HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / PORTRELER
Okunma Sayısı: 2530
Yazar: Ali KarahasanoÄŸlu
DİK DURUŞ VE TEVAZU SEMBOLÜ KARAKOÇ'U UĞURLARKEN...

Romantikler, Mihriban'ı ile tanır.

"Lâmbamda titreyen alev üÅŸüyor"un, "Ayrılıktan zor belleme ölümü" sözlerinin derin anlamını tefekkür ederek.

Ben, daha ortaokul yıllarımda, "KuÅŸların göz bebeÄŸine,/ Hak yol islam yazacağız" ÅŸiiri ile tanıdım.

Sadece kuÅŸların gözbebeÄŸine deÄŸil..

Memurların masasına..

Zenginlerin kasasına..

Masonların locasına da, "Hak yol islam yazacağız" diyordu, Abdurrahim ağabey..

Akit'te yıllarca yazdı..

Gazetedeki yazıları da, şiir gibiydi..

Akit'le ilgisi sadece "yazmak" deÄŸildi..

Gönülden seviyordu Akit'i...

Tek sebebi vardı; Akit'e yönelik sevgisinin: "dik durmak"

Bunu ÅŸöyle ifade etmiÅŸti, Akit'teki ilk yazısında..

Önce kendisi sormuÅŸtu:

"Neden baÅŸka bir gazete deÄŸil de Akit?"

Ve kendisi bu soruyu, ÅŸöyle cevaplamıştı:

"Ben korkakların tarlasına dahi adım atmaktan korkarım..."

Evet, Abdurrahim aÄŸabeyin, korkaklarla hiç iÅŸi olmadı..

Hep dik durdu.

Dik duranlarla birlikte oldu.

Mahkemelerdeki savunmalarını da, hiç eÄŸip bükmeden, "O yazıyı, ben yazdım. Bugün aynı olay yaÅŸansın, yine aynısını yazarım" netliÄŸi ile yapıyordu.

Kimler mi dava açmadı?

Hahambaşından tutun. Hahambaşının özel olarak dolaşıp talimat verdiÄŸi kartel kalemÅŸörleri mi?

Hedef gösterdiler..

Savcılar, zaten dünden hazırdı..

Hemen açtılar davayı..

Abdurrahim ağabeyin İsrail aleyhine yazdığı bir yazıdan dolayı..

İsrail'in, Filistinlilere yönelik katliamını eleÅŸtiriyor, "Hitler, bugünleri mi görmüÅŸtü" hatırlatması yapıyordu..

Hitler'e de karşı idi.. Şaron'a da..

Hitler ve "Hitler zamanının Åžaronları" için; birine "dinsiz", diÄŸerine "imansız" benzetmesi yapmıştı.

"Dinsizin hakkından, imansız gelir" demişti..

Onun Hitler karşıtlığını gizleyip, "Yahudileri kötülüyor" diye suç isnat ettiler..

Başaramadılar..

Beraat etti, Abdurrahim aÄŸabey.

Mahkemelerdeki savunmasında, oÄŸlu Türkislam Karakoç yılların avukatı olmasına raÄŸmen, ona dahi imkan vermez, "Ben yapacağım savunmamı" derdi..

BaÅŸörtü aleyhine gösteri yapan kadınlar için, "Azgın kadınlar festivali" baÅŸlığı ile bir yazı kaleme almıştı.

O kadınlardan bazıları dava açtılar..

"UzlaÅŸmak istemiyorum" dedi ve savunmasını ÅŸöyle yaptı: "Kadınlara özgürlük istenilen bir gösteride, kadınlara yönelik bir giysinin yasaklanmasının istenmesi, çok garip bir tutarsızlıktır. Bugün o gösteri yapılsın, yine aynı yazıyı yazarım!"

Hakim bey, bu kararlı duruÅŸu, adeta iÅŸlenen suçun kararlılığı olarak yorumlayıp, verdiÄŸi cezada indirime gidilmemesine de sebeb olarak gösterdi..

Ama, Yargıtay bozdu o kararı..

Böylesine tavizsiz idi, Abdurrahim aÄŸabey..

Akit'le gönül bağını perçinleyen bir olayı, 2004'de kendisi ÅŸöyle anlatıyordu:

"Akit gazetesi, ağır bir bedel ödedi. O günlerde bana karşı açılan bir tazminat davasının ilk duruÅŸmasına çıkmıştım.. Davacı avukat, duruÅŸma hakimine hitaben; 'Efendim, kendileri Akit gazetesi yazarıdır' diye, bir ifade kullandı.. Ben ise; 'Akit gazetesinde yazı yazmak bir suç mudur? Gözünüz aydın, kapandı' dediÄŸimde, hakim bey; 'Kapandıysa bir daha açarsınız' tavrıyla kanaatini belirtmiÅŸ oldu..

Daha o anda davayı kaybedeceÄŸimi anlamıştım.. Nitekim öyle oldu ve hiçbir suç unsuru bulunmayan sözümden dolayı tazminat ödemeye mahkûm edildim..

Bazı mahfillerde bazı kiÅŸilerin Akit gazetesine olan alerjilerini biliyordum, fakat bu kadar açıktan, adı parola gibi kullanılarak zanlı veya suçlu mevkiine taşınacağını tahmin etmiyordum.."

Böyle anlatıyordu Abdurrahim aÄŸabey, 28 Åžubat'ta sembol olmuÅŸ, Akit'in dik duruÅŸunu..

O dik duruÅŸun bazı mahfillerde, "cezalandırma" için nasıl parola olduÄŸunu bizzat görmüÅŸ, yaÅŸamış ve tarihe not etmiÅŸti..

Abdurrahim aÄŸabey, dün Hakk'a kavuÅŸtu..

Allah rahmet eylesin..

Tevazusu ile örnek idi..

DürüstlüÄŸü ile, tavizsizliÄŸi ile örnek idi..

Ailesine ve tüm sevenlerine, baÅŸsaÄŸlığı diliyorum..

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Ali KarahasanoÄŸlu
08-06-12
E mail: habervaktim.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
DİK DURUŞ VE TEVAZU SEMBOLÜ KARAKOÇ'U UĞURLARKEN...
Online KiÅŸi: 20
Bu Gün: 534 || Bu Ay: 6.513 || Toplam Ziyaretçi: 2.929.953 || Toplam Tıklanma: 58.636.342