HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : DÜNYADA NELER OLUYOR / İSLÂM ÂLEMİ
Okunma Sayısı: 2357
Yazar: Mustafa Özcan
TÜRKİYE KAYBEDENLER KULÜBÜNDE Mİ?

Kaybedenler kulübünde miyiz?

Türkiye'de basın hiçbir konuda objektif davranmıyor. İsrail'in Gazze'ye yönelik son Bulut Sütunu saldırısından sonra da simyasal ve psikolojik bir savaÅŸ baÅŸlattı. Savaşın hedefi AKP'yi kaybedenler kulübünde göstermek.

Gerçekte savaşı kim kaybetmiÅŸti? İsrail, ABD, AB ve İran'ın kaybettiÄŸine dair genel bir kanı ve kabul var.

El Mustakbel gazetesinden Ruba Kebbare'nin yazdığı gibi, savaşın iki kaybedeninden birisi İsrail diÄŸeri de İran. İran bu vaziyetini verbatim yani sözel veya simyasal bir savaÅŸla örtbas etmeye çalışıyor. Bununla birlikte, güneÅŸ balçıkla sıvanmaz.

Bölge turuna çıkan 'tetikçi kardeÅŸlerden' İran Meclis BaÅŸkanı Ali Larijani direniÅŸi ve Gazze'yi desteklemekten dolayı kıvanç içinde olduklarını söylemiÅŸtir.

İranlı General Muhammed Ali Caferi de Gazze'ye Fecr-5 teknolojisi sağladıklarını belirtmiştir.

İslami Cihad örgütünden Ramazan Åžallah da bunu teyid etmiÅŸtir.
Bununla birlikte, ateÅŸkesin ardından yaptığı deÄŸerlendirmede Halit MeÅŸal geçmiÅŸ yardımlarından dolayı İran'ı ÅŸükranla anmış lakin Suriye'de ters düÅŸtüklerini açık bir dille ifade etmiÅŸtir. Kendilerinin tercihlerini halklardan yana yaptıklarını hatırlatmıştır.

Hamas'ın Lübnan temsilcisi Üsame Hamdan da benzeri bir deÄŸerlendirmede bulunmuÅŸtur.

Aynı konuÅŸmasında Halit MeÅŸal, baÅŸta Muhammed Mürsi olmak üzere ikinci sırada BaÅŸbakan ErdoÄŸan'a takdir ve ÅŸükranlarını sunmuÅŸ ve üçüncü sırada ise Katar Emiri Hamd Al-i Sani'ye gönderme yapmıştır.

17 Kasım (2012) tarihinde Kahire'deki dörtlü buluÅŸma da yeni Filistin mihverine ve aynı zamanda Gazze saldırısının kazananlarına iÅŸaret etmektedir.

Bu ülkeler Mısır, Türkiye, Katar ve Gazze, örgüt bazında ise Hamas'tır.

Buna mukabil İran tarafı fiili desteÄŸini göstermediÄŸi halde laf savaşıyla sahada tutunmaya çalışmaktadır. Füze veya teknolojisini saÄŸlamada Libya ve Sudan ve İran'ın ismi geçmektedir. DiÄŸer ülkeler suskunluÄŸu yeÄŸlediÄŸi halde neden İran avazı çıktığı kadar bağırmakta ve Gazze fatihi veya hamisi kesilmektedir.

Gazze'de yokluÄŸunu örtbas etmek için.
İslam dünyasının gözünden düÅŸmemek için. Lakin bunlar boÅŸ gayretlerdir.
İran'ın süngüsü Suriye'de ebediyen düÅŸmüÅŸtür. Suriye ve Filistin halkının düÅŸmanları özünde aynıdır. Görmek istemeyen gerçeklere gözlerini yumar.
Halep ile Gazze arasındaki baÄŸlantıya ve benzerliÄŸe raÄŸmen İran hâlâ Suriye'yi direniÅŸ ekseni içinde göstermeye gayret ediyor. 17 Kasım tarihi itibarıyla İran bölgedeki ve Filistin'deki geliÅŸmelerden kopmuÅŸtur.
Bunu lafla tutturmanın imkanı yoktur.
Bununla birlikte, İran bu cepheyi sözle tamir etmeye çalışmakta ve kendisi bir ÅŸey yapmazken Arapları göreve davet etmektedir.
Lübnan'daki avazı Nasrallah da 'Arap devletleri sadece Kızılay görevi yapabilir ve cenaze töreni düzenlemeye yararlar' diye konuÅŸmuÅŸtur. Bu laf salatasıdır. BeÅŸÅŸar da 2006 yılında Arap liderlerini adam bozuntuları olarak nitelendirmiÅŸti.
2012, maskesini düÅŸürdü ve onlar kadar bile olamadığını gösterdi. Hizbullah lideri de zamansız bir biçimde İsrail üzerinde insansız Eyüp uçağı uçuracağı yerde, saldırılar sırasında Gazze cephesini rahatlatmak için kuzeyden füze gönderebilirdi. Adale gösteriyor ama Filistinlilerin yardımına gitmiyor.
Reklama ve propagandaya var ama yardıma yok. Bunun yerine laf savaşıyla cephe savaşını kazanmaya yelteniyor. İran, halkın rejime kazan kaldırmasıyla birlikte Suriye cephesini kaybederken yine Suriye cephesinin bir uzantısı olarak Filistin cephesini de kaybetmiştir.
¥
Hal böyle iken Türkiye'deki laik ve ultra ulusalcı cephe Gazze savaşının kaybedenleri tarafında Türkiye'yi de görmek istemektedir. Bunu, gerçek böyle olduÄŸu için deÄŸil gönülleri böyle istediÄŸi için söylüyorlar. Gazze saldırılarından hemen sonra Obama'nın yeni gözdesinin Mürsi haline geldiÄŸini savundular.
Biraz daha sabretseydiler bunun böyle olmadığını göreceklerdi. Mürsi'nin BaÅŸsavcı Abdulmecid Mahmud'u görevden almasından ve devrim rejimini konsolide etme kararından sonra AB ve ABD hemen ters döndü ve Mürsi'ye uyarılar göndermeye baÅŸladılar.
Kaldı ki, Gazze konusundaTürkiye ile Mısır arasında bir rekabet ortamı yok tamamlayıcılık veya rol dağılımı vardır. Mürsi yönetimi Mübarek yönetiminden farklı olarak Gazze ile ilgilidir.
Bu bizim yükümüzü hafifletmiÅŸtir.

İkinci olarak, fiziki olarak Gazze Mısır'a sınırdır ve dolayısıyla Mısır'ın etkisi de buna baÄŸlı olarak daha ileri seviyededir. EÅŸyanın tabiatına uygun olan da budur. Ulusalcılar ise dana altında buzağı arıyorlar. Türkiye'nin Gazze'deki rolünü kaybedip kaybetmediÄŸini soracaklarına neden Suriye'deki rolünden söz etmiyorlar? Gazze'de rol kaybından ÅŸikayet edenler Türkiye'nin Suriye muhalefetinin üzerindeki etkisini geriletmenin de mimarlarıdır. CHP ve bazı aydınlar böyle. Türkiye'nin rolü yerine orada İran ve Rusya'nın rolünü yeÄŸliyorlar. Dolayısıyla Türk basını ve kimi yazarları ekseriyetle yapıcı deÄŸil yıkıcı bir rol oynamaktadır. Türk basınının veya bazı yazarlarının kendilerine ve ülkelerine karşı zerrece saygıları yoktur. Zira her yorumları tutarsızdır. Hakikatlere göre deÄŸil dürtülerine ve takıntılarına göre yorum yapıyorlar. Keza İran ve mihveri açıktan Åžii yayılmacılığı yapar ama mezhep politikası izleyen ve suçlu Türkiye olur. Pes doÄŸrusu! Laik muhalefet İsrail'den İran'a kadar herkesin sözcüsüdür. Her türlü cereyanın bineÄŸi ve taşıyıcısıdır. Ülkesinin her iyiliÄŸine ise kördür. Peki! Neden, Türkiye'nin kaybettiÄŸi tezini koro halinde sahipleniyorlar? Bunun nedeni Türkiye'nin İsrail'i ihmal ettiÄŸini düÅŸünmeleridir. Ne yapsınlar İsrail'e kıyamadıkları ve gönülleri varmadığı için Türkiye'ye kıyıyorlar. Hasan Cemal, İsmet Berkan İsrail'in ihmalini gündeme getirirken ve bunun hesabını ErdoÄŸan hükümetinden sorarken Taraf daha ileri giderek sorgulamayı manÅŸete taşıdı. Kaybedenler kulübüne Türkiye'yi de dahil etti. Sakın kendisi son dönemlerde kaybedenler kulübünün gedikli üyesi haline gelmesinin intikamını almaya çalışıyor olmasın? Velhasıl, kaybedenlere kazananlara çamur atıyor. İsrail'in kuyruÄŸundan sakın ayrılmasınlar. Kimyalarına ters düÅŸerler.

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Mustafa Özcan
25-11-12
E mail: habervaktim.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
TÜRKİYE KAYBEDENLER KULÜBÜNDE Mİ?
Online KiÅŸi: 20
Bu Gün: 688 || Bu Ay: 6.666 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.195 || Toplam Tıklanma: 58.640.256