HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / ÇARPIK VAZİYETLER
Okunma Sayısı: 1907
Yazar: Cafer Keklikçi
TEKNOLOJİ CİNNETİ

...
Mümkün olabilecek bir şeyi istemekle o mümkünün gerçekleşmesi arasındaki mesafe her geçen gün artıyor... İnsanın istekleri sınırsız; iktisatta ihtiyaç tanımlanırken şu cümle temel alınır; ihtiyaçlar sonsuzdur. Tabi bu cümle kapitalist sistemin elifbasıdır. Geniş anlamıyla temeli 1929 Ekonomik Buhranı'ndan sonra John Maynard Keynes tarafından atılmıştır. Keynes kapitalist sistemi icat etmemiş ama kapitalist sistemin sert bir şekilde hayatın yerini almasını sağlayan görüşler öne sürmüştür. 1930'lardan bu yana dünyadaki uygulanan bütün ekonomi politikalarının temelinde Keynes'in düşünceleri vardır. Bazı ülkeler zaman zaman Keynes'ten uzaklaşsalar da sonunda dönüp dolaşıp yine Keynesgil ekonomi politikasına gelmişlerdir. O yıllarda ABD için reçete sunan Keynes, asıl Avrupa'da maya tutmuştur. İktisadın insan üzerindeki tahakkümünü para ve faize endeksleyen bir anlayış, daha sonraki izleyicileri tarafından (Klasik Keynesyen Görüş ve Yeni Keynesyen Görüş) geliştirilerek kapitalist sistemi doğurmuş; doğurmakla kalmayıp onu büyüterek bütün dünyaya hâkim kılmaya çalışmıştır. Artık insan eşittir para ve faiz, eşittir hayat anlamına getirilmiştir. Kapitalist sistem önce Avrupa ülkelerinde hayat bulmuş; insanın hayattaki insani gerçekliği silinip yerine iktisat gerçekleri ikame edilmiştir. Buharın makinede kullanılmasıyla makinenin insan hayatını insan eliyle kolaylaştırmasının yerini, kapitalist sistemin hayata uyguladığı ekonomi gerçekleriyle makinenin insana tahakküm etmesi ve insanın çalışan bir makine haline getirilmesi sağlanmıştır. Böylece, günümüzde geldiğimiz nokta; teknolojinin insan hayatını çepeçevre sarması ve bu teknolojinin kapitalist sistem gereği insanlar tarafından mutlaka kullanılması, kullanmayan insanın hayattan hatta dünyadan devre dışı kalması söz konusu olur hale getirilmiştir. Öyle bir sistem ki aldığımız nefes bile kapitalist sistemin kurallarından berî kalamıyor. Şu an yeryüzünde bir insanın nefes alması bile kapitalist sistemin kurallarına tabi; tabi olmayana hayat hakkı yoktur.

Türkiye'de 2000'li yıllara kadar tam anlamıyla kapitalist sistem hâkim olamamış ama 2000'li yıllardan sonra artık paranın dini imanı olmadığı ön kabulüyle birlikte sert bir şekilde uygulanmaya başlanmıştır. Buna paralel olarak teknolojik gelişmeler neredeyse gün farkıyla ülkemize giriyor. Çünkü teknolojinin bir ülkeye girmesi kapitalist sistemin o ülkede var olup olmadığıyla ilgilidir. Kapitalist sistem insanı bir para makinesi olarak gördüğü için, teknoloji girebilecek ülkeye önce sistemin girmesi sağlanıyor. Yalnız, hesap edilmeyen bir şey var Türkiye'de; biz Türkler öyle bir an gelir ki ulan bunun ucunda ölüm mü var deyip kestirir atarız, çalışmayı o an orada bırakırız, çünkü eğer ölüm varsa zaten hepimizin gideceği yer orası değil mi diyerek yani fanilik duygusu bizde ağır basar. Fakat bu kestirip atma meselesi gün güne eskiyor. Türkiye gittikçe teknoloji dinine tabi oluyor. Hayatımız gün geçtikçe bilim kurgu filmlerine dönüşüyor; evimizde içine sokağa adım attığımız anda her an her adım başı teknoloji diniyle karşı karşıyayız. Adeta bir tapınma var insanlarda; örneğin bir insan binbeşyüz türlü cep telefonu kullanıyor. Her gün yeni marka. Her gün yeni bir gelişme.

Artık gelişe gelişe boğuluyoruz... Teknoloji hayranlığı din duygusunu aştı. Aşk ve vecd haline geldi. Artık gençlerimiz âşık olmuyor; çünkü teknoloji aşka yer bırakmıyor. Âşık olmak zaten geçen asırda kalmıştı; modası geçmiş bir durum yani, öyle görülüyor. Artık gençler bir yerde toplanıp fikir teatisinde bulunmuyor. Bir ideal etrafında bir araya gelmiyor. Sosyal olarak artık insanlar birbiriyle görüşmüyor; aynı sınıftaki öğrenciler bile birbiriyle ya telefonla ya da internet yoluyla görüşüyor. Yani görüşmüyor. Hayatımız her an görüşerek ama gerçekte hiçbir zaman görüşmeyerek geçiyor. Hatta aynı iş yerinde çalışan bir arkadaşımızın yerinin değişmesini bile artık internetle öğreniyoruz. Oysa az önce yanımızdan geçmişti mesela; teknolojiden birbirimizle konuşmaya fırsat bulamıyoruz. O yüzden sosyal hayatta insanlar teknoloji cinneti geçiriyor. Cinnet geçiren insanın insanlıktan çıktığı gibi biz de artık insan olarak değil teknoloji kullanır birer varlıklar olarak hayattaki hayatsızlığımızı yaşıyoruz.

Gazeteler ve dergiler tabletlere yüklenip dijital ortamdan yayın yapılacakmış, kitap e-kitap olarak basılacakmış... Ki bunlar artık yapılmaya başlandı. Ben diyorum ki insanı da tablet olarak programlasak iyi olmaz mı! Teknoloji manyağı olmuş insan artık teknolojiye dönüşsün bitsin bu iş!

Hepimize geçmiş olsun!

Yazının tamamı için tıklayınız.

Yazar: Cafer Keklikçi
15-12-12
E mail: milligazete.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
TEKNOLOJİ CİNNETİ
Online Kişi: 27
Bu Gün: 714 || Bu Ay: 6.692 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.234 || Toplam Tıklanma: 58.640.761