
| Kategori : / AKTÜALİTE | Okunma Sayısı: 2397 |
Son anda bir aksilik olmazsa, “çözüm süreci”nin ilk aÅŸaması, “terör örgütü PKK”nın, Türkiye’deki silahlı militanlarını sınır dışına çekmesiyle tamamlanmış olacak. Buna garanti gözüyle bakıldığından, ÅŸimdi ikinci aÅŸama üzerinde duruluyor.
Ancak “ikinci aÅŸamaya dair esaslı bir mesele”ye dikkat çekmeden önce, süreçle ilgili bazı endiÅŸelere deÄŸinmek istiyorum.
Önce, düne kadar hukuki-adli tanımlamada “terör örgütü” olarak kıymet biçilen KCK aklandı. Åžimdi de “PKK’nın algılarda aklanması”na dair görseller üretiliyor, vizyon oluÅŸturuluyor. PKK terör örgütünün fiili liderinin, “aklanmış KCK”nın “Yürütme Konseyi BaÅŸkanı” sıfatıyla terör üssü Kandil’de basın toplantısı düzenlemesi, her ne kadar, “PKK’nın çekilme programı”nın açıklanacağı bir toplantı gibi sunulsa da, “terör örgütünün elebaşılarının kamuoyuna sunularak “algıların alıştırılması”na dair altyapı kurulması” gibi bir iÅŸlevi de haiz deÄŸil mi? Eli kanlı katiller, basında “cici siyasetçiler” gibi gösterilmedi mi?
Sadece iç hukuk ve izlenimde deÄŸil, uluslararası hukuk ve bakış açısında da PKK’yı aklamaya yönelik hızlı manevralar yapıldı. Nitekim Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, çekilme beklenmeden, süreç tamamlanmadan, durum normalleÅŸmeden PKK’nın “terör örgütü olmadığı”nı ilan etti, PKK’yı fiilen “siyasi muhatap” olarak tanımış oldu, PKK terörünü “meÅŸru mücadele” olarak tanımladı bile.
Bu durumda, eÄŸer süreç olumlu sonuçlanmazsa, uluslararası arenada ve iç hukukta aklanmış PKK, daha büyük bir belâ haline gelmez mi? Bu karar alınırken, DışiÅŸleri Bakanlığı ne iÅŸ yapıyordu acaba?
Åžimdi GüneydoÄŸu’da, zafer havasına girerek şımaracak PKK’lılar, insanlar üzerinde kolluk kuvveti olarak fiili bir etkinlik kurmaya, bölgenin sosyal yapısını, iÅŸ ve ticaret hayatını kontrol etmeye baÅŸlarlarsa bu, PKK’nın “terör örgütü” niteliÄŸinden “mafyacılık”a geçiÅŸi anlamına gelmez mi? Bölgenin sosyal yapısını, iÅŸ ve ticaret hayatını fiilen kontrol eden “aklanmış PKK”, zaman içinde “legalitenin verdiÄŸi rahatlık” içinde, “eskiye dönülmesin endiÅŸesi”nin getirdiÄŸi göz yumma ile, Kuzey Irak’ta Barzani’nin yaptığı gibi, bölgeyi Türklerden arındırmanın yollarını da aramaz mı?
Nitekim Kandil’deki basın toplantısında terör örgütünün elebaşısı, “koruculuk sisteminin kaldırılması”nı ve “özel timlerin bölgeden çıkması”nı istemedi mi? Böylece, bölgenin etkin gücü olarak, aklanarak ülkeye buyur edilen PKK’lılar kalacak... Bu hal, bir sorunu çözerken, daha büyük baÅŸka bir sorunu üretmez mi?
Gelelim çokça sözü edilen ikinci aÅŸamaya... İkinci aÅŸama için konuÅŸulan hususlardan birine dikkatinizi çekmek istiyorum.
Buna göre, sınır dışına çıkmış teröristlerden Türkiye’ye dönmek isteyenlar, eÄŸer “suça bulaÅŸmamış” iseler, haklarında hiçbir hukuki-adli iÅŸlem yapılmayacak. Bilâkis bunların rehabilitasyonu saÄŸlanacak; normal hayata uyum saÄŸlayabilmeleri için eÄŸitim, vatandaÅŸlık, askerlik, iÅŸ ve meslek edinme, seçme ve seçilme hakları gibi konularda bir dizi düzenleme yapılacak.
GörüldüÄŸü gibi, “çekilme”yle birlikte, “suça bulaÅŸmamış örgüt mensubu” diye bir kavram ürettiler.
“Suça karışmamış PKK’lılar”ın ülkeye, sınır kapılarını kullanarak, pasaportlarıyla girmeleri saÄŸlanacak. Hatta pasaportu olmayanlar için formül de bulunmuÅŸ. “Pasaportumu kaybettim” diyenlere, “T.C. kimlik numarası” ile geçici belge düzenlenip giriÅŸi saÄŸlanacakmış. Yani sürecin olumlu sonuçlanmaması halinde silaha baÅŸvurma eÄŸilimi içindeki ÅŸahıslar, aklanarak içeri alınacak!
Mevcut yasaları savunuyor deÄŸilim. Ancak yasalar uygulanırken herkese aynı ÅŸekilde uygulanmalı deÄŸil mi? Herhangi biri için suç olan bir husus, PKK olunca niye suç sayılmıyor? Ya da PKK için suç deÄŸilse, diÄŸerleri için de suç sayılmamalı...
Bir örgüt yasadışı ise, o örgüte mensup olmak da suç olmaz mı? Örgüt mensubu olmak suç ise, o zaman örgüt mensuplarının “suça bulaÅŸmamış olanları”ndan söz etmek nasıl mümkün olabilir? EÄŸer konusu suç olan bir eylemde bulunmaması halinde örgüt mensubu olmak suç deÄŸilse, o zaman herhangi bir eyleme bulaÅŸmamış olup da sırf örgüt üyesi olma suçuyla hapiste yatanların derhal serbest bırakılması gerekmez mi? Åžimdi, özellikle müslümanlar için uygulanan “örgüt üyeliÄŸi” suçu fiilen kalkmış olmadı mı?
Bu veriler ışığında Hükümet’e sormak lazım:
Devlet ile PKK arasında özel-gizli bir anlaÅŸma mı yapıldı? Gizlenen içerikte neler var? İç ve dış hukukta PKK’nın meÅŸruiyetinin kabulünü nasıl anlamlandıracağız? PKK’nın, militanlarını çekmesi halinde, belirlenmiÅŸ ve zamana yayılmış bir süre zarfında TSK da bölgeden asker mi çekecek? GüneydoÄŸu askerden arındırılıp, PKK militanları, bölgede asayiÅŸi saÄŸlayan özel kuvvetler haline mi getirilecek?
Barışa evet ama, sorun üretenine deÄŸil!
Yazar: Faruk Köse |
29-04-13 |
||
| E mail: habervaktim.com | Tweet | ||