HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 3847
Yazar: Faruk Köse
BİZDENDİR DİYE YANLIŞI GÖRMEZDEN GELEMEM

Tenkidde usul: Bizdendir diye yanlışı görmezden gelmemeliyiz

Geçen yazıda (19.06.2013), BaÅŸbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın “gerekirse askeri göreve çağırırız” mealindeki açıklaması üzerine “ordunun iç güvenlik ve asayiÅŸe müdahil olmasının doÄŸru olmadığı”nı vurgulamış, bu sözün “askeri vesayete kapı aralamak” anlamına geldiÄŸine dikkat çekmiÅŸtim.

Yazı üzerine arayan dostlarım bazı çekincelerini dile getirdiler. Bunlardan ikisini önemli bulduÄŸumdan ve eleÅŸtiri dozu belli bir eÅŸiÄŸi aÅŸtığından, meseleyi bir kez daha izah etme gereÄŸini hissettim.

EleÅŸtiriler iki hususta yoÄŸunlaşıyordu: Bunca badire atlatılırken, bizden insanların kurduÄŸu Hükümeti eleÅŸtirmek doÄŸru mu? Sivil iradeden emir aldığı sürece, askerin asayiÅŸte görevlendirilmesinde ne sakınca var?

Önce “eleÅŸtiri” meselesi...

EÄŸer eleÅŸtirilecek bir durum varsa, çok sevdiÄŸim rahmetli babam mezardan kalkıp gelsin, eleÅŸtiririm. Kimse “tenkit” gerektiren haline “taltif” beklemesin. Bu, genel prensibimdir.

Ancak, yazılarımda gerek Hükümet ve üyelerini, gerekse baÅŸka ÅŸahısları ve kurumları eleÅŸtirirken, eÄŸer eleÅŸtirilecek bir durum varsa, iki ilkeyi gözetmeye dikkat ediyorum:

1- “Åžahısları ve kurumları” deÄŸil, “algıları ve olguları”, “iÅŸleri ve icraatları”, “sistemi ve iÅŸleyiÅŸi” eleÅŸtiriyorum. Yani baÄŸcı dövmeyi deÄŸil, baÄŸdaki bozukluklara iÅŸaret edip, üzümün daha kaliteli olması için gerekli gördüÄŸüm hususları hatırlatıyorum.

2- Yıkıcı deÄŸil, “yapıcı eleÅŸtiri”de bulunmaya gayret ediyorum. “Åžu yanlış”, “bu olmamış”, “o niye öyle?” türünden deÄŸil de, “ÅŸu yapılırsa ÅŸöyle bir yanlışlık yapılmış olur ve o da ÅŸunlara yol açar”, “bunu öyle deÄŸil de böyle yapmak daha uygundur”, “falan hususu filan ÅŸekilde yaptığınızda feÅŸmekan durum çözümsüz kalır, onu da hesaba katmak gerekir” türünden, “toplumun kimlik ve kiÅŸilik deÄŸerlerine endeksli alternatifler” göstermeye, “ileride ayaÄŸa dolaÅŸacak çeliÅŸkiler”e dikkat çekmeye çalışıyorum.

Son 268 yazıda, eÄŸer eleÅŸtiri varsa bu iki hususa riayet etmeye çalıştım. Bu vesileyle ÅŸunu da vurgulamak istiyorum:

Hata yapan için “bizden” ve “öteki” ayrımı, sadece “telafideki yaklaşım”da farklılaşır; yoksa “bizden” diye kimsenin hatasını “müsbet hanesi”ne, “öteki” diye kimsenin doÄŸrusunu “menfi hanesi”ne yazamayız. Bu, “İslam’ın adalet ilkesi”ne uygun düÅŸmez. Ayrıca, “bizden olan”ın, hatalarını sürekli “bize karşı” yapması, ötekileri “el üstünde” tutarken bizi “kenara itekleme”sine raÄŸmen bu kadar müsamahakâr olmak, “müslümanın izzet ve ÅŸerefi”ne uygun düÅŸmez diye düÅŸünüyorum. Kaldı ki, mezkur yazımın baÅŸlığında bile kullandığım kelimeleri dikkatle seçmiÅŸ; “askeri vesayeti çağırıyorsunuz” deÄŸil, “askeri vesayete kapı aralamak” ÅŸeklinde, olası menfi sonuca iÅŸaret etmiÅŸtim.

Gelelim “askeri vesayet” konusuna...

Yıllardır savunduÄŸum, siyasal ve sosyal felsefemi kurguladığım “İnanç Devleti” adlı kitabımda da önemli bir ana ilkeyi teÅŸkil eden açık ve net görüÅŸüm ÅŸu:

Askerin vazifesi “iç güvenlik”te görev almak da deÄŸildir, “asayiÅŸ”i saÄŸlamak da deÄŸildir, “rejim-sistem”i beklemek de... Askerin bir tek vazifesi vardır: ülkeyi dıştan gelen saldırılara karşı korumak...

Asker, bu vazifesini belli bir ideoloji, rejim, sistem, siyasi görüÅŸ veya felsefi kanaat adına yapamaz. Askerin ideolojisi olamaz. O, sadece askerdir.

Ancak bugün T.C. Ordusu “Laik-Kemalist ideoloji”ye göre biçimlendirilmiÅŸtir ve ülkeyi beklemenin yanında, “Laik-Kemalist rejim ve sistem”i de beklemektedir. Bunu son derece yanlış buluyorum ve bir an önce bu yanlışa son verilmesi gerekiÄŸini düÅŸünüyorum. Bu hale katkı saÄŸlayacak herhangi bir ÅŸeye de tevessül edilmemesi, müsamaha gösterilmemesi gerektiÄŸine kaniyim. Velev ki devlet “İslam Devleti”, ordu da “İslam Ordusu” olsun, ordunun asayiÅŸe karışmasını doÄŸru bulmuyorum. İç güvenlik ve asayiÅŸ askerle deÄŸil, baÅŸka yollarla saÄŸlanmalıdır.

Bu çok önemli. Ne kadar önemli olduÄŸunu ÅŸöyle izah edeyim: Ordu iç güvenlikten o kadar uzak tutulmalı ki, mesela bir halk ayaklanması olsa ve rejim devrilme noktasına gelse bile ordu buna karışmamalı. Bu ayaklanma iç güvenlik teÅŸkilatları tarafından bastırılır.

Bastırılamazsa rejim deÄŸiÅŸir, toplum ve devlet yeni bir yapılanmayla hayatına devam eder. Çünkü “toplumun devleti”nin, “toplumun istemediÄŸi bir rejim”le yönetilmemesi gerekir.

Yani ordunun “iç güvenlik ve asayiÅŸ”e karışmasını istemeyiÅŸim “ideolojik muhalefet”ten veya “imani tarafgirlik”ten kaynaklı deÄŸil; tamamen “prensip-ilke meselesi”dir. Yoksa eleÅŸtiriyi, “Arınç dedi, muhalefet edeyim” kastıyla yapmış deÄŸilim. Sayın Arınç’ın yazıda adının geçmesi, sadece yazının onun sözü üzerine yazılmasından ve güncellikle irtibatlandırılmasından ibarettir.

Lütfen, geçmiÅŸte karşı çıktıklarımıza sıra bize geldiÄŸinde sahip çıkarak, gelecekte ayağımıza dolaÅŸacak prangaları kendi ayağımıza kilitlemeyelim.

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Faruk Köse
23-06-13
E mail: habervaktim.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
BİZDENDİR DİYE YANLIŞI GÖRMEZDEN GELEMEM
Online KiÅŸi: 24
Bu Gün: 131 || Bu Ay: 6.936 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.585 || Toplam Tıklanma: 58.646.144