HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / ÎMAN VE İSLÂM
Okunma Sayısı: 3042
Yazar: Fuat Türker
ÖZGÜRLÜK HAKK'A ESARET HALKASINDA

Özgürlük; yalnızca Yaratıcıya kulluk etmek, O'na halisane teslim olmak, var olan putlara kulluktan kurtulmaktır. İşte bu gerçek özgürlüktür. Necip Fazıl’ın sözleriyle ise özgürlük, “Hakk'a esaret halkasında”dır.

 

Çok fazla tanımlandığı halde genelde yanlış anlaşılmış olan bir kavram özgürlük. Örneğin yalnızca nefsinin bencilce tutkularını gözeterek yaşayan kişi, özgür olduğunu düşünebilir; ama yanılgıdadır. Rabb’ine teslimiyetin kazandırdığı asıl özgürlüğü tatmamıştır; bu yüzden kıyas da yapamaz. Ancak kıyas sonucu ortaya çıkan; özgürlüğün din ahlakıyla yaşanabileceği gerçeğidir.

 

Gerçek özgürlük, inanan insanın vicdanını tam kapasite kullandığında ulaştığı kurtuluştur. İnsan tutkularının tutsağı olmuş, zincirlenmişken özgür olabilir mi? Ancak zincirlerinden kurtulduğunda özgürleşir. Hayatın amacı, bitmek tükenmek bilmeyen heva ve hevesleri tatmin etmek değil kuşkusuz. İnsan yalnızca Allah'a kul olduğunda, kendisini tutsak alan diğer bütün taptıklarından kurtulur, özgürleşir.

 

Kur’an’ın tarif ettiği ahlak, toplumun ve fertlerin insan üzerindeki baskılarını, yaptırımlarını, batıl kurallarını, her türlü bağnazlığı kırar, ortadan kaldırır. Kur’an özgürlüktür; zincirleri kaldırır, alabildiğine özgür bir dünyaya çağrıda bulunur.

 

İnsanlık tarihi boyunca Allah’ın elçileri, insanları nefislerinin tutkularına kapılmaktan ve başka varlıklara kulluk etmekten sıyrılıp yalnızca Allah'a kul olmaya çağırmışlardır. Onlar inanan insanların "ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirlerini indiren" kişilerdir. 

 

Yaratıcısından yüz çevirerek özgür yaşayacağını zanneden kişi, içinde yaşadığı toplumun kısıtlayıcı ve yasaklayıcı kurallarına uyarak gerçekte özgürlüğü değil, tutsaklığı yaşar. Toplumda yerleşmiş yanlış telkinler, batıl inanışlardan kaynak bulan din dışı uygulamalar, insanın yaşadığı hapishanenin sınırlarını çizer. Onlarca sahte ilahın emrine giren kişi asla asıl özgürlüğü tadamaz.

 

Özgürlük gerçek anlamda ruhta hissedilen bir keyfiyettir. Özgür insan, kalbinde ferahlık, güven ve huzur duygularını yoğun hisseder. İnsanın kalbinde hissettiği darlık ve sıkıntı, ruhî özgürlük olmadıkça fiziksel özgürlüğün de olamayacağını gösterir. İnkar içindeki insan fiziksel açıdan özgür gibi görünse de onun yaşadığı, gerçek özgürlük, huzur ve mutluluk değildir. Yaratıcısının sınırları içinde yaşayan insan, özgür olduğunu düşünerek sınır tanımadan yaşayan ancak kalbi darlık içindeki kişiden daha özgürdür.

 

Hz. Meryem'e hamileyken annesi, "…"Rabbim karnımda olanı 'her türlü bağımlılıktan özgürlüğe kavuşturulmuş olarak' Sana adadım benden kabul et…” diyerek dua eder. Annesi bu duasıyla, kızının, insanların hoşnutluğunu gözetmekten uzaklaşarak yalnızca Rabb’ine kul olmasını, özgür olmasını dilemiştir.

 

İnanan insan yaşadığı her olayda sınandığının şuurunda, kararlılığı ve tevekkülü yaşar. Özgür olacağını zannederek Rabb’inden yüz çeviren insan, üzerine kilitlenmiş daracık mekanlarda, zincire vurulmuş şekilde sonsuza dek tutsak yaşama ihtimalini unutmamalı.

 

Kur’an ahlakını yaşamak, insanları her türlü dünyevi sıkıntıdan kurtarır. Gelecek ve hastalık korkusundan, işini, mallarını, sahip olduklarını yitirmeye dair endişelerden uzaklaştırır. İnsan, hayatındaki insanlara benlik vermenin ve sahte ilahlara kulluk etmenin baskısından kurtulur. Sonsuz akıl ve güç sahibi, her şeyi denetimi altında tutan Allah'a yönelip bağlanır. Ve yapıştığı bu ‘kulp’ asla kopmaz.

 

Kur'an ahlakını yaşayan insan, her şeye Allah aşkıyla bakar, sevgiyle yaklaşır. Bu güzel ahlak, insanı tam anlamıyla özgürleştirir, ruhundaki sevgiyi alabildiğine sonsuza doğru açar, aksi halde sevgi ve tutku boğulmuş, dolayısıyla kişi tutsak edilmiş olur.

 

Toplumun insanı zincirleyen, onlarca ilaha kulluğa sürükleyen sistemini reddedip, Allah’ın sisteminde yaşayan kadın ya da erkek, hayatlarını Allah’ın hoşnutluğu üzerine kurmuşlardır. Güzel ahlak gösteren samimi inananlar dünyada olduğu gibi, ahirette de “genişliği gök ile yerin genişliği gibi olup Allah'a ve Resûlü'ne iman edenler için hazırlanmış”sonsuz cennette sonsuz özgürlüğü yaşayacaklardır.

 

Yazar: Fuat Türker
26-02-12
E mail: ftturker@gmail.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
ÖZGÜRLÜK HAKK'A ESARET HALKASINDA
Online Kişi: 36
Bu Gün: 419 || Bu Ay: 6.398 || Toplam Ziyaretçi: 2.929.756 || Toplam Tıklanma: 58.632.079