
| Kategori : / ÎMAN VE İSLÂM | Okunma Sayısı: 3379 |
Allah’ın kadrini takdir edemeyen insanların ortak noktası, sunulan güzellik ve nimetlerin gerçekte Allah’ın tecellileri olduÄŸunun ve Allah’ın bunları dilediÄŸi kiÅŸiye bahÅŸettiÄŸinin ÅŸuurunda olmamaları. Bu kiÅŸiler bencil tutkuları yüzünden, güzelliklere yalnızca kendileri sahip olma arzusu duyarlar. Elde edemediklerinde de sıkıntı hisseder, strese girerler. Arzu ettikleri ÅŸeye bir baÅŸkası sahip olduÄŸunda ise kıskanır, haset ederler.
Söz konusu kimseler çevrelerindeki güzellikleri de gereÄŸi gibi takdir edemezler. Gördükleri ve sahip oldukları nimet ve güzellikler için Allah’a ÅŸükretmez, hep daha iyisini daha güzelini ister, tevekkülsüz ve tahammülsüz olurlar. Kendilerinden daha güzel, daha zengin, daha iyi bir iÅŸ ya da kariyer sahibi, daha tanınan ya da daha saygın olan birini gördüklerinde müthiÅŸ rahatsız olurlar.
Kısaca tanımladığım bu ruh haline sahip insan, nerede yaÅŸarsa yaÅŸasın mutlu olamaz. Haz alamamak bir yana, her güzellik ruhuna azap olur, iÅŸkence olur.
MutluluÄŸu Kur’an ahlakı dışında arayan kiÅŸi kendince tekdüze hayatına renk katmaya çalışır; gezer, dolaşır, tatile çıkar. Ancak denediÄŸi her ÅŸeyin sonunda yine mutsuzdur, huzursuzluk içindedir. En eÄŸlendiÄŸini zannettiÄŸi anda bile gerçekte içi bunalır. Bilmez ki asıl lezzet imandadır, Allah’ın beÄŸendiÄŸi ahlâkı yaÅŸamaktadır. Yaptığı diÄŸer her ÅŸey yalnızca birer seraptır:
"İnkar edenler ise; onların amelleri dümdüz bir arazideki seraba benzer; susayan onu bir su sanır. Nihayet ona ulaÅŸtığında bir ÅŸey bulamaz ve yanında Allah’ı bulur. (Allah da) Onun hesabını tam olarak verir. Allah, hesabı çok seri görendir. " (Nur Suresi, 39)
Allah Tüm Kuvvet ve Kudret Sahiplerinin Üzerinde Olandır
MüÅŸkillerin çözümünün ya da bir zararı önlemenin tek yolunun üstün güç sahibi olan Allah’a dayandığını kavramak ve yalnızca O’na sığınmak, insana müthiÅŸ güven verir.
"Ol" emriyle tüm kâinatı yoktan var eden, insanı bir damla sudan yaratan Rabb’imiz dışında sığınılacak hiç kimse ve hiçbir makam yoktur. Allah dışında yardım umut edilenlerin, kendilerine bile yardıma güçleri yetmez. İsteyen de istenen de acizdir. Kur’an’ın da haber verdiÄŸi gibi:
Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; ÅŸimdi onu dinleyin. Sizin, Allah’ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için biraraya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. EÄŸer sinek onlardan bir ÅŸey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de. (Hac Suresi, 73)
Rabb’imiz yukarıdaki ayette olduÄŸu gibi bir sineÄŸi dahi örnek vermekten çekinmez. İnkâr edenler verilen örneklerle neyin amaçlandığını düÅŸünedursun, iman edenler örneklerin detaylarını keÅŸfetmeye, dolayısıyla Allah’ı gereÄŸi gibi takdir etmeye çalışır, vesile ararlar. ÖrneÄŸin birçok canlı, bedeninde üretip salgıladığı kimyasal maddeyi kimi zaman saldırıda, kimi zaman da korunmada kullanır. Akıl ve ÅŸuur sahibi olmayan bir canlının, bu salgıları üretmesi, bunların ne iÅŸe yaradığını ve ne zaman kullanacağını bilmesi, dahası bu canlı türünün bütün üyelerinin bu bilgiye sahip olması, Allah’ın benzersiz yaratmasıdır.
Bediüzzaman’ın 28. Lem’a’da sinekler hakkındaki, "Hem sıhhiye neferleri, hem tanzifat memurları (temizlik görevlisi), hem kimyager olduklarına ve geniÅŸ bir hikmete mazhar bulunduklarına delil ise, onların gayet kesretidir (çokluÄŸudur). Çünkü kıymettar, menfaattar ÅŸeyler teksir edilir (çoÄŸaltılır)" ifadesi bu benzersiz yaratmaya dikkat çeker.
Allah, tüm güzellik ve nimetleri sürekli olarak yaratır ve her birinde gücünün kanıtları olan muhteÅŸem detaylar var eder. Her ÅŸeyi, dilediÄŸi gibi takdir eder, O’nun dilediÄŸi gibi yaratmaya gücü yeter. Allah’ın kelimeleri asla tükenmez. Genelleme yaparak dahi sayamayacağımız tüm bu nimetleri, dilediÄŸi anda da giderip yok edebilir.
Yüce Allah’ın tüm bu güzellikleri yaratmasındaki hikmetlerden biri, düÅŸündürmektir. Dünyada Allah’ın dilemesiyle varız, Allah’ın dilemesiyle yaşıyoruz ve yine O’nun dilemesiyle ahiretteki sonsuz yaÅŸamımıza devam edeceÄŸiz.
Bizlere düÅŸen, karşılıksız sunulan bu nimetlere ve güzelliklere ÅŸükretmek, Allah’ın gücü karşısındaki aczimizi, O’na muhtaç olduÄŸumuzu bilmek ve yalnızca O’na yönelmektir. İman eden insan cesurdur, güç ehlidir; üstün, kuvvetli, güçlü ve ÅŸerefli olan Rabb’i karşısındaki aczini bildiÄŸi için üstündür.
Bizler Allah’a döndürülecek olan varlıklarız. Dünyada yapıp ettiklerimizden ve Allah’ın sonsuz rahmetiyle bahÅŸettiÄŸi tükenmeyen nimetleri nasıl kullandığımızdan sorgulanacağız. Zamanı "öldürmek", sahip olunan ilmi insanlarla paylaÅŸmamak, Allah’ın emanet olarak verdiÄŸi bedene fiili dua anlamında iyi bakmamak, çocuklarımızı Allah’tan ve imandan uzak yetiÅŸtirmek gibi Allah’ın bahÅŸettiÄŸi her nimetin, O’nun rızası dışında gereksiz yere harcanması israftır. Allah, israf ederek saçıp-savuranların, Rabb’ine karşı nankör olan ÅŸeytanın kardeÅŸleri olduklarını haber verir. Bu asla unutmamamız gereken önemli bir gerçektir…
Bediüzzaman, Allah’ın sunduÄŸu nimetlerin israf edilmeden, veriliÅŸ amacı bilinerek tüketildiÄŸinde bereketin, ÅŸükrün, lezzetin artacağını ve insanın saÄŸlıklı kılınabileceÄŸini ifade eder:
"Evet iktisat hem bir ÅŸükr-ü manevi, hem nimetlerdeki rahmet-i İlâhiyeye karşı bir hürmet, hem kat-i bir sürette sebeb-i bereket (bereket sebebi), hem bedene perhiz gibi bir medar-ı sıhhat (saÄŸlık sebebi), hem manevi dilencilik zilletinden (aÅŸağılıktan) kurtaracak bir sebeb-i izzet (izzet sebebi), hem ni’met içindeki lezzeti hissetmesine ve zahiren (göründüÄŸü gibi) lezzetsiz görünen ni’metlerdeki lezzeti tatmasına kuvvetli bir sebeptir. İsraf ise, mezkur (zikredilen) hikmetlere muhalif (karşı-ters) olduÄŸundan, vahim neticeleri (sonuçları) vardır." (Risale-i Nur Külliyatı, 19. Lema)
SevdiÄŸini sevmediÄŸini ayırt etmeyerek sayısız nimetlere kavuÅŸturan Allah, lütfettiÄŸi nimetleri önemsemeyen, düÅŸüncesizce israf eden, kendince küçümseyen, ÅŸükretmeyip nankörlük eden kiÅŸileri, hayatın kaynağı olan suyu ellerinden almakla tehdit eder. Allah bu nimetleri ortadan kaldırsa, bunları tekrar getirecek hiçbir güç yoktur.
"… Haber verin; eÄŸer suyunuz yerin dibine göçüverecek olsa, bu durumda kim size bir akar su kaynağı getirebilir? (Mülk Suresi, 30)
Yazar: Fuat Türker |
23-05-12 |
||
| E mail: fttutker@gmail.com | Tweet | ||