HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : TÂRİH / TÂRİHE BAKIŞ
Okunma Sayısı: 4113
Yazar: A. Turan Alkan
MÜSLÜMANLAR İSLÂM TARİHİ OKUMALI MI?

Hukuk fakültelerimizde İslâm hukukuna, orta öÄŸretim müfredatında münhasıran İslam tarihine yer vermemekliÄŸimizin fiili sonuçları üzerinde durmak istiyorum:

Hukuk fakültelerinde İslâm fıkhını genel kültür seviyesinde olsun okutmamak, İslâm kavramının toplum nezdinde -tam da resmi ideolojinin arzu ettiÄŸi üzere- "Çöl Kanunu" basitliÄŸiyle algılanmasına yol açmıştır; "Çöl kanunu", yani kabile sosyolojisinin dar sınırlarını aÅŸamamış basit, iptidai ve problem çözme zenginliÄŸinden mahrum, sığ bir birikim! Öte yandan İslâm tarihinin, resmi müfredatta sadece Siyer-i Nebî ve RâÅŸit halifeler devrinin fetih ve iftihar tabloları ÅŸeklinde gösterilmesi ise, yaÅŸayan Müslümanları, ÅŸimdiki durumun sefâleti fakat tarihi zamanların ÅŸevketi gibi iki aşırı yorum arasındaki gri ve tabii hadiseleri görmemeye sevk etti, romantikleÅŸtirdi, ümitsizlik telkin ederek çıkmaz yollara sapmalarına yol açtı; hâlbuki tarih birikimi dediÄŸimiz ÅŸey sadece hanedan ve devletlerin kayıtlarını tutmaz, insanlığın bütün hâllerini tasvir eder. İnsanlık hallerini bilenler, kolay ÅŸaşırmazlar, baskı altında çabucak dağılmazlar ve hadiselerin omurgasını herkesten önce ve sarih görebilirler.

Sözü kestirmeden ÅŸu noktaya getirmek istiyorum: İslâm tarihi, sadece İslâm hükümetlerinin, hanedanlarının ve münhasıran Hilâfetin deÄŸil, Müslüman toplulukların da tarihidir ve aynı zamanda hayatın her safhasına ÅŸâmil hükümler külliyatı olarak İslâm'ın nasıl algılandığını, nasıl anlaşıldığını, nasıl uygulandığını da hikâye eder. Ayrıntılı ve çok yönlü bir İslâm tarihi okuması, bize İslâm'ın pratiÄŸini (olmuÅŸ-bitmiÅŸini) gösterdiÄŸi için çok deÄŸerlidir; böyle bir birikimden yüz çevirmenin zannedildiÄŸi gibi laikliÄŸe bir hayrı olamayacağı gibi, tarihi romantizmi beslemesi bakımından Müslümanlara da faydası yoktur.

Bu noktada "İslâm Tarihi" konulu neÅŸriyatın yetersizliÄŸine iÅŸaret edelim. Mevcutlar ya bakış açıları veya -bizde meÅŸhur- "Ahalinin itikadını bozmayalım" endiÅŸesi sebebiyle temizlenmiÅŸ beyaz ama yetersiz metinlerdir. Okuma-yazma iklimimizde bugün İslâm tarihine dair eserler din kitabı, dinî kitap sınıfından sayılıyor; bu durum kabaca, İslâm milletinin, İslâm'ın tarihiyle doÄŸru-dürüst temas etmemesine yol açmıştır. Müslümanların çoÄŸu için İslâm Tarihi, İslâm'ın savunulduÄŸu, yüceltildiÄŸi ve propaganda edildiÄŸi bir bilgi bütünüdür. Öyle olduÄŸu içindir ki meselâ Åžia doktrinini ilmekleyen sosyal ve siyasi kılcal damarları bilmeden Alevilere kestirmeden akaid nasihatleri verebilmekteyiz; hele hele Hâricîlik hakkındaki bütün mâlumatımız -ekserimiz için- bir kaç menkıbeden ibarettir ve bu menkıbelerde Haricilerin ne kadar menfi tipler olduÄŸunu görürüz. İslam Tarihi okumadığımız için, İslâm hükümetlerinin başına gelen bütün melâneti kestirmeden Emevî Hanedanı'na keser, "Bütün mel'unluk Emevîlerle baÅŸladı; onlar araya girmese, Asr-ı Saadet'in ışıltısı hiç sönmeyecekti" diye tarih felsefesi yürütürüz! Ezcümle, "Dinî" olanla, "Sosyal" olan yan yana gelip çekiÅŸmeye baÅŸladığında olup biteni deÄŸerlendirebilme kapasitemiz, bilgi yetersizliÄŸi sebebiyle yerlerde sürünür. Olup biteni bir türlü anlayamayız. EÄŸitilmiÅŸ tarih melekemiz, olup biteni sadece kahraman-hain dikotomisi içinde kavramak üzre biçimlendiÄŸi için kahramanın veya hainin görünmediÄŸi olaylarda parlak yorum gücümüz sukut eder.

Hâlbuki Kur'an-ı Kerîm, diÄŸer özelliklerine ilâveten, sanki bu gibi hâllerde yoÄŸunlaÅŸtırılmış tarih hikmetlerini talim etmek üzere özel bir tarihi hadiseler antolojisi de sunuyor bize ki ferâsetli bir mü'min, sadece Kur'anî tefekkürle bu gediÄŸini onarabilir. Kur'an, kaarîlerini hayata ve kitaplara gönderir; hayatın pratiÄŸi ise insanları Kur'an'a iade eder. Bir yerde, "Esaslı bir İslâm Tarihi okumamış olabilirsiniz ama Kur'an'a hakkıyla eÄŸilmiÅŸ iseniz bu ihtiyacınızı en azından farkedersiniz" diye düÅŸünüyorum ama haklı olup olmadığımı da doÄŸrusu tam bilmiyorum.

İnsanlık halleri, yani insanlığın bütün hikâyesinin lübbü, özeti, muhassalası, yani bütün tarih; İslâm'ın tarihi, insanın tarihinden parantezle ayrılmış deÄŸil ki. Kaldı ki insanlık halleri, -esasında sayıca az olduÄŸu için- kavranabilir meziyet ve kusurun çeÅŸitlenmesinden ibaret. Kur'an, bu hikmeti mündemiç olduÄŸu için her zaman diri.

İslâm'a dair konuÅŸan en evvel tarihini iyi bilecek...

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: A. Turan Alkan
11-09-12
E mail: zaman.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
MÜSLÜMANLAR İSLÂM TARİHİ OKUMALI MI?
Online KiÅŸi: 26
Bu Gün: 795 || Bu Ay: 6.773 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.361 || Toplam Tıklanma: 58.643.021