çıplak kalırsa donar zaten.

 

Allah bizim için her şeyin güzelini ve aslında kolayını yaratır. Biz nefsimize uyarak zorlaştırırız. Nefsi beslemek, ısıracağını bile bile kuduz köpeği beslemek gibi. Sen besle, o sana düşmanlık yapsın. Çileyi belayı sahiplenmeli insan, ama nefse lokma vermemeli.

 

"Yapacağın işte nefsine danışmak ve o ne derse aksini yapmak kemâldir" der Mevlana. Allah nefsimizi sonuna kadar sınar. Telkinlerinden etkilenmezsek yaşadığımız her nefsani zorluğun ardından Allah kolaylık vaat eder. Allah’a ne kadar yakın olursak gelen zorluklardan o kadar etkilenmeyiz.

 

İnsan genellikle zorlukta Allah’ı anıp, kolaylıkta unutur. Zorlukta da Allah'ı anmak önemli. İmtihan geldiğinde de Rabb'imizden hoşnut olmalı, zul görmemeli. Allah'tan hoşnut olmak hüzün, stres, acı, panik, korku gibi duygular yaşatmaz. Şer gibi de görünse, her olay inananlar için hayırla yaratılır. Karşımıza çıkan görüntülerle yüzleşme zamanında göstereceğimiz sabır ve güzel ahlakın, Allah Katında çok değerli olmasını umut ederiz.

 

Zor zamanlarda şeytan faaliyettedir. Ancak şeytan, istediği kadar eziyet etsin, vesvese versin; her an şuuru açık ve teyakkuzda tutmak onu zorlar. Şeytana karşı bilenmemiz gerekli. Allah'ın beğendiği davranış, ona yenik düşmemek. Zaten şeytan sadece çağırır, zorlayıcı gücü yok. Zorlanmadan gidiyorsak, sorun bizde demektir.

 

Sabır, zorluk zamanlarında Allah’ı hatırlamak, zorluğun ardından vereceği kolaylığı beklemektir. İsabet eden her zorluk, Allah’a yakınlaşmamıza vesile olacak ve gösterdiğimiz sabırdan zevk duyacak iken biz acı vereni seçiyor, tahammülsüz davranıyoruz.  Olayları, batınındaki hayır ve hikmetle değerlendirmek yerine görünen yüzüyle değerlendiriyoruz

 

Zorluk geldiğinde, "başkaları varken neden ben" diyor, dünyada bulunuş amacımızın imtihan olduğunu unutuyoruz. Aczimizi görüp boyun eğmiyor, Allah'ın bizim için yarattığı kaderi beğenmiyor, O’na dayanıp-güvenmiyoruz.

 

Oysa sabır ve tevekkül göstererek yaşanan zorluklar, dünyada ve ahirette güzellik olarak karşılık bulur. Her şeyin Allah'ın kontrolünde olmasına teslim olamamak insanın kendine yaptığı zulüm iken, inanan insan için nimettir. Kur'an kıssalarında, Allah'ın vahyi üzerine annesinin Hz. Musa (as)’ı nehre bıraktığı, Hz. İbrahim (as)'ın oğlu İsmail’i rüyasına binaen kurban etmeye kalktığı anlatılır. Ama çocuklarına duydukları sevgiye rağmen halisane teslim olup, emrolunduklarına itaat ettikleri için Allah, her ikisini de çocuklarına tekrar kavuşturur. Önemli olan, kimi zaman zorlasa da Allah'a tam itaattir, tam teslimiyettir. Teslim olduğunda, arkası aydınlık olan tüm kapıların açılacağını unutmamalı insan.

 

Süreç zorlu da olsa bir operasyonla görmeyen gözlerinin açılacağını öğrenen insan her acıyı göze alır. İnanan insan da aydınlığa kavuşacağını umut ederek yaşadığı tüm zorluk ve sıkıntılara sabır gösterir. Ve ne kadar fazla zorluk isabet ederse, Rabb’ine olan aşkını kanıtlayacağı fırsatlar da artar. Kaldı ki Allah üst üste zorluk yaşatmıyor. Kolaylıkların arasındadır zorluklar ve belirlenmiş olan zamanda son bulur.

 

Bitmeyen imtihan yoktur. Ancak bazen sarp yokuşlar hiç aşılamayacakmış gibi görünebilir. Yardım isteriz Allah'tan. O, dualara icabet edendir. Dua ederiz ki, icabet etsin. Kendi öngörümüzle olması imkansız gibi görünen her şeyi Allah, sonsuz gücüyle dilediği gibi ve dilerse sebepsiz yaratabilir. O, sebeplerden münezzehtir ve yarattığı hiçbir olay birbirine bağlı olmak zorunda değildir.

 

Her an bir bela gelebilir. Sebebini de haber verir Allah; tevbe etmemiz ve öğüt almamız için. Allah'ın maddi ve manevi zorluklar vermesi, gafletten kurtulmamız, O'nun dosdoğru yoluna girmemiz için verdiği mesajlar. Dünya hayatına hırsla bağlanmak yerine sonsuz hayat için hazırlık yapmak gerektiğinin mesajları. Mesajları alabilmek için görünür sebeplerin arkasındaki hikmetleri anlamaya çalışmalı.

 

Allah hastalık verir; o, İlahi hediyedir. Böylelikle hep O’nu hatırlar, O’na daha yakın oluruz. Kolumuz kopsa bir şey olmaz; yeter ki kalbimiz tatmin olsun.

 

Zorluk zamanlarında insandaki aşk, sadakat ve vefa ortaya çıkar. Bu imtihanda hep iyi olanlar, hep güzel ahlaklı olanlar kazanır. Aklı başında, dürüst, kararlı, samimi insan zorluklardan asla etkilenmez, her zaman sadakatini sürdürür. Samimi inanan insan, Allah’a bir kez aşık olur, bir kez iman eder ve bir daha sonsuza kadar asla bırakmaz.

 

Dünya hayatının en zoru, ahiretin anahtarı. Ki biz Peygamberimiz (sav) gibi zulüm mü gördük, Hz. İbrahim (as) gibi ateşe mi atıldık, Hz. Yunus (as) gibi balığın karnında, Hz. Yusuf (as) gibi önce kuyuda ardından yıllarca zindanda mı kaldık, Hz. Eyyub (as) gibi hastalıklar mı sardı bizi, Hz. Musa (as) gibi Firavun'un zulmüne mi uğradık, Hz. İsa (as) gibi tuzaklar mı kuruldu bizim için?... İmtihansız bir hayat hiç çekilir bir şey mi? O zaman neden iman ettik? Yalvarırız Allah’a, “bana zorluk göster ki Sana olan sevgimi, inancımı, sadakatimi kanıtlayayım.”

 

 

Yazar: Fuat Türker
04-01-12
E mail: ftturker@gmail.com
 
 
Yorumlar: 2
Cihat ERDEM
Titrettti
Tarih : 06-01-12

Yazar titretti. Sadece günahlarımıza değil, bütün fiillerimize de tövbe etmemiz gerekiyor galiba. Belki de en çok ibadetlerimize... Sadece "Tövbe yarabbi hata rahına gittiklerime/ Bilip ettiklerime; bilmeyip ettiklerime" demek kafi gelmiyor demek ki...

 
OSMAN ALİHAN
KAHRIN İÇİNDEKİ LÜTUF
Tarih : 05-01-12

Her musibetten sonra bir nimet ve saadet saklıdır. HER ÇETİN KIŞTAN SONRA BAHARIN GELMESİ GİBİ. Hayat zaten dört mevsim gibidir. Hz.ALLAH'ın kahrında lütuf, lütfunda da kahr saklıdır. Allah dostları bir nimete mazhar olunca hüzünlenmeye "acaba bu nimetten sonra hangi musibetle imtihan olacağız diye" endişe için beklerlermiş. Bir musibetle mübtelâ olun da "bu belâdan sonra hangi nimete mazhar olacağız diye sevinerek" bekleşirler. Sayın yazarımızın gönül imbiğinden damıtarak gerçekleri güzel ifadesi için teşekkür ederim.

 
HAYATIMIZIN BİLEĞİ TAŞI: ZORLUKLAR
Online Kişi: 16
Bu Gün: 225 || Bu Ay: 1.608 || Toplam Ziyaretçi: 2.228.469 || Toplam Tıklanma: 52.239.017