HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / ÂKİF EMRE
Okunma Sayısı: 2297
Yazar: Akif Emre
KORKU PSİKOLOJİSİYLE AYAĞA KALKILAMAZ

Abdülhamid'in hatası

İslam Alemi uzunca bir süredir kendine olan öz güvenini kaybetti. Bozgunlar, yenilgiler, parçalanmalar, sömürgeleÅŸtirilmeler, ihanetler sonucu korku ve ÅŸüphe hayata bakışımızı, dünyayı deÄŸerlendirme biçimimizi belirleyici oldu.

Elbette bu duygu hali bir sonuç. Bu algının yerleÅŸmesinde yaÅŸanan acılar ve kendi dışımızdaki dünya, özellikle Batı uygarlığı ve onun maddi tezahürleri karşısında 'gerikalmışlık' psikozunun etkisi büyük. İslam medeniyeti tüm canlılığıyla diri olmasına karşın Müslümanların periÅŸanlık sergileyen durumları, eÅŸyanın hakikatini keÅŸfetme ameliyesinden nasıl ve neden uzaklaÅŸtıkları konularında kafa yormak yerine ortaya çıkan sonuçlar karşısında genel bir yılgınlık, korku ve kuÅŸku hali ortaya çıktı. Bu ufuk kararmasına yol açan kötümserliÄŸin farklı coÄŸrafyalarda, farklı alanlarda, deÄŸiÅŸik tezahürlerini görebiliriz.

Her yaprağın kıpırdanışında Yahudi, Siyonist parmağı aranması gibi Batı'nın parçalayıcı siyaseti, Amerika'nın sömürgeciliÄŸi, lobilerin komploları, Masonların gizli oyunları vb. etrafımız karabasanlarla kuÅŸatılmıştır adeta. Her biri yaÅŸanan bir gerçekliÄŸin abartılmasıyla adeta mutlaklaÅŸtırılan, aşılması imkansız, belirleyici sabiteler halinde saplantıya dönüÅŸen bu korku çemberini kırmak ne mümkün!

Son dönem Osmanlı aydınlarından Hüseyin Kazım Kadri ilmi birikiminin yanı sıra İttihatçılar döneminde önemli devlet görevlerinde bulunmuÅŸ hatırı sayılır bir entelektüeldi. Dini ilimlerdeki müktesebatına raÄŸmen Batı'yı da çok iyi tanıyan Hüseyin Kazım Kadri, birlikte Yeni Zelanda'ya yerleÅŸip siyasi kavgalardan uzak hayat sürme planları kuracak kadar Tevfik Fikret'in yakın dostu idi. Hatta ütopyalarının küçük bir modelini bir ara Manisa'da gerçekleÅŸtirme denemesinde bile bulunmuÅŸ bir muhalif.

Hüseyin Kazım, II. Abdülhamid'e muhalif olmasına raÄŸmen daha sonra İttihatçılardan kopup 'nerede hata yapmıştık' sorusunu sorma cesaretini gösterdi. Abdülhamid'le ilgili tespitlerinde biri bana çok anlamlı gelir. Abdülhamid'in en büyük hatası olarak –mealen- ÅŸu tespiti yapar: Parçalanmakta olan bir imparatorluÄŸu korumak için PadiÅŸah'ın uyguladığı yasakları, içinde bulunduÄŸu yalnızlıktan dolayı aldığı tedbirleri anlamak mümkün olsa da uygulamalarının en büyük olumsuzluÄŸu içimizdeki pozitif enerjiyi bu tedbirler adına öldürmesidir; bu yaratıcılığın ortaya çıkmasına izin vermemesidir.

Benzer karamsarlığın, kuÅŸkuculuÄŸun OrtadoÄŸu'yu, Türkiye'yi yeniden kuÅŸatmakta olduÄŸunu görmemek imkansız. Olumsuzluklar komploları üretiyor. Bir yanda Amerika Suriye'yi parçalamak istiyor, diÄŸer tarafta mezhep çatışması körüklenerek OrtadoÄŸu Sünni-Åžii ayrımına sürükleniyor, Siyonistler Mısır'da kargaÅŸa çıkartıp İslamcıların iktidarını engelliyor, İran Sünnilere karşı savaÅŸ açıyor, İngilizler Irak'ta Kürt devleti kurduruyor… Her birinde bir parça gerçeklik payı bulunsa da sonuçlarında hep dışımızdaki güçlerin belirleyici olduÄŸu korkusu zamanla yorumlama biçimine dönüÅŸüyor.

Bu saÄŸlıksız ruh hali tersi durumda da tezahür edebilir. Kendi gerçekliÄŸinden kopuk olarak hayali bir güç vehmederek kendini her ÅŸeyin mutlak hakimi sanma duygusu… Var olan imkanları sistematik bir ÅŸekilde akıl planında realize etmek yerine ütopyaları reel-gerçek sanma yanılgısı benzer hezimetle sonuçlanıyor.

Ruhumuzu saran, gerçeklik algımızı belirleyen, hepsinden önemlisi bir tür mutlaklaÅŸtırılan bu güçler, emperyalistleri, iÅŸgalcileri ÅŸartlar elverse de aşılması imkansız kılıyor. Zira her ÅŸeyin izahını kapsayan bu duygu, toplumun hamle gücünü elinden aldığı gibi kendine olan güvenini kaybettiriyor ve yerini teslimiyete yahut irrasyonel tepkilere bırakıyor.

Her korku, her komplo bir gerçekliÄŸin uzantısıdır ama hiç biri asıl deÄŸildir. Asli olmayan nedenleri mutlaklaÅŸtırmak Müslüman bir toplum için itikadi olarak uzak durulması gereken bir durumdur; zira toplumun gelecek umudunu yok eder.

Siyasal ve toplumsal geliÅŸmelerin izah tarzı olarak bu duygu hali, Türkiye'de de gittikçe yerleÅŸme emareleri gösteriyor. Sebepleri görmezden gelerek sonuçlar üzerine odaklanmış bir anlama biçimi katı bir içe kıvrılmayı getirirken gerçeklik iliÅŸkisini koparmaktadır. Aydınlardan siyaset adamlarına ve medyaya kadar geniÅŸ kesimlerde sanki bilinçli olarak üretilen, yaygınlaÅŸtırılan 'büyük güçlerin oyunları' fikri tam da Abdülhamid'in içine girdiÄŸi sarmalı hatırlatıyor.

EÄŸer bu memleket üzerinde büyük oyunlar devreye sokulduysa gerçekten, tam da bu nedenle hamle gücünü, özgüveni yeniden elde edip, sebep-sonuç iliÅŸkilerinden dersler çıkarmalı. Olayı salt iktidar sorunu olarak görmek, bu bakış açısına sıkışıp kalmak sadece belli bir  kesimi peÅŸinizde tahkim etmeye yarar. Korku ve komplonun kuÅŸattığı bir düÅŸünme biçimi ne sorunları anlamaya ne de çözüm üretmeye yarar.

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Akif Emre
25-07-13
E mail: yenisafak.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
KORKU PSİKOLOJİSİYLE AYAĞA KALKILAMAZ
Online KiÅŸi: 25
Bu Gün: 664 || Bu Ay: 7.469 || Toplam Ziyaretçi: 2.931.452 || Toplam Tıklanma: 58.657.177