HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / MAÂRİF (Eğitimle İlgili Yazılar)
Okunma Sayısı: 3551
Yazar: Mustafa Yürekli
NAMAZ KILMAYAN İMAM HATİP TALEBESİ VE HOCASININ GÜZEL TAVRI

Merhamete yakalanmak...

Mustafa Yürekli, namazdan kaçarken hocaya yakalanma hatırasından hareketle İmam Hatip liselerindeki öÄŸretmen öÄŸrenci iliÅŸkisini irdeliyor. Halkın ebedi hayatının emanet edildiÄŸi hocaları yetiÅŸtirme zorluÄŸunu anlatıyor.

Sonbaharın kış kıyısında sıradan bir Pazar günü akÅŸamı. Nemli bir aydınlık havada asılı kalmış sanki; yaÄŸmur, az önce kesildiÄŸinden, ıslak caddenin asfaltında günbatımının sarı ışığı külçe halinde parlamakta.. Batmakta olan güneÅŸ, cılız ışıklarıyla bulutların arasında bir kayboluyor, bir görünüyor. Uzak bir yerden yaÄŸmurda yürüyerek geliyordum, tepeden tırnaÄŸa ıslanmıştım, artık iyice ağırlaÅŸmış olan sırtımdaki ceket sıkılsa bir kova su boÅŸalırdı. Nedense bomboÅŸ olan caddede, koÅŸarcasına yürüyordum..

Sabah çıkmıştım evden; açtım, gün bomboÅŸ geçtiÄŸinden ve okuldan verilen ödevlere o hafta sonu hiç el sürmediÄŸimden kederliydim.. Nereye gittiÄŸimi haber vermemiÅŸtim, evden çıkarken, ailem akÅŸama kadar kesinlikle beni merak etmiÅŸti.. Evde beni bekleyen sorgulamadan geçmeye de gücüm yoktu. Oysa akÅŸamdan yapmam gereken o kadar çok iÅŸ vardı ki..

Gülek Camii'nin hizasına vardığımda, akÅŸam ezanı bitti. Bir an önce eve varma düÅŸüncesiyle endiÅŸeli ve telaÅŸlı bir ÅŸekilde hızlı hızlı atıyordum adımlarımı.

Arkamdan bir ses geldi, ‘Mustafa!' diye, durup geriye baktım.. Adımla beni çağıran, caminin kapısına dikilip üzgün, biraz da kızgın bir ÅŸekilde bana bakan, uzun boylu, zayıf, esmer adamı hemen tanıdım: Okuldan Muhittin Aksoy hocaydı.

Hemen koÅŸarak hocanın yanına vardım, elini öptüm. ‘Mustafa, ezan okundu, duymadın mı evladım?' diye sordu. Duymaz olur muyum, camiye girip akÅŸam namazını cemaatle kılma düÅŸüncesi de geçti aklımdan, ama ben kendimi eve atma telaşındaydım.

‘Mustafa, biliyorsun ki ezan Allah'ın evine, kendi huzuruna davetidir, bu kutsal davete nasıl icabet etmezsin? Sen Müslüman deÄŸil misin?'' diye ikinci sorusunu patlattı hemen.

O kadar mahcup oldum ki hocanın yüzüne bakmıyordum artık.. Gözlerim yerde, ayakkabılarımda.

‘Sen Ziya Hoca'nın oÄŸlusun, mahallede herkes babanı da tanır, seni de.. Ezan okunurken caminin önünden sallana sallana geçmek, namaza gitmemek sana yakışır mı?' diye üçüncü bir soruyla da beni sarsmaya devam etti..

Bir büyük isyanda, dinimizce adam öldürme, ana babaya asi olma, hırsızlık yapma ve  zina etme gibi büyük günah olarak bildirilen yanlışların birinde, namaz kılmamakta yakalanmıştım; üzgündüm. Namaz kılmamanın büyük günah olduÄŸuna inanıyordum üstelik; namaz dinin direÄŸi, mahÅŸer gününde hesabı sorulacak ilk ibadetti. O hafta sonu, evde sabah namazlarımı kılmıştım ama diÄŸer vakit namazlarını arkadaÅŸlarıma uyup kılmıyordum. Acıdan titremeye baÅŸladım.

‘Üstelik sen İmam Hatip öÄŸrencisisin.. Sen camiden kaçarsan, yarın bir camide imam olunca, insanlara namaz kılmalarını nasıl söyleyeceksin?' diye bitirici soruyu da sordu.

Caminin şadırvanına doğru koşmaya başladım.

Hoca arkamdan bağırıyordu: Namazdan sonra birlikte tatlı yiyeceğiz, bir yere kaybolma.' Sesindeki merhamet, şefkat ve sevgi alevleri ruhumu hoş bir şekilde okşamıştı.

Abdest aldım, cemaate yetişeyim diye koşarak camiye girdim. İmam daha Fatiha suresinin ortalarındaydı; arka safın sonunda durup tekbir getirerek imama uydum.

Namazı kıldık, tesbihatı yaptık ve imam güzel sesiyle bir de aÅŸr-ı ÅŸerif okudu. İki rekat son sünneti kılmak için caminin arka tarafında karanlık bir köÅŸeye çekilmiÅŸtim.

Ellerimi havaya kaldırınca, ikinci kez dua etmek geldi içimden: ‘Allah'ım! Sen her ÅŸeyi yaratansın. Sen herÅŸeye düzen verip yola koyansın. Rahmetine sığınıyorum. İşlerimi, davranışlarımı ve sözlerimi düzelt! Beni bir göz kırpması kadar bir anda bile bana bırakma. Namaz kılamıyorum!' dedim, baÅŸladım hıçkırmaya..

‘İlmimi artır, anlayışımı geniÅŸlet. Gerçekleri göster ve bana gerçeklere uymayı lütfet.. BoÅŸ olanı görmeyle ve ondan kaçınmayla da rızıklandır! Beni affet.' dedim. Bir patlamaydı yaÅŸadığım, farkında olduÄŸum yanlışlarımı tek tek itiraf ederek af diliyordum..

Babam, sabah namazına kaldırabilmek için nasıl uÄŸraşırdı, yalvarırdı adeta; sabrı kalmayınca da kızardı. O ne büyük merhametti, göz göre göre cehenneme yuvarlanmamıza, irademizin çözülmesine razı olmazdı. Muhittin Aksoy Hoca'da da o merhameti görmüÅŸtüm.

(Devam edecek..)

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Mustafa Yürekli
11-11-12
E mail: haber7.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
NAMAZ KILMAYAN İMAM HATİP TALEBESİ VE HOCASININ GÜZEL TAVRI
Online KiÅŸi: 24
Bu Gün: 90 || Bu Ay: 6.895 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.525 || Toplam Tıklanma: 58.644.996