
| Kategori : / EDEBİYAT | Okunma Sayısı: 3813 |
Åžiirle dost kalabilmek
ÅžairliÄŸin doÄŸuÅŸtan gelen bir özellik olduÄŸu bilinir. Yani sonradan olunabilen ya da isteyince de bırakılabilen bir ÅŸey deÄŸildir. Asıl üzerinde durulması gereken, ÅŸairin ÅŸairliÄŸini deÄŸerlendiriÅŸi ve ÅŸiirle kurduÄŸu iliÅŸki.
Pek çok ÅŸair, ÅŸiirin insanı mahveden, yorucu ve ıstıraplı bir ÅŸey olduÄŸunu söyler. Aslında ÅŸiir, tek başına böyle bir özelliÄŸe sahip deÄŸildir. Bunun altında daha çok o ÅŸairlerin kendi tutumları yatmaktadır.
Åžiire gereÄŸinden fazla önem vermek, hayatı ve dolayısıyla ÅŸiiri ıskalamaya neden olur. Günümüz ÅŸairlerinin en çok ihmal ettiÄŸi ÅŸeylerden biri, büyük bir ÅŸiir için öncelikle büyük bir hayat gerektiÄŸidir. Åžiir yazmayı salt bir üstünlük aracı olarak görmek, ÅŸairi de ÅŸiirini de küçültür ve ÅŸiir ona bir yük olmaya baÅŸlar. Sadece ÅŸiir için de geçerli deÄŸil bu durum. İnsan, hangi özelliÄŸinden dolayı büyüklük iddiasında bulunursa o özellik onu yıpratır.
Åžiir elbette emek isteyen bir uÄŸraÅŸtır. Muhabbet duyduÄŸumuz bir insanla dostluÄŸumuzun devamı için çaba gösterdiÄŸimiz gibi ÅŸiir için de bazı fedakârlıklara ihtiyaç vardır. Fakat ileri gider, bu dostluÄŸun devamı için kiÅŸiliÄŸimizden ödün verir ya da karşımızdakinden sınırsız bir ilgi beklersek hem kendimize hem de dostluÄŸumuza zarar vermiÅŸ oluruz. Åžiirle olan dostluÄŸumuzun sürmesi için de böylesi bir dengeyi muhafaza etmemiz gereklidir.
Åžair, yazdığı ÅŸiirlerle hem kendi var oluÅŸunu anlamlandıran hem de ülkesinin kültür birikimine katkıda bulunan kiÅŸidir. EÄŸer yazdıklarınız sizden baÅŸka kimseyi ilgilendirmiyorsa sorunu okurda deÄŸil kendinizde aramalısınız. Åžiiri egonuza kurban etmiÅŸseniz kimseden bir ÅŸey bekleme hakkına sahip deÄŸilsiniz.
Nitekim bugün ÅŸiirimizin temel sorunlarından biri muhatap bulamama sorunudur. Bunun en büyük sebebi, ÅŸairlerin iyi ÅŸiir yazmak deÄŸil, bazı küçük ÅŸiir cemaatleri içinde bir yer edinme derdinde olmalarıdır. Åžiir ortamı içindeki kamplaÅŸmalar, yazılan ÅŸiirlerin mahiyetini de belirlemekte ve maalesef deÄŸerini düÅŸürmektedir.
Dergileri, ÅŸiir yıllıklarını duygusuz, zekâ ve ironi kırıntılarından ibaret, masa başında yazılan ve bitirilen ÅŸiirler doldurmakta. Oysa eski ÅŸairler, bilhassa halk ÅŸairleri, yaÅŸayışlarıyla adeta ÅŸiirlerinin ete kemiÄŸe bürünmüÅŸ halidirler. Bu özellikleri onların yüz yıllar boyunca okunup sevilmesine vesile olmuÅŸtur.
BilindiÄŸi gibi ÅŸiir, DoÄŸulu toplumlarda Batıya nazaran daha önemli bir yere sahiptir. Batıda ise roman daha ön plandadır. Bu durum, iki medeniyet arasındaki farklılığı da ortaya koyar. Hıristiyanlıkta itiraf etmenin insanları günahlardan arındırdığı inancı yaygındır. İslam’da ise günahları ifÅŸa etmek de ayrıca bir günahtır. Bunun yanında Batının akılcı, doÄŸunun ise duygusal olduÄŸu kabul edilir. Åžiirse mayasını akıldan deÄŸil, gönülden alır. Buradan hareketle ÅŸunu söyleyebiliriz: toplum olarak ÅŸiirden uzaklaÅŸmamız, yönümüzü Batıya çevirmemizle de yakından iliÅŸkilidir.
Yazar: Mahir Yolcu |
21-04-12 |
||
| E mail: haberkültür.net | Tweet | ||