
| Kategori : / PORTRELER | Okunma Sayısı: 3755 |
BİRKAÇ günden beri, elimde, Ahmet Kaplan'ın: İŞTE NECİP FAZIL isimli önemli bir kitabı var. Eser, Türkav (Türkiye Kamu Çalışanları Kalkınma ve Dayanışma Vakfı) yayınları arasında çıkmış.
İşte Necip Fazıl'ı büyük bir dikkatle ve zevkle okudum!
Necip Fazıl, bizim fikir ve sanat dünyamızın dehalarından biri. 1978 yılında, İstanbul'da, Atatürk Kültür Merkezi'nde Samet AÄŸaoÄŸlu ile konuÅŸurken bana demiÅŸti ki: 'Necip Fazıl, bir dehadır. Türkiye'ye yüzyılda bir Necip Fazıl ancak gelir.'
Bu, doÄŸru bir tesbit, 'Türkiye'ye yüzyılda bir Necip Fazıl ancak gelir ama, Türkiye o dehanın kıymetini bilemez. Necip Fazıl'ı yeteri kadar okuyamaz; yeteri kadar anlayamaz. Bir beytinde demiÅŸti ki:
'Ey düÅŸmanım sen benim ifadem ve hızımsın
Gündüz geceye muhtaç; bana da sen lâzımsın!'
DüÅŸmanları Onu okumamakta, anlaşılmasına imkan tanımamakta... ısrarlı oldular.
'Türk'ün ruh köküne düÅŸman olanlar' 'Allah'ın kitabını inkar edenler' 'Himalaya çapında ahmaklar' ile 'İslamı anlamayan' tavla zarlı kafalı ham softalar, kaba yobazlar...' da, Necip Fazıl'ı ya hiç görmemeye veya kendilerine göre törpülemeye, deÄŸiÅŸtirmeye çalıştılar. Necip Fazıl'ın kırk ayrı özelliÄŸi var. Bu özelliklerinin başında, Onun anlatılmaz ölçüler içinde Müslüman bir Türk mütefekkiri olması geliyor. Necip Fazıl, TürklüÄŸüyle, Türk Milletiyle övünen gönül kumaşı ipekten bir Müslüman.
Biri ben olurdum
1934 yılında, Necip Fazıl'ı yepyeni bir aydınlığa kazandıran NakÅŸibendi ÅŸeyhlerinden, veliler zincirinden Abdülhakim Arvasî Hazretleri'nin 'Himalaya çapındaki ahmaklara, TürklüÄŸü reddeden ham softalara, kaba yobazlara' bir ikazı var. Diyor ki: 'Ben bir seyyidim! Yani bu demektir ki Türk deÄŸilim. Ama yer yüzünde, bütün Türkler silinse, üç Türk kalsa, biri ben olurdum. İki Türk kalsa, biri ben olurdum. Son Türk kalsa da o gene ben olurdum! Çünkü; Türkler olmasa, bugünkü manada İslamiyet de olmazdı!'
'Kurtarıcısı, yol göstericisi' böyle söylerse, acaba talebesi, takipçisi, terkipçisi kendisini nasıl ifade eder? Sesinin en yüksek tonuyla Necip Fazıl da ÅŸöyle der: 'Nutuklarımı Türkçe söylüyorum. Yarın öldüÄŸüm zaman da, affımı Türkçe isteyeceÄŸim!'
Sonra devam eder:
'Ne Haçlı, ne ÅŸaman Türk!
Müslüman, Müslüman Türk!
Ölümsüz, kahraman Türk
Yeni yurtta yaman Türk
Her ÅŸey Türktür orada
Mekan Türktür, zaman Türk!'
İki meşaleden biri
NECİP Fazıl'ın iki mukaddes meÅŸ'alesinden birisi Türklüktür, ötekisi İslamiyet! TürklüÄŸü yüceltmek ve güzelleÅŸtirmek için İslamiyeti bütün varlığıyla benimser. İslamiyeti yaymak, yaÅŸatmak, bayraklaÅŸtırmak için TürklüÄŸe sarılır. Türklük ve İslamiyet, Ona göre iki kutup yıldızıdır. Onun, olmazsa olmazlarıdır. Türklük ve İslamiyet birbirini tamamlayan iki asli unsurdur. Birini ötekisinden ayırmak, tek başına kalana ihanet etmektir. Necip Fazıl böyle düÅŸünür.
Ahmet Kaplan, Necip Fazıl'ı çok iyi okumuÅŸ, çok iyi incelemiÅŸ. Sonra tesbitlerini, tertemiz, pırıl pırıl ve ÅŸahsiyetli bir Türkçe'yle ortaya koymuÅŸ. 155 sayfalık İşte Necip Fazıl kitabında birtek uydurukça kelime yok. 'Sel', 'Sal' sarsaklığında birtek cümle yok. Zarif üslubunda, Necip Fazıl aydınlığı dikkat çekiyor! N.Fazıl diyor ki:
'Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaÅŸam, eÄŸilim...
Ya bunlar Türkçe deÄŸil, yahut ben Türk deÄŸilim!
Oysa halis Türk benim, bunlar iÅŸgalcilerim...
Allah Türk'e acısın, yalnız bunu dilerim!'
Ahmet Kaplan, Necip Fazıl'ın eserlerinde, Türklükle ilgili yazıların baÅŸlıklarını ve üstadın Türk'ü, TürklüÄŸü anlatırken kullandığı deyimleri birbir bulup sıralamış. Yüz'e yakın tesbitten bazıları ÅŸöyle: Türk'ün ruh kökü/Türk Milleti'nin ruh mührü/Türk'ün hakikatı/Türk haÅŸyeti/Türk'ün tarihi çilesi/Türk'ün mukaddesatı/Türk'e karşı Türk'ün yanında/Türk'ün saffetli hayatı/Türk anaları/Türk'ün bütün milli kokuları/Türk ruh kumaşı/Sapına kadar Müslüman dibine kadar Türk/Türk hücresi Anadolu/Türk'ün genç adam tipi/Asil Türk halkı/Aziz ve mübarek Türk Milleti... vs.vs.'
Başkalarının uşakları
NECİP Fazıl'a göre, 'Türk'de İslamı, İslam da Türk'ü tasfiye etmeye çalışanlar, Rusya'nın ve Batı dünyasının uÅŸaklarıdırlar. Bunlar bazan, 'Himalayalar kadar ahmak' bazan da 'beyinleri tavla zarı kadar küçülmüÅŸ ham softalar, kaba yobazlardır.
Ahmet Kaplan'ın kitabı bana iki-üç yıl önce yaÅŸadığım bir hadiseyi hatırlattı: Sakarya ilimizde yapılan bir ÅŸiir programına davetliydim. Yanımda Olcay Yazıcı ile Ekrem Kaftan da vardı. Bir ara birisi Necip Fazıl'ın, Sakarya Türküsü isimli ÅŸiirini, ÅŸiirdeki 'Türk' kelimesini çıkartarak okudu:
'Rabbim isterse sular, büklüm büklüm burulur
Sırtına Sakarya'nın Türk tarihi vurulur
beytinin ikinci mısrasını:
'Sırtına Sakarya'nın İslam tarihi vurulur' şeklinde değiştirdi.
Kalkıp kürsüye geçtim ve itiraz ettim:
- Necip Fazıl, İslam İlmihalini yazacak kadar İslamı bilen bir mütefekkir ÅŸairimizdir. Burada hiçkimsenin o ÅŸiiri deÄŸiÅŸtirmeye, oradaki Türk kelimesini çıkarmaya hakkı yoktur. Türk'e, TürklüÄŸe tahammül edemeyenler, İslamiyeti Sakarya'da boÄŸmak isteyenlerle aynı kafada olanlardır! dedim.
Bazı gençlerin salon terk etmelerine dehÅŸetle ÅŸahit oldum. Sonra o gençlerin bir kısmı, programdan sonra tekrar bana geldiler. Soy bakımından Türk olduklarını ama ırkçılığa inanmadıklarını söylediler. Gece saat 01'e kadar onlara anlatmaya çalıştım ki Türk olmak, Türk'ü sevmek, Türk'ten bahsetmek, Türk tarihinin ÅŸiirini yazmak... kat'iyyen ırkçılık deÄŸildir. Türk'ü bertaraf edenler, esasında İslamı kolsuz kanatsız bırakmak isteyen budalalardır!'
İşte Necip Fazıl'ı iyi okumak-okutmak lazım. Ahmet Kaplan ve hayırlı bir hizmette bulunan TÜRKAV'ı tebrik ederim.
Tercüman, 15 Temmuz 2003 Salı
Yazının alındığı kaynaÄŸa ulaÅŸmak için tıklayınız.
Yazar: Yavuz Bülent Bakiler |
11-12-12 |
||
| E mail: turkcebilgi.com | Tweet | ||