RAMAZAN BAYRAMI

Bayram kahvenin telvesi
Kutlu açlığın meyvesi

Ramazan Bayramınız mübârek olsun.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : / TÂRİH
Okunma Sayısı: 3374
Yazar: Mehmet Niyazi
NÂZIM TEKTAŞ'IN OSMANLI TARİHİ KİTAPLARI

Uzlette hizmet ehli

Beyaz Saray Kitapçılar Çarşısı’nda yayıncılık ve kitapçılık yaparken tanıdığımız Nazım Tektaş, insanî ilişkileri üst seviyede olan bir dosttu.

Milli kitaplar satar,  “Burak Yayınevi” adı altında da aynı minval üzere yayınlar yapardı. Beyaz Saray yıkılınca kitapçılıktan kopmadı; oysa yayıncılık ülkemizde en az kâr getiren işkollarından biridir; fakat Tektaş, para kazanmaktan önce hizmet arzusu taşıdığı için bir başka yerde aynı işe devam etmektedir.

Tarihimizin yeterince bilinmemesinden rahatsızlık duymuş olacak ki, “Gayret bize düştü” deyip kalemine sarılmış. Önce Osmanlı tarihini kaba çizgileriyle vermek isteyerek; birinci cildi “Çadırdan Saraya”, ikinci cildi “Saraydan Sürgüne” alt başlıklarını taşıyan kitaplar hazırladı. Bu ciltlerde Osmanlı’nın devlet oluşunu, üç kıtaya yayılışını, sonra sükut etmesiyle hanedan mensuplarının sürgüne gönderilmesini anlatıyor. Ardından ayrıntılara girmeye başlamış. Az veya yanlış bilinen tarihimizin dönemlerini veya kurumlarını ele almış. Hunlar, Tabgaçlar, Siyenpiler ve diğer boyluklar dönemimizle ancak o sahalarda uzman olanlar ilgilenirler; fakat köklerimiz oralarda yatmaktadır. Onları iyi analiz edebilirsek, tarihi akışımızı ve bugünkü durumumuzu yeterince idrak edebiliriz. İnsan, Tektaş’ın çalışmasına bakınca, idealizmine gıpta ediyor. Alıcısı pek bulunmayacak dönemleri didik didik etmek için yıllarını vermek, onları yayımlamak herkesin yapacağı iş değildir.

Diğer eserlerinde tarihimizin netameli konularını ele almış; ama onlar bilinmeden tarihimiz hakkında sağlıklı hüküm vermek mümkün değildir. Mesela “Harem” hakkında geniş kitlelerin değil, kendilerini aydın sayanların bile magazini aşan bilgileri yok. Bu konu Tektaş’ı rahatsız etmiş olmalı ki “Haremden Taşanlar” adında kapsamlı bir çalışma yapmış.

Sadrazamlar da tarihimizde çok tartışılan bir husustur. Fatih dönemine kadar hemen hemen Türk asıllı olmayan sadrazam yoktu. Fatih’le beraber devşirmelik hızlandı, sadaret makamına Türk asıllı olmayanların gelişi çoğaldı. Zaten bunun için Osmanlı çöküş sürecine girdi, denilerek Fatih bazılarınca ağır şekilde eleştirilmektedir. Osmanlı’nın yükselişi ve çöküşü ne derecede sadrazamlarla izah edilebilir? 1453-1700 arası Osmanlı Devleti’nin en şaşaalı olduğu dönemde 48 sadrazamdan 4’ü Türk’tü; 1750’den 1922’ye kadar yönetimde bulunan 137 sadrazamdan 89’u Türk’tü. Sadrazamların tarihimizdeki rollerini gerçek bir şekilde değerlendirmemiz için de Tektaş’ın bu konu ile ilgili çalışmasını okumamız gerekmektedir.

“Osmanlı” denince kardeş katli akla gelmez mi? Tektaş  “Osmanlı Devleti’nde Kardeş Katli” kitabıyla bu konuyu da aydınlatmaya çalışmıştır. Aslında “kardeş katli” sadece Osmanlılara ait değildi. Doğu ve Batı’da birçok Müslüman ve Hıristiyan hanedanlarında mevcuttu. Fakat onlarda adı konmamıştı; cüluslarda ise nice kanlı olaylar cereyan ediyordu. Osmanlı Devleti, İslam hukukuna göre dizayn edildiği için suçsuz bir insan nasıl öldürülürdü? Çünkü İslam’a göre günahsız bir insanı öldürmek, bütün insanlığı öldürmek gibidir. “Kardeş katli”nin hukukî dayanağı İslam hukukunda “had suç ve cezalar” arasında “bağy” altında düzenlenmiştir. Bağy suçunun unsurları devlete (sultana) karşı ayaklanmak, açık bir isyan kastı içinde bulunmaktır. Osmanlı uleması da her türlü isyanı, hatta anarşi çıkarmayı (fesad bis-say) bağy suçu kabul etmiş ve cezalarını fetvalarda idam olarak açıklamıştır. İsyan fiilen başlamasa da, fesadın hazırlandığına dair kesin deliller varsa, tazir yoluyla idam edilebileceğini Hanefi hukukçularının çoğunluğu kabul etmiştir. Zaten bundan dolayı “Kanunname”de “Ekser ulema tecviz etmiştir” denmektedir.

Nazım Tektaş, tarihimizin can alıcı noktalarına ışık tutan bir külliyat yayımlamıştır. Kendi dünyasında yaşayan bu milli idealiste hayırlı ömürler dilerken, yeni eserlerinden milletimizi mahrum bırakmayacağını ümit ederim.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Mehmet Niyazi
15-10-12
E mail: zaman.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
NÂZIM TEKTAŞ'IN OSMANLI TARİHİ KİTAPLARI
Online Kişi: 9
Bu Gün: 251 || Bu Ay: 5.482 || Toplam Ziyaretçi: 1.752.375 || Toplam Tıklanma: 43.893.630