HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / ÎMAN VE İSLÂM
Okunma Sayısı: 2611
Yazar: Dr. Ebubekir Sifil
SÜT BANKASI MESELESİ

Bir hayli konuşulduğu/sorulduğu için yazmak farz oldu. “Süt bankası” meselesine bakışımız nasıl olmalı?

Öncelikle şunu belirtelim: Modern hayatın müdahale edemediği nadir alanlardan biri anne sütü. Bugüne kadar anne sütüne denk bir mama yapmayı başaramadı insanoğlu; bundan sonra da başaramayacak.

Annenin sütüne rakip bulamadı modern insan, ama “anneliğe” müdahaleyi de ihmal etmedi. Modern kadın hasbelkader (yoksa kazara mı demeliydim?) çocuk doğurmayı göze aldıysa, doğurduğu çocuğu emzirip de bedeninin deforme olmasına da müsaade edecek değildi ya! Bunun için bulunan formül: Anne sütü bankası!

Hem çocuk tabii anne sütüyle beslenmiş olacak, hem de “anne” fizik görüntüsünü korumuş olacak…

Müslümanlar bakımından şu veya bu sebeple annesinin sütüyle beslenme imkânı bulunamayan bebek için “sütanneliği” kurumundan istifade edilmesi (fıkhî tabiriyle radâ), en ince detayına kadar kitaplara geçirilmiş malum ve meşhur bir meseledir. Zahirî mezhebi dışındaki mezheplerde süt emme çağındaki bebeğin, annesi dışında bir başka kadının sütünü belli bir miktar emmesiyle “süt akrabalığı” teessüs eder. Zahirî mezhebinde ise yetişkin kimsenin emmesiyle de süt akrabalığı oluşur.

Efendimizin (S.A.V.) de bu uygulamaya Halime isimli kadının yanında kaldığı ve onun sütünü emerek onun süt çocuğu olduğu malumdur.

Uygulamanın bizzat kendisi malum ve meşru olmakla birlikte, eskiden olduğu gibi “münferit” bir hadise olarak kalmayıp, “kitleselleşmesi” durumunda yeni birtakım meselelerin gündeme geleceği açıktır. Münferit uygulamada kadın hangi çocuğu emdirdiğini bilir; bu konuda ailelerde de belli bir hassasiyet vardır. Dolayısıyla süt akrabalığı ve bunun doğurduğu sonuçlar titizlikle takip edilir. Süt emme dolayısıyla aralarında akrabalık ilişkisi (kardeşli, annelik…) vuku bulmuş, tıpkı kan akrabalığı gibi bir akrabalık meydana gelmiş kimselerin birbiriyle nikâhlanması –istisnaî durumlar/ihmaller dışında–  söz konusu değildir.

Ancak “süt bankası” uygulaması söz konusu olduğunda meselenin mahiyeti değişir. Bilhassa genç nesilde dinî hassasiyetin hayli zayıfladığı günümüz ortamında hangi çocuğun kimin sütünü emdiği ve kimlerle arasında süt akrabalığı ilişkisinin meydana geldiği titizlikle takip edilmez ve bu konuda bir “toplumsal bilinç” oluşturulamaz ise, –Allah korusun– zaman içinde sütkardeşlerin birbiriyle evlenmesinin önüne geçilemez.

İki genç düşünün, sütkardeş olduklarını bilmiyorlar. Günümüz ortamında gençler arasında duygusal ilişki bulunması artık ne yazık ki sıradan bir konu olarak telakki ediliyor. Bu şekilde bir ilişki sonucu evlenme noktasına gelmiş iki insana gelin de bu meseleyi anlatın!

Bir de bu arızanın kitleselleştiğini düşünün! Giderek sütkardeşlerin evliliğinin kitleselleşmesi gibi küllî bir arızanın meydana gelmesi günümüz şartlarında son derece mümkün ve muhtemeldir.

Dolayısıyla “sedd-i zerayi” babından (sakıncaya yol açabilecek şeylerin bizzat kendisi caiz olsa da sonuçları dikkate alındığında yasaklanması) bu meselenin mutlak anlamda caiz olduğunu söylemek doğru değildir.

Vallahu a’lem.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Dr. Ebubekir Sifil
22-03-13
E mail: milligazete.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
SÜT BANKASI MESELESİ
Online Kişi: 26
Bu Gün: 52 || Bu Ay: 6.857 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.459 || Toplam Tıklanma: 58.644.021