
| Kategori : / MAÂRİF (Eğitimle İlgili Yazılar) | Okunma Sayısı: 2910 |
Her yıl Eylül'ün ilk yarısından sonra okur-yazar olan hemen herkes eÄŸitim ve kültür konularına ait tartışmalara kulak verir. Çünkü okullar açılır, harçlar, ders programlarında deÄŸiÅŸiklikler bir ÅŸekilde tartışma gündemine girer. Bir yandan da bu ülkede okullar açılırken eÄŸitim ve kültür politikası nasıl bir yol izliyor, onlar konuÅŸulur. Daha sonra da Devlet ve Åžehir Tiyatroları'nın nasıl bir repertuarla perdelerini açıyor, diye sorulur. Bu iki kurumdaki sürüp giden tartışmalar ne durumda, diye merak edilir. Sanki yaz boyu yapılan tatil telafi edilir.
Bu yıl ekstradan yeni meseleler de gündeme geldi. Öncelikle 4 4 4 sistemiyle 66 aylık çocukların ilkokula kaydıyla üniversitelere ödenen harçlar kaldırılırken, ikinci öÄŸrenimin ücretinin aftan muaf tutulması tam bir kafa karışıklığına yol açan tartışmalara sebep olmuÅŸtur.
Öncelikle parasız devlet eÄŸitimi sloganının popülist çözümlerle devlet bütçesine 1.350 milyar maliyet getirmesi dikkati çekmezken, ikinci öÄŸrenimden alınmaya devam edecek toplam 350-400 bin liranın böyle gürültülere sebep olması akıl alır gibi deÄŸil. Özel okullara her türlü ödemeyi yaparken canı sıkılmayan öÄŸrenci ve veliler devlet okullarına ödeme söz konusu olunca böyle büyük gürültülerle topluma yapay gündem oluÅŸturmaları gerçekten tuhaf...
Öte yandan, 4 4 4 sistemiyle 66 aylık çocukların ilkokula kaydının zorunlu hale gelmesi, pek çok genç anneyi muhalif söylemlerin tuzağına düÅŸürdü ve 5.5 yaşındaki çocuklarının kendini idareden âciz ve okul için yetersiz olduÄŸu yolunda rapor alma modasına uymasına oymasına yol açtı. Bunu da anlamak mümkün deÄŸil.
EĞİTİM VE KÜLTÜR POLİTİKALARI
Bu yıl görüldüÄŸü gibi henüz yeni eÄŸitim döneminin muhtevasıyla ilgili bir tartışmanın daha baÅŸlamadığını görüyoruz. Halbuki 4 4 4 sistemiyle birlikte, geçen eÄŸitim döneminin sonunda yapılan açık oturumlarda bile dünyadaki örnekler dikkate alınmadan hep yaÅŸ üzerinde duruldu. MEB'nın Talim Terbiye Kurulu tarafından bu eÄŸitim takvimine göre oluÅŸturulan yeni Müfredat Reformu hakkında bilgi sahibi olamadık. Halbuki benim gibi hayatının 40 yılını öÄŸrenci ve öÄŸretim görevlisi olarak okullarda geçirmiÅŸ birinin bile heyecanlandığı "Ezberci EÄŸitim" tartışmalarında söylenenlerden ne kastedildiÄŸi ilk defa somut örnekleriyle önceki Talim Terbiye Kurulu BaÅŸkanı'nın aÄŸzından duyması bile sevindiriciydi. Arkası gelmedi...
Bütün dünyada ortaöÄŸretim sonunda bilinmesi gereken 100 kadar soyut ve somut kavram, her kademede, basitten zora doÄŸru, kendi çevresinden evrene kadar geniÅŸletilerek öÄŸretilmektedir. Buna göre bir program yapılması gerekirken, biz yakın zamana kadar hemen hepsini ilk ve ortaokulla lisede tekrar tekrar öÄŸretmeye çalıştığımız için, anlayamadıkları ÅŸeyleri çocuklarımıza zorla ezberletiyor ve pek çoÄŸunu öÄŸretemiyorduk... Bu arada güzel ÅŸiirler okutulmuyor, hayatla ilgili gerekli dersler ve dünyaya ait vazgeçilmez bilgiler de öÄŸretilemiyordu.
Yeni bir zihniyetle reform yapmaya çalışan MEB'nın ezber bozma teÅŸebbüslerine girmeye baÅŸladığına göre, 4 4 4 sistemiyle birlikte 100 önemli kavramı da öÄŸrenci eksenli bir eÄŸitimle kademe kademe her safhada öÄŸretilmelidir. Elbette 5.5 yaşına gelen bazı öÄŸrencilerin yetersiz olma ihtimali de dikkate alınarak, Ana Sınıfı da devlet okullarında yaygınlaÅŸtırılmalı!
Bu arada daha önce okutulması gerektiÄŸini ilan ettiÄŸi Temel Eser kavramıyla ilgili okunması istenen kitap listelerinin de gerçekçi bir deÄŸerlendirme ile yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Böylece, gerek ders kitapları ve gerekse temel eÄŸitim ile lise eÄŸitiminde gençlerimizin öÄŸrenmesi gereken ÅŸeyler öÄŸretilmiÅŸ ve okuması gereken eserler okutulmuÅŸ olur.
Eski Talim Terbiye Kurulu BaÅŸkanı'nın yıllarca önce bir açık oturumda söylediÄŸi ÅŸu sözler de hem öÄŸretmenler, hem de veliler için akılda tutulması gereken hususlardır:
1. Liseye kadar öÄŸretilen ÅŸeylerin çoÄŸunluÄŸu ne ÖSS'de, ne de hayatta gerekli deÄŸil...
2. YÖK yönetimi bu Müfredat Reformu ile ilgili iÅŸbirliÄŸi yapmayı gerekli görmelidir!
3. EÄŸitimcilerin iÄŸneyle kuyu kazarcasına öÄŸrettiÄŸi ÅŸeyleri, medya organları kepçe ve buldozerle bir gecede yok edebiliyorlar. Müfredat Reformu herkesi ilgilendirmelidir.
Ayrıca, bir açık oturumda bir vakıf baÅŸkanı sıfatıyla bulunan, Kültür eski Bakanlarından Tınaz Titiz'in yaptığı ÅŸu açıklama da önemli: ÖÄŸrencilerin lise bitinceye kadar okulda geçen zamanları, toplam zamanlarının ancak % 5'idir... Demek ki velilerle yerel yönetim ve medya da bu konuda sorumludur. Her fırsatta kar ve bayram tatilini uzatan yöneticiler de öyle...
Bu sorumluluk yalnız MEB'nın deÄŸil, her fırsatta Anadolu Liseleri'nin sayılarını artıran ve bunu imkânları dikkate almadan yaparak bedava ders kitabı dağıtan hükümet üyelerinin de yapılan iÅŸlerin sonuçlarıyla ilgilenmesi gerekir. Yabancı dil öÄŸreniminin aksadığı görüldüÄŸü halde, Anadolu Liseleri'nin seviye kaybetmesi dikkate alınmıyor ve liseyi bitirenlerin istedikleri halde bir yabancı öÄŸrenememesi mantıklı deÄŸil. Demek ki reformların içi doldurulamıyor!
Böylesine kaotik bir ortamda Åžehir Tiyatroları ile Devlet Tiyatroları'ndaki yönetmelik krizlerini çözülmesini ve bankamatik yolla maaÅŸ alıp tiyatroya uÄŸramayan, oyunlarda rol almayan oyuncuların sosyal sorumluluklarını hatırlamasını ve görevlerine dönmelerini beklememeli. Öte yandan, mafia veya senaryosu ithal tv.dizilerinde oynarken kendilerini dokunulmaz birer sanat otoritesi gören tiyatroculardan ciddi bir sosyal sorumluluk da beklenmemeli!
Bu ülkede kitap okumayan akademisyenlerle gazetecilerin kendilerini aydın, oyuncuların da sanatçı sandığı için, bütün hükümetler sıkıntılı. SaÄŸ ve muhafazakâr daha zor durumda.
66 AYLIK ÇOCUKLAR OKULA BAÅžLAMALI
Bu arada, Emre Kongar gibi "AK Parti ne yaparsa kötü yapar!" mantığına mahkûm olanların her fırsatta ucuz muhalefet yaparak bu ülkenin eÄŸitim çağındaki çocuklarıyla gençlerini bir hiç uÄŸruna heba etmeleri de anlaşılmaz bir Dinozorluk örneÄŸi...
Basın mensuplarıyla yaptığı toplantıda BaÅŸbakan ErdoÄŸan'a sorulan 4 4 4 sistemiyle 66 aylık çocukların okula kaydı konusundaki rapor tartışmalarına dair geliÅŸmelerin hatırlatılması üzerine ise, bu iÅŸin "karşı kampanya" olduÄŸunu söylemesi haklı bir savunma görünüyor:
"Bu 66 ay meselesinde gidip rapor alanları ben evlatlarına ihanetle vasıflandırıyorum. Niye? 'Benim evladım geri zekalıdır' diyor. Yani iki ay mı senin evladını iyi noktaya getirecek? Ne demek ya? Ben de babayım. Biz de çocuklarımızı yaÅŸları daha gelmeden okula baÅŸlattık. Hatta okul öncesi eÄŸitim de aldıkları için, mesela benim bir çocuÄŸum birinci deÄŸil ikinci sınıftan baÅŸladı. Åžimdi burada da bırakalım çocuklarımızı ÅŸöyle rahatlıkla gitsin, okula baÅŸlasın. Niye bundan dolayı güceniyoruz? Biz bu 66 ayı söylerken rastgele atmadık ki. Bunun da biz incelemesini yaptırdık. Dünyadaki uygulamalar önümüzde. Bizim kendi ailelerimizde yaÅŸadıklarımız elimizde. Biz istiyoruz ki bir an önce yavrularımız okullarına baÅŸlasınlar, bir an önce de hayata girsinler. Mesela bizim ÅŸimdi okul öncesi eÄŸitimi kaldırdığımız söyleniyor. Biz okul öncesi eÄŸitimi kaldırmadık, nereden çıktı bu? Öyle bir ÅŸey yok."
Evet, ben de yurtdışında görev yaparken benzeri bir durumla karşılaÅŸtım ve en küçük oÄŸlumu beÅŸ yaşında ilkokula baÅŸlattık, hiçbir sorun yaÅŸamadık. Çünkü onun yaşındakiler Pakistan'da bile eÄŸitime baÅŸlıyordu ve ilk sınıfın öncesinde kısa bir süre Ana Sınıf'ında okudu.
Okul öncesi eÄŸitimde bizim ülkemizin ne kadar geri kaldığını bu yurtdışı tecrübesinde daha iyi anladım. Her konuda Batı Avrupa taklitçiliÄŸini savunan CHP zihniyeti hiçbir dönemde bu engeli aÅŸarak çocukları okul öncesinden baÅŸlayan bir tempo içinde yetiÅŸtirmeyi düÅŸünmemiÅŸtir. Özel okula çocuklarını gönderebilenler bu meseleyi kökten hallettiklerinden, halkın çocukları için devlet okullarındaki eÄŸitime boÅŸ vermeyi her zaman ilke edinmiÅŸlerdir.
Bu ülke eÄŸitiminin üç büyük meselesi var:
1. İyi yetiÅŸmiÅŸ yeterli öÄŸretmen, 2. Derslik sayılarının ihtiyacı karşılaması ve 3. DoÄŸrudan ülke ÅŸartlarında yetiÅŸen çocuklara yönelik programlarla doÄŸru Müfredat yapılması...
Bu noktalarda ciddi bir geliÅŸme yaÅŸadığımız ortada. Zorunlu eÄŸitimin 12 yıla çıkarılmasına bir yıl da Ana Sınıfı ilave edilerek bu eÄŸitim sistemini oturtmak bu ÅŸartlarda belki bir veya iki seneyi alabilir. Ama bunun olumlu çalışmalar ve esnek bir tutumla yapılması gerekir.
Öte yandan, Açık Lise ile birlikte 12 yıllık eÄŸitimin çeÅŸitli alternatiflere açık olması iyidir ve bu seviyede okulunu bitirenlerin üniversiteye girmesi gerektiÄŸi de dikkate alınmalıdır.
Yazar: Mustafa MiyasoÄŸlu |
02-09-12 |
||
| E mail: milligazete.com.tr | Tweet | ||