HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : DÜNYADA NELER OLUYOR / İSLÂM ÂLEMİ
Okunma Sayısı: 2950
Yazar: Dr. Ebubekir Sifil
ARAP BAHARI ÜZERİNE SESLİ DÜŞÜNCELER

"Arap Baharı" diye ifade edilen süreç kafaları hayli karıştırmış durumda. Libya'da neler oluyor, Mısır'da gelinen nokta ne? Suriye için ne düÅŸünmeliyiz? Bütün bu süreçte Batılı ülkelerin rolü ne kadar? Yönetimlerin devrildiÄŸi yerlerde neler oldu, yönetimlerin direndiÄŸi yerlerde neler oluyor?...

Hemen her gün muhatap olduÄŸumuz bu ve benzeri sorulara ÅŸöyle mukabele edilmesinin doÄŸru olduÄŸunu düÅŸünüyorum:

Bu süreci bir bütün olarak görmek ve bütün o coÄŸrafyayı içine alan homojen bir durumdan bahsetmek doÄŸru deÄŸil. Her ülkenin kendine mahsus özellikleri var; her ülkede ayaklanma sürecini tetikleyen farklı dinamikler söz konusu.

Söz gelimi Libya'da Kaddafi'nin devrilmesine açık destek veren Batı'nın, Libya'nın nasıl yönetileceÄŸi konusunda ve Libya'nın kaynakları üzerinde söz sahibi olmak istemesini/olduÄŸunu anlamak zor deÄŸil. Esasen bugün fiilen bölünmenin eÅŸiÄŸine gelmiÅŸ bulunan Libya'da olup bitenin basit bir "kabile kavgası" olarak görmek elbette mümkün deÄŸil.

Mısır'da daha farklı bir durum var. İsrail'in konuya yaklaşımından hareketle dahi Mısır'da yaÅŸanan deÄŸiÅŸimin istikameti hakkında isabetli tesbitlerde bulunmak mümkün. Herhangi bir dış müdahalenin yaÅŸanmadığı Mısır'da nasıl oldu da silahlı kuvvetler Mübarek'in deÄŸil de halkın yanında yer aldı, doÄŸrusu benim cevabını merak ettiÄŸim en önemli sorulardan birisi bu. İkincisi de İhvan'ın Mısır'ın geleceÄŸinde İslam adına ne türlü icraatların altına imza atacağı, daha da önemlisi İhvan'ın İslam algısının bu süreçte nasıl bir seyir izleyeceÄŸi meselesi. LiberalleÅŸmeye doÄŸru bir gidiÅŸ mi söz konusu, yoksa bir "geçiÅŸ dönemi politisası" mı? Bekleyip göreceÄŸiz...

Ve Suriye...

Yönetim karşıtı ayaklanmaların en uzunu bu ülkede cereyan ediyor. Tabii en çok kan da burada akıyor.

GeçmiÅŸi kısaca hatırlayalım: "Arap Baharı" sürecinin baÅŸlarında BeÅŸÅŸar Esed, Arap ülkelerinin yönetimlerinin halklarının taleplerine daha fazla duyarsız kalamayacağını, bir an önce reformlara baÅŸlamalarının vaktinin çoktan geldiÄŸini söylüyordu. Sürecin baÅŸlarında uzunca bir süre Suriye'de halk beklemeyi tercih etti. Esed'in yıllardır tekrarlayıp durduÄŸu, ama bir türlü hayata geçirmediÄŸi reformların bu süreçte gerçeÄŸe dönüÅŸmesini bekledi. Ancak aradan geçen aylar, Esed yönetiminin yine aynı ÅŸark kurnazlığına baÅŸvurduÄŸunu gösterdi.

Bunun üzerine halk önce, söz verilen reformların hayata geçirilmesi talebini dillendirmeye baÅŸladı. Ancak Esed kulaklarını tıkamayı tercih etti. Bu defa kitlesel eylemler baÅŸladı ve halk, reform beklentisinin beyhude olduÄŸunu fark ederek "yönetimkarşıtı" bir tutum almaya baÅŸladı.

Bu süreçte kesinlikle dış desteÄŸe ve silaha karşı olduklarını, yegâne amaçlarının kendi imkânlarıyla ve barışçı metotlarla despot yönetimi gönderip, yerine halkın taleplerine kulak veren bir yönetimin gelmesini saÄŸlamak olduÄŸunu defalarca ve her vesileyle ilan ettiler.

Ancak oğul Esed'in buna tepkisi babasınınkini aratmayacak vahşette oldu. Gerisi malum...

GeldiÄŸimiz noktada Suriye baÄŸlamında durumu ÅŸöyle özetleyebiliriz:

Rusya ve Çin, "Arap Baharı" sürecinde hiçbir ülkeye göstermedikleri ilgili Suriye'ye gösteriyor. Elbette bunun sebebi el kadar Suriye'nin kendisi deÄŸil. Burada İran faktörü güçlü biçimde devrededir.

Libya'da, Tunus'ta, Mısır'da yaÅŸananlara kayda deÄŸer bir tepki vermeyen İran'ın Suriye konusunda bu kadar direnmesi, oluk oluk akan kana raÄŸmen hadiseyi "Batı/İsrail destekli marjinal grupların terör eylemleri" olarak lanse etmek için çırpınması ÅŸaşırtıcı deÄŸil.

Hizbullah da İran da elbet böyle konuÅŸacak. Adım adım geniÅŸlettikleri etki alanları ilk defa ciddi olarak duvara tosladı.

"Özgür Suriye Ordusu" adı altında ayaklanmayı yönetmeye çalışan grupları belki de en fazla rencide eden, İran'ın ve Hizbullah'ın, bu grupları Batı'nın ve İsrail'in kullandığı propagandası. Suriye halkı periÅŸan, ordunun katliam yaptığı ÅŸehirlerde ölüm, açlık, sefalet kol geziyor. Silahlı gruplar ordunun ağır silahlarına, tankına, topuna karşı hafif silahlarla direnmeye çalışıyor. Fısıltı gazetesi Hizbullah milislerinin sınırdan geçip belli bölgelerde operasyon düzenlediÄŸini, yaralıları bile hastanelerden alıp bilinmeyen yerlere götürdüÄŸünü söylüyor. Mahir Esed'in İsrail'le görüÅŸtüÄŸünü de, Hamas'ın Suriye ile iliÅŸkileri kopma noktasına getirdiÄŸini de söylüyor fısıltı gazetesi. Suriye toprakları bu kadar önemliydi de Golan tepeleri için acaba niçin tek kurÅŸun atmadılar bugüne kadar?

Artık mızrak çuvala sığmıyor. İran için, Åžiilik için Suriye, kaybedilecek ilk ve belki de en önemli mevzidir. Buna tahammül edemiyorlar. "Emperyalizme karşı durma" söylemini maske edinerek mezhebi yayılmacılık politikasını daha fazla sürdüremeyecekleri Suriye baÄŸlamında net olarak görüldü. Bütün çırpınmaları bundan...

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Dr. Ebubekir Sifil
21-03-12
E mail: milligazete.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
ARAP BAHARI ÜZERİNE SESLİ DÜŞÜNCELER
Online KiÅŸi: 26
Bu Gün: 484 || Bu Ay: 6.463 || Toplam Ziyaretçi: 2.929.860 || Toplam Tıklanma: 58.634.687